Avrasyacılık ve modernite

Avrasyacılık sürekli gündemimizdir; çünkü çöken Atlantik karşısında, yıkılan dünya düzeni karşısında Avrasya’nın temellerinde Slavlar ve Türkler yer almaktadır.[1] Güncel gelişmeler bağlamında sık sık adı geçen Avrasyacı modelin kabullerinden bazılarına imkân buldukça değinmekte fayda var diye düşünüyorum. Avrasyacılığın moderniteye bakışından başlayabiliriz.

Avrasyacılık, ne modernitenin tamamen kabulü ne de tamamen dışlanmasını benimseyen bir politik teoridir. Dugin’in kendine has bir dünya görüşü (Weltanschauung) olarak belirttiği bu kabuller içinde gelenekten, moderniteden ve postmoderniteden unsurlar bulmak mümkündür. Moderniteden, kültürel yapıyı bozmasına izin vermeden teknik imkânları almaktadır. Postmoderniteden alınan unsurlarda ne var derseniz, Avrasyacı bir postmodernizmden bahsedildiğini Dugin aslında sık sık vurgulamaktadır. Bu postmodernizm, geleneği yok eden modernitenin yerine geleneği yeniden moderniteden alınan olumlu unsurlarla kuracak olan postmodernizmdir. Yeniden din, millet olma, efsaneler, mitler, gelenekler postmodernizmin bu imkânı ile kurulacaktır. Moderniteden teknolojiyi almanın yanında, modernite ile yitirilen, zarar gören bazı değerler yeniden inşa edilmek için postmodernizm aslında sadece kullanılacaktır. Dugin’in belirttiği millet olma, modernlikle birlikte gelenekten uzaklaştırılan millet olma (aşınmış millet olma) olmayacaktır. Postmodern paradigmanın tam bir analizi ve “yeni bir şey”in oluşumunda kullanılması, bu teoride postmodernizmin yerini özetlemekte aslında. Postmodernizmin geçirmekte olduğu dönüşümle mücadele edebilmek için yapılması gereken “postmodern durumu”, “postmodernizmi” kullanarak modernitenin “çaldıklarını” geri kazanıp yeni bir yol ortaya koymaktır burada bahsedilen. Ayrıca, küçük bir ek, moderniteyi inkârı ve postmoderniteyi kabulü Avrasyacılığın kendine has demiştik; mesela sanayi toplumu yerine sanayi sonrası toplumdan, bilgi toplumundan bahsediliyor olması da önemlidir. Açık bir teori olduğu, dogmatik bir yapıda olmadığı için zenginleştirilmeye müsait olan Avrasyacılık, Batı marksizminin hâlâ sanayi toplumu üzerine düştüğü girdaplar yerine sanayi sonrası toplum kavramını kullanmaktan kaçınmayıp güncel bir tartışma zemini yakalayabilmenin de fırsatını açmaktadır. Özneleri dünya üzerinde artık bulunmayan teorilerle arkadaş toplantılarında ouija tahtası başında birikmiş gibi davranmaktan daha işlevsel bir yöntem olduğunu düşünmek hata olmaz. Avrasyacılık bu yüzden yeni ihtiyaçları da kavrayabilme imkânı sunabilmektedir. Örneğin ileri teknolojide, enformasyon teknolojilerinde-bilişim teknolojisi alanlarında, savunma sanayi alanında, askerî yatırımlarda güncel teknolojik gelişmelerin ötesine geçebilmek neden bir ihtiyaçtır ve neden bahsettiğimiz öznesi tarih sahnesinden silinmiş teorilerle arkadaş toplantısı yapmaktan daha önemlidir gibi... Atlantik’teki teknolojik imkânlara karşılık yapılması gerekeni Avrasyacı politik model anlatabilmektedir ve anlayacak yolu açmaktadır.

Moderniteye olan itirazları bağlamında komünizm, faşizm ve liberalizm Avrasyacılıkta bir seçenek olarak artık değerlendirilmemektedir. Bunlar, moderniteye ait ideolojilerdir ve artık ömrünü tamamlamıştır.[2] Sıra, dördüncü politik teoridedir ve bu teori de üçüncü yolun Atlantikçiliğinden de kendinden önceki ideolojilerin moderniteye ait tüm yanlarından da (epey) uzak duracaktır.

Avrasyacılıkta geleneğe verilen önem, moderniteye itiraz edilen noktaların asıl çıkış noktası. Toplumsal kurumların modernlikle beraber gelenekle arasına giren mesafe ve bunun Batı evrenselciliğinin bir sonucu olarak dayatılması birlikte düşünülmeli. Aile, din, geleneksel toplumsal yapı içinde oluşmuş değerler sistemi Avrasyacı bakışa göre Batı modernliği (modernite Batı’nındır kabulü mevcut) ile aşındırılmıştır. Bunun yerine yapay ideolojik yapılar (belirttiğimiz, moderniteye ait gördükleri), toplumun değerler sistemini bozmaya başlamış ve ortaya “yeni büyük anlatılar” koyarak geleneğe ait olana darbe vurmuştur. Modernite ile beraber Tanrı’nın insanla, dinin bilim ve felsefe ile, teknolojinin de devrimle yer değiştirdiği öne sürülmektedir. Geleneksel olan efsaneler gitmiştir; ancak bu sefer de Tanrı öldü anlatısı gelmiştir; karşı çıktıkları bu örneğin. Burada büyük anlatılara bakışta postmodernizm ile bir örtüşme olduğu yanılgısına düşülmemesi gerektiğini yeniden hatırlatalım. Çünkü Avrasyacılığın kendi postmodernizmi “postmodernizmin postmodern laflarına” benzememektedir.

Moderniteye olan itirazlarında, gelenekle arasına mesafe girmesi ve Batımerkezciliğin evrenselcilik iddialarının modernite ile olan ilişkisi çıkmaktadır. Batımerkezcilik, tek kutuplu dünya düzeni, küresel, emperyalist bir diktatörlük olarak tanımlanmaktadır. Modernitenin ve postmodernitenin değerleri ise tek kutuplu düzenin destekleyicileri arasında değerlendirilmektedir. Bu değerler, belirttiğimiz üzere “geleneksel” olanla çatışma halindedir. Moderniteye ve modernitenin doğurduğu tüm ideolojilere ise, bireysellik, kapitalizm, liberal demokrasi gibi Batı’nın dünyayı felakete sürükleyen küresel emperyalist değerlerin kaynağı olarak işaret edilmektedir. Bu değerlere Batı tarafından evrensellik atfedilmesi, Amerikan toplumunun değerlerinin evrensel değerlermiş gibi pazarlanması ve dayatılması da aynı çerçeve içinde, evrenselciliğe karşı çıkan Avrasyacılık içinde mücadele edilmesi gereken bir gerçekliktir. Avrasyacılık, her bir toplumun farklı bir karakteristiği olduğunu ve Batı/ABD değerlerinin toplumlar üzerinde etkili gibi görünmesinin bir yanılgı olduğunu savunmaktadır. Batı eliyle yaratılan bu kültür, yapaydır, gelip geçicidir. Dugin, Rus tarihinin Avrasya medeniyetinin Batı ile olan mücadelesinin tarihi olduğunu, ancak son yüzyıldaki mücadelenin asıl olarak modernite ile olduğunu belirtmektedir.[3] “Batıcılık sadece fikirsel bir duruş değil, aynı zamanda salgın bir hastalık ve vatana ihanettir. İşte bu sebeple ara vermeksizin Batı ile mücadele etmeliyiz.”[4]

Kültürler, toplumlar, uygarlıklar tarihin akışı içinde farklı süreçlerden geçmiştir ve geçmektedir. Modernite, yalnızca Batı için ve Batı tipi kurumlar ve toplumlar yaratarak, bunlar üzerinden kendi değerlerini de yaymaktadır. Avrasyacılık, tek bir tarihsel süreci tamamen reddettiği için, modernitenin dayattığı tek tip akışı da reddetmektedir. Bunun yerine her bir kültürün Avrasyacılığından bahsetmektedir; her bir kültürün Avrasyacılığı kendisine has olacaktır; Türk Avrasyacılığı, Alman Avrasyacılığı, Rus Avrasyacılığı, İran Avrasyacılığı gibi. Amerikan değerler sisteminin Avrupa’daki taşıyıcısı olan AB’nin dağılması ihtiyacı da buradan gelmektedir; üye ülkelerin kendi kültürel değerler sistemi, maruz kalınan tek bir ideolojinin değerler sisteminin taşıyıcısı haline gelmek zorunda değildir. Batı’nın modernitesi olarak Avrasyacılıkta moderniteye karşı çıkılan yön, Batı’da Avrupa’nın da sonunu getirmektedir aslında.

Küreselleşme karşıtı, antiemperyalist bir cephe kurulmasında Avrasyacılık, liberal demokrasiyle, moderniteden kaldığını kabul ettiği ideolojiler ile ve postmodernitenin kabulleri ile savaşmaktadır. Burada kafa karışıklığı olmaması için ekleyelim; Avrasyacılık nasıl ki moderniteyi tanıyor ve karşısında duruyorsa, postmoderniteyi de tanıyor ve karşısında duruyor. Yani postmodernite bir palavradır ve yoktur, bu yüzden bilinmesi gerekmez, okullarda neden okutuluyor gibi bir tavra sahip değil. Batıcılığın yayılması, ABD hegemonyası, küreselleşme, postmodernizm... Bunların her biri Avrasyacılık için aynı boyutta yer almakta olan gerçekliklerdir; küreselleşme yanlısı teoriler ortaya liberalizmin zaferini, dünyanın tek bir sosyal sistem olarak, dünya hükümeti altında yaşama doğru gidişini ilan etme yarışına girmektedir. Avrasyacılıkta bahsedilen antiemperyalist, küreselleşme karşıtı cephelerin bloklaşmalar şeklinde, çok kutuplu düzen içinde kurulabilmesi ise küresel olanın her koluna karşı birleşmeyle kurulabilecektir. Küreselleşme ve modernite arasında karşılıklı bir ilişkinin varlığını da kabul etmektedirler. Böylece bu ilişkinin ekonomi, kültür/değerler, politika vb. üzerinde gösterdiği ideolojik baskıya karşı antiemperyalist bir tavırla karşı durulması zorunluluktur. Tüm kültürlerin kendi gerçekliği vardır, bunu diğer kültürlerle paylaşabilir, ancak bunu dayatamaz;[5] Avrasyacılık bu gerçekliği korumak için modernitenin emperyalizme araç olduğu her noktaya postmodernizme gösterdiği tepkinin aynısını göstermektedir.

 

[1] Dugin, A. “Rus Jeopolitiği”

[2] Dugin, A. “Fourth Political Theory”

[3] Dugin, A. “Eurasian Mission”

[4] Dugin, A. “Avrasya”

[5] Dugin, A. “Eurasian Mission”