Ulusal bir eserin, sadece oyuncularının, senaryosunun ya da konunun geçtiği yerin bize ait oluşunda değil, anlatının kültürel değer kodlarının da hegemonik bireycilik kodlarının dışında kurulmuş olması belirleyici önemdedir.
Senaryo bize şunu söylüyor: Bir insan, gerçek bir çocuğu değil ancak kendi çocukluğunu koruyabilir! Bu da travma durumudur. Bir çocuğa kol kanat gerdiğinde ise yaptığı aslında onu annesinden/toplumdan kopartmaktır.
Her kültürel tasarım tarihsel kökler arar, bulur, onlara ilişkin imgeler oluşturur ve onların üzerinde yükselir. Yarattığı simgelerle, büründüğü biçimlerle, estetik ve ideolojik devamlılığıyla meraklı kulaklara bir şeyler fısıldar.
Büyük Amerikan Yanılgısı başladı. Umalım ki Amerika kendi yolunu bulsun da halkını tamamen kapsayan ilerici bir ulusa dönüşerek Amerikan Rüyasına yeniden uyansın.
“Bir Başkadır”, sosyalistinden liberaline, milliyetçisinden İslamcısına kadar farklı kesimleri aynı beğeni ve övgü noktasında buluşturdu. Hatta diziyi övmekte geç kaldığını düşünenler bu trene yetişmek için epey acele etti.
İdeolojik savaşımın geçtiği yer doğal çevre değil, evrimin toplumdaki izdüşümü olan kültürdür. Kültür, yalnızca yüzey sahibi değildir. Derinliğe sahiptir. Üç boyutludur.
Sanat, insana ve topluma dair her olguyu özgürce ve cesurca konu edebilmelidir ancak sanatçının yaratma özgürlüğü de hukukun koruduğu başka bir hakkın sınırına kadardır...
Temsilciler Meclisinde, Siyahîler Meclis Grubu (Congressional Black Caucus) olan bir parlamentoda ırkçılığın nasıl önüne geçileceği gerçekten büyük bir sorun olarak Amerikan Yönetiminin önünde durmaktadır.
Emek insanın, hareket evrenin mütemmim cüzüdür. Onlarsız tanımlandıklarında, kendileri kalamazlar ve insanlığın, bu gerçeğe kör kalarak varabileceği bir yer de yoktur. Kapitalizm ve onun ürünü politikalar, insanın bu gerçekle ilişkisini bozuyor.