1) Çin: Teknoloji, Ekonomi ve Küresel Yönetişim
1.1. Çin Komünist Partisi ekim ayında kritik genel kurulu toplayacak
Çin Komünist Partisi, 20. Merkez Komitesinin beşinci genel kurulunu ekim ayında düzenleyeceğini açıkladı. Toplantının merkezinde parti disiplininin sıkılaştırılması, yolsuzlukla mücadele ve kadroların siyasi bağlılığının güçlendirilmesi bulunacak. Genel kurul, 2027’de yapılacak parti kongresi öncesindeki liderlik düzenlemeleri bakımından da önem taşıyor. Ekonomik yavaşlama ve ordudaki soruşturmalar sürerken Pekin, yönetim kapasitesini ve merkezi denetimi yeniden tahkim etmeye çalışıyor.
Kaynak: South China Morning Post
1.2. Çin’in J-36 savaş uçağında beşinci prototip ortaya çıktı
Yeni görüntüler, Çin’in J-36 olarak anılan yeni nesil savaş uçağının beşinci prototipini test ediyor olabileceğine işaret ediyor. Burun, hava girişleri, iniş takımı ve egzoz bölümündeki değişiklikler, tasarımın hızlı biçimde olgunlaştırıldığını gösteriyor. Uçağın uzun menzilli sensör, komuta ve silah taşıma görevlerini birleştiren bir platform olması bekleniyor. Gelişme, Çin ile ABD arasındaki altıncı nesil hava gücü yarışının prototip aşamasından sistem bütünleştirmesine geçtiğini düşündürüyor.
Kaynak: South China Morning Post
1.3. Çin, yeni Amerikan ticaret kısıtlamalarına sert tepki gösterdi
Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer ile yaptığı görüşmede Washington’ın son ticaret ve teknoloji kısıtlamalarına ilişkin ciddi kaygılarını iletti. Taraflar nadir topraklar, tarım alımları, yatırım ve ticari diyalog mekanizmalarını da görüştü. Temasların sürmesi gerilimin yönetildiğini gösterse de yeni kısıtlamalar, olası Şi-Trump zirvesi öncesinde ekonomik ilişkilerin güvenlik politikalarına bağımlı kaldığını ortaya koyuyor.
Kaynak: South China Morning Post
1.4. Çin’in yavaşlayan ekonomisi teknoloji hedeflerini zorlayabilir
Çin, yapay zekâ, yarı iletkenler, robotik ve ileri imalatta kendi kendine yeterliliği ulusal güvenliğin temel unsuru olarak görüyor. Ancak zayıf iç talep, emlak krizinin yerel maliyelere etkisi ve şirket kârlarındaki baskı, uzun vadeli teknoloji yatırımlarının finansmanını zorlaştırıyor. Devlet kaynakları öncelikli sektörleri destekleyebilir, fakat verimsiz yatırımların çoğalması ve özel girişimlerin risk alma isteğinin azalması yenilik hızını sınırlayabilir. Teknolojik iddia ile ekonomik taban arasındaki denge giderek kritikleşiyor.
Kaynak: ThinkChina
1.5. Çin yapay zekâyı enerji sisteminin esnekliğiyle birleştirmek istiyor
Pekin’in yapay zekâ ve enerji planı, veri merkezlerini yalnız elektrik tüketen tesisler olmaktan çıkarıp şebeke yönetimine katkı sunan esnek talep merkezlerine dönüştürmeyi amaçlıyor. Hesaplama kapasitesinin yenilenebilir enerjinin yoğun olduğu bölgelere taşınması, tahmin ve dağıtım sistemlerinin yapay zekâyla geliştirilmesi öngörülüyor. Ancak temiz, ucuz ve kesintisiz elektriğin aynı anda sağlanması kolay değil. Planın başarısı, teknoloji yatırımları kadar elektrik piyasası reformuna ve veri merkezlerinin gerçek maliyetleri üstlenmesine bağlı olacak.
Kaynak: China Policy
1.6. Açık yapay zekâ modelleri Silikon Vadisi’ni Çin konusunda böldü
Çin’in açık ağırlıklı yapay zekâ modellerindeki ilerlemesi, Amerikan teknoloji çevrelerinde ihracat kontrolleri ve açık inovasyon konusunda yeni bir ayrışma yarattı. Bir kesim gelişmiş çip ve model erişiminin daha sıkı sınırlandırılmasını savunurken diğer kesim, kapalı bir Amerikan ekosisteminin küresel geliştiricileri Çin platformlarına yöneltebileceğini düşünüyor. Rekabet artık yalnız işlemci kapasitesiyle değil; modellerin yayılması, geliştirici toplulukları, enerji maliyeti, yetenek havuzu ve uluslararası standartlar üzerinden şekilleniyor.
Kaynaklar: ThinkChina; Council on Foreign Relations
1.7. Çin’de hiçbir eyalet kendi harcamasını karşılayamıyor
2026’nın ilk çeyreğine ilişkin değerlendirmeler, Çin’deki hiçbir eyaletin kendi gelirleriyle bütün kamu harcamalarını karşılayamadığını gösteriyor. Arazi satışlarının zayıflaması, emlak sektöründeki durgunluk ve sosyal harcamaların artması yerel yönetimleri merkezi transferlere daha bağımlı hâle getiriyor. Bu yapı, Pekin’in bölgesel kalkınma hedefleri ile mali disiplin arasında tercih yapmasını zorlaştırıyor. Yerel borçların yeniden yapılandırılması geçici rahatlama sağlasa da kalıcı çözüm, vergi paylaşımı ve harcama sorumluluklarının yeniden düzenlenmesini gerektiriyor.
Kaynak: ThinkChina
1.9. Çin’in yeni etnik birlik yasası zorunlu asimilasyonu kurumsallaştırıyor
Foreign Affairs değerlendirmesine göre Çin’in yeni etnik birlik yasası, Mandarin Çincesini eğitim ve resmî yaşamın merkezine yerleştirirken ortak ulusal sembollerin toplum çapında benimsetilmesini zorunlu hâle getiriyor. Düzenleme; Moğollar, Tibetliler, Uygurlar ve diğer azınlıklar için tanınan bölgesel özerkliğin içini daha da boşaltabilir. Kültürün denetlenen bir gösteriye indirgenmesi, dil, din ve kolektif hafızanın zayıflatılması ulusal birliği güçlendirmek yerine sürgün aktivizmini ve kalıcı baskı döngüsünü derinleştirebilir.
Kaynak: Foreign Affairs
1.9. Çin’in rekabet gücü yalnız sübvansiyonlarla açıklanamıyor
Çin’in elektrikli araç, batarya, güneş enerjisi, robotik ve diğer ileri imalat alanlarındaki üstünlüğünü yalnız devlet desteğine bağlamak eksik bir açıklama sunuyor. China-US Focus değerlendirmesi; ölçek ekonomileri, yoğun tedarikçi kümeleri, mühendislik kapasitesi, hızlı ürün geliştirme ve sürekli maliyet düşürmenin daha kalıcı avantajlar yarattığını savunuyor. Sübvansiyonlar belirli sektörlerin başlangıç hızını artırsa da Avrupa ve ABD’nin etkili karşılık verebilmesi, yalnız tarifelere değil üretim ekosistemleri ve yenilik kapasitesine yatırım yapmasına bağlı.
Kaynak: China-US Focus
2) Doğu Asya ve Pasifik Güvenliği
2.1. Çin, tartışmalı Scarborough Sığlığı çevresindeki devriyeleri artırdı
Çin ordusu ve sahil güvenliği, Güney Çin Denizi’ndeki Scarborough Sığlığı çevresinde hava ve deniz devriyeleri gerçekleştirdi. Pekin faaliyetleri egemenlik ve düzeni koruma operasyonları olarak sunarken Filipinler bölgenin kendi münhasır ekonomik alanı içinde olduğunu savunuyor. Kısa aralıklarla tekrarlanan devriyeler, sığlığın kriz anlarında hızla askerîleştirilebilecek sürekli bir temas noktasına dönüştüğünü gösteriyor. Sahil güvenlik ile askerî unsurların birlikte kullanılması, baskıyı savaş eşiğinin altında tutan gri bölge stratejisini güçlendiriyor.
2.2. Çin, Filipinler’in Birleşmiş Milletler’deki “deniz tabanı talebi”ne karşı çıktı
Pekin, Manila’nın Güney Çin Denizi’ndeki genişletilmiş kıta sahanlığı başvurusunu Çin egemenliğinin açık ihlali olarak niteledi ve Birleşmiş Milletler Kıta Sahanlığı Sınırları Komisyonundan başvuruyu incelememesini istedi. Filipinler talebini uluslararası deniz hukukuna ve 2016 tahkim kararına dayandırıyor. Başvurunun Malezya ve Çin’in iddialarıyla çakışması, denizdeki mücadeleyi gemi karşılaşmalarının ötesine taşıyor. Taraflar artık haritalar, bilimsel veriler ve uluslararası hukuk kurumları üzerinden de egemenlik alanı oluşturmaya çalışıyor.
Kaynak: South China Morning Post
2.3. Ticari deniz dronu Çin savaş gemisini Filipin sularında görüntüledi
Ticari amaçlı bir insansız deniz aracı, Filipinler’in hak iddia ettiği sularda bir Çin savaş gemisinin görüntülerini kaydetti. Olay, deniz alanı farkındalığının yalnız devletlerin pahalı keşif platformlarına bağlı olmaktan çıktığını gösteriyor. Sivil ve çift kullanımlı sistemler, küçük ülkelerin faaliyetleri belgeleyebilmesini kolaylaştırırken yanlış tanımlama, veri güvenliği ve tırmanma risklerini de artırıyor. Özel platformların topladığı görüntüler, diplomatik mücadelede ve kamuoyu oluşturulmasında giderek daha önemli kanıt hâline geliyor.
Kaynak: Reuters
2.4. Çin’in Vietnam gemisini kurtarması Filipinler’e yönelik farklı yaklaşımı gösterdi
Çin’in Güney Çin Denizi’nde tehlike yaşayan bir Vietnam gemisine yardım etmesi, Pekin’in bölgesel anlaşmazlıklarda bütün taraflara aynı yöntemi uygulamadığını ortaya koydu. ThinkChina değerlendirmesi, Çin’in Vietnam’la anlaşmazlığı daha sessiz ve kontrollü yönetirken Filipinler’e karşı daha görünür sahil güvenlik baskısına başvurduğunu savunuyor. Kurtarma diplomasisi insani bir faaliyet olmanın ötesinde, Güney Çin Denizi’nde hak iddia eden ASEAN ülkelerini birbirinden ayırmaya ve Pekin’in sorumlu bölgesel aktör görüntüsünü güçlendirmeye hizmet ediyor.
Kaynak: ThinkChina
2.5. Pekin Güney Çin Denizi’nde “sessiz fiilî (de facto) durumlar” yaratıyor
Foreign Affairs değerlendirmesine göre Çin, denizde doğrudan zorlamanın yanında tartışmalı kara parçaları üzerinde daha düşük profilli egemenlik işaretleri oluşturmaya yöneliyor. Bayrak dikme, yüzer yapılar, araştırma görevleri, idari düzenlemeler ve sınırlı dolgu çalışmaları zamanla kontrolü normalleştirebilir. Bu adımlar askerî karşılık eşiğini aşmadığı için erken tepki verilmesi zorlaşıyor. ABD ve bölge ülkelerinin deniz kuvvetlerinin yanında sahil güvenlik, hukuk, ekonomik tedbir ve ortak gözlem kapasitesini birlikte kullanması gerekiyor.
Kaynak: Foreign Affairs
2.6. Tayvan, Çin yanlısı partinin kapatılması için Anayasa Mahkemesine başvuracak
Tayvan İçişleri Bakanlığı, Çin Birleşmesini Teşvik Partisinin kapatılması için Anayasa Mahkemesine başvurma kararı aldı. Hükümet, parti üyelerinin organize suç, casusluk, siyasi nüfuz operasyonları ve Çin adına eleman kazanımıyla bağlantılı olduğuna ilişkin deliller bulunduğunu belirtiyor. Girişim, Tayvan’ın açık siyasi sistemini dış müdahaleden koruma arayışını yansıtıyor. Ancak bir partinin kapatılması, ulusal güvenlik ile siyasi ifade özgürlüğü arasındaki sınırın nasıl çizileceği konusunda önemli bir hukuk sınavı oluşturacak.
Kaynak: Focus Taiwan
2.7. Tayvan’ın işgal öncesi yapay zekâ destekli siber kalkana ihtiyacı var
CSIS değerlendirmesi, Çin’in siber operasyonlarının hız ve ölçeğinin Tayvan’ın mevcut savunmasını aşabileceğini belirtiyor. Önerilen model; kamu kurumları, kritik altyapı şirketleri ve özel sektör arasında birleştirilmiş tehdit istihbaratı, yapay zekâ tabanlı anormallik tespiti ve otomatik müdahale sistemine dayanıyor. Amaç yalnız savaş sırasında ağları korumak değil, barış döneminde yapılan sürekli sızmaları erken belirlemek. Böyle bir kalkanın başarısı, teknoloji kadar veri paylaşımı, güvenilir ortaklar ve bütün toplumun kriz tatbikatlarına katılmasına bağlı.
Kaynak: CSIS
2.8. Tayvanlı ASE Technology yapay zekâ talebiyle yatırımlarını artırdı
Dünyanın önde gelen çip paketleme ve test şirketlerinden ASE Technology, güçlü yapay zekâ talebi nedeniyle 2026 yatırım harcaması planını 2 milyar dolar yükseltti. Artış, ileri paketleme ve yüksek bant genişlikli bellek gibi üretimin son aşamalarının yarı iletken rekabetinde ne kadar kritik hâle geldiğini gösteriyor. Tayvan açısından kapasite genişlemesi ekonomik güç sağlarken üretimin adada yoğunlaşması enerji, su, işgücü ve jeopolitik riskleri de büyütüyor. Şirketlerin büyüme planları altyapı dayanıklılığıyla birlikte ele alınmak zorunda.
Kaynak: Reuters
2.9. Rusya Ukrayna’da bu yıl ilk kez Kuzey Kore füzesi kullanmış olabilir
İncelemeler, Rusya’nın ölümcül bir Ukrayna saldırısında 2026 yılında ilk kez Kuzey Kore yapımı bir balistik füze kullanmış olabileceğine işaret ediyor. Bulgular kesinleşirse Moskova-Pyongyang askerî ortaklığının yalnız mühimmat tedarikinden uzun menzilli füze kullanımına uzandığı görülecek. Kuzey Kore açısından savaş alanı, sistemlerin gerçek koşullarda denenmesi ve tasarım verisi toplanması için fırsat sunuyor. Rusya ise dış tedarikle stoklarını desteklerken yaptırım rejiminin uygulanabilirliğini daha fazla aşındırıyor.
Kaynak: Reuters
2.10. Choe Hyon destroyeri Kuzey Kore’nin deniz stratejisindeki dönüşümü gösteriyor
Yaklaşık 5 bin tonluk Choe Hyon destroyeri, Kuzey Kore’nin kıyı savunmasına dayalı donanmasından daha uzun menzilli ve çok görevli bir kuvvete geçme isteğini ortaya koyuyor. Geminin hava savunma, gemisavar, denizaltı savunma ve kara saldırı kabiliyetlerini birleştirmesi hedefleniyor. Batı Denizi’nde tartışmalı deniz sınırı çevresindeki gri bölge operasyonları kısa vadede daha olası görünürken doğu kıyısında daha uzak faaliyetler de planlanabilir. Yine de seri üretim hedefleri tersane, elektronik ve eğitim kapasitesiyle sınırlı kalabilir.
Kaynak: 38 North
2.11. Kuzey Kore NATO’nun yakıt planını savaş hazırlığı olarak görüyor
Pyongyang, NATO’nun yakıt ikmal ve lojistik planlarını ittifakın savaşa hazırlandığının kanıtı olarak niteledi. Açıklama, Kuzey Kore’nin NATO’nun Avrupa dışındaki güvenlik faaliyetlerini ABD öncülüğündeki çevreleme stratejisinin parçası olarak gördüğünü gösteriyor. Yakıt depolama ve ikmal ağları doğrudan saldırı sistemi olmasa da uzun süreli askerî operasyonların temel altyapısını oluşturuyor. NATO’nun Hint-Pasifik ortaklarıyla temasları arttıkça Pyongyang’ın Rusya’yla güvenlik işbirliğini meşrulaştırmak için bu gelişmeleri kullanması beklenebilir.
Kaynak: Reuters
2.12. Kuzey Kore Çin’e işçi gönderimini hızlandırırken düşük ücretli sözleşmeleri sınırlıyor
Kuzey Kore’nin haziran ortasından itibaren Çin’e yaklaşık 10 bin işçi gönderdiği ve on binlerce kişilik yeni sözleşmeler hazırladığı bildiriliyor. Çin’deki işgücü açığı ile Pyongyang’ın döviz ihtiyacı bu akışı teşvik ediyor; bazı çalışanlar yaptırımları aşmak için sanayi stajyeri olarak kaydediliyor. Buna karşılık yönetim, devlete düşük gelir sağlayan ucuz işçi sevkiyatlarını sınırlamaya çalışıyor. Politika, toplam işçi sayısını artırmakla kişi başına döviz gelirini yükseltme hedefi arasındaki gerilimi yansıtıyor.
2.13. Japonya Pasifik ada ülkeleriyle deniz güvenliği işbirliğini genişletiyor
Japonya, Pasifik ada ülkelerine deniz alanı farkındalığı, sahil güvenlik eğitimi ve kurallara dayalı deniz düzeni konusunda daha güçlü işbirliği çağrısı yaptı. Tokyo, statükonun zorla değiştirilmesine karşı ortak bir yaklaşım geliştirmek ve geniş okyanus alanlarının izlenmesine destek olmak istiyor. Küçük ada devletleri iklim, balıkçılık ve kalkınma ihtiyaçlarını güvenlik gündeminin önünde tutarken Japonya’nın tekliflerinin sürdürülebilir olması, askerî söylemin yanında sivil kapasite ve ekonomik destek üretmesine bağlı olacak.
Kaynak: Kyodo News
2.14. Japonya petrol ve kur baskısıyla büyüme tahminini düşürdü
Japon hükümeti, yüksek petrol fiyatları ve zayıf yenin iç talep ile şirket maliyetleri üzerindeki etkisi nedeniyle 2026 mali yılı büyüme tahminini aşağı çekti. Enerji ithalatına bağımlılık, jeopolitik krizlerin Japon ekonomisine hızla enflasyon ve bütçe baskısı olarak yansımasına yol açıyor. Vergi gelirlerindeki artış mali görünümü kısmen desteklese de sürdürülebilir büyüme ücret artışlarının tüketimi canlandırmasına ve şirketlerin maliyet yükselişini verimlilikle dengelemesine bağlı olacak.
Kaynak: Kyodo News
2.15. Japonya’nın nüfusu azalırken yabancı sakinlerin sayısı yükseliyor
Japon vatandaşı nüfusundaki düşüş sürerken ülkede yaşayan yabancıların sayısı artmaya devam ediyor. Bu değişim, çalışma çağındaki nüfusun daraldığı bir ekonomide göçün artık geçici işgücü açığını kapatan ikincil bir araç olmaktan çıktığını gösteriyor. Yerel yönetimler eğitim, dil, konut ve sosyal hizmetlerini daha çeşitli bir nüfusa göre yeniden düzenlemek zorunda. Japonya’nın göç politikası kalıcı yerleşim ve toplumsal katılımı hesaba katmadıkça işgücü ihtiyacı ile sosyal bütünleşme arasındaki açık büyüyebilir.
Kaynak: The Asahi Shimbun
2.16. Lee Jae Myung dış temaslardan ekonomik güvenlik kazanımlarıyla döndü
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung’un dış gezisi, ticaret, tedarik zincirleri ve güvenlik işbirliği bakımından yeni kazanımlar sağladı. Ancak Seul yönetiminin bu sonuçları iç ekonomik rahatlamaya ve siyasi desteğe dönüştürmesi gerekiyor. Yüksek yaşam maliyeti, sanayi dönüşümü, muhalefetle ilişkiler ve reform gündemi dış politika başarısının önündeki başlıca iç sınavları oluşturuyor. Güney Kore’nin orta güç diplomasisi, uluslararası anlaşmaların şirket yatırımı ve toplumsal faydaya dönüşme hızıyla değerlendirilecek.
Kaynak: The Korea Times
3) Güneydoğu Asya
3.1. Sara Duterte Uluslararası Ceza Mahkemesinden babasının serbest bırakılmasını istedi
Filipinler Devlet Başkan Yardımcısı Sara Duterte, eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakılması çağrısını yineledi. Dosya, uyuşturucuyla mücadele dönemindeki ölümler, uluslararası yargı yetkisi ve Filipinler’in egemenlik iddiaları etrafında ülke siyasetini kutuplaştırıyor. Eski başkanın yargılanması yalnız hukuki bir süreç değil, Duterte ailesinin siyasi geleceği ve mevcut yönetimle güç mücadelesi bakımından da belirleyici. Mahkemenin kararları iç siyasette uzun süre kullanılmaya devam edecek.
Kaynak: The Manila Times
3.2. Myanmar Malezya’daki 5 bin Rohingyayı geri almayı kabul etti
Malezya Başbakanı, Myanmar yönetiminin ülkedeki 5 bin Rohingya mülteciyi geri almayı kabul ettiğini açıkladı. Düzenleme Kuala Lumpur’un uzun süredir taşıdığı mülteci yükünü azaltabilir, ancak geri dönüşlerin gönüllü, güvenli ve onurlu olup olmayacağı temel sorun olmaya devam ediyor. Rohingyaların vatandaşlık statüsü, hareket özgürlüğü ve güvenliği garanti edilmeden yapılacak dönüşler yeni hak ihlallerine yol açabilir. ASEAN’ın rolü yalnız sayı üzerinde anlaşmak değil, geri dönüş koşullarını bağımsız biçimde izlemek olmalı.
Kaynak: Reuters
3.3. Myanmar’ın demokratik ittifakı dağınık direnişi birleştirmeye çalışıyor
Myanmar’daki demokratik güçler, silahlı ve siyasi direniş yapıları arasındaki dağınıklığı azaltacak daha ortak bir çerçeve kurmaya çalışıyor. Amaç askerî yönetim karşısında sahadaki operasyonları, geçici yönetim yapılarını ve uluslararası diplomasiyi daha uyumlu hâle getirmek. Ancak etnik silahlı örgütlerin özerklik talepleri, merkezî muhalefetin öncelikleri ve yerel komuta yapıları arasında önemli farklar bulunuyor. Birlik girişiminin başarısı, tek merkezli hiyerarşiden çok karşılıklı güvene dayalı federal bir düzen tasarlayabilmesine bağlı.
Kaynak: The Irrawaddy
3.4. Endonezya’da kişiselleşmiş siyaset otoriter geri dönüş riskini büyütüyor
East Asia Forum değerlendirmesi, Endonezya’da siyasi gücün kurumlar ve programlardan çok liderler, aile ağları ve kişisel sadakat çevresinde örgütlenmesinin demokratik dengeyi zayıflattığını savunuyor. Partilerin iç işleyişi, parlamentonun denetimi ve hukuk kurumları etkisizleştiğinde seçimler tek başına çoğulculuğu korumaya yetmiyor. Güçlü yürütme kısa vadede karar alma hızını artırabilir, ancak muhalefet alanının daralması ve güvenlik aygıtının siyasallaşması ülkeyi geçmişteki otoriter yönetim biçimlerine yaklaştırabilir.
Kaynak: East Asia Forum
3.5. Endonezya’nın enerji dönüşümü eşitsizlik açığını kapatmak zorunda
Endonezya’nın kömürden temiz enerjiye geçişi, yatırımların miktarı kadar maliyet ve faydaların toplum içinde nasıl dağıldığıyla ölçülecek. Kömür bölgelerindeki işçiler, düşük gelirli haneler ve elektriğe sınırlı erişimi olan topluluklar dönüşümün bedelini orantısız biçimde taşıyabilir. East Asia Forum değerlendirmesi; sosyal koruma, yeniden eğitim, yerel gelir paylaşımı ve uygun fiyatlı elektrik politikalarının iklim finansmanıyla birlikte tasarlanmasını öneriyor. Adil geçiş olmadan hızlı kapasite hedefleri siyasi direnç ve yeni eşitsizlikler üretebilir.
Kaynak: East Asia Forum
3.6. Endonezya özel ekonomik bölgeleri 1,8 milyar dolar yatırım çekti
Endonezya’nın genişlettiği özel ekonomik bölgeler toplam 1,8 milyar dolarlık yeni yatırım çekti. Hükümet bu bölgeleri sanayi, lojistik, turizm, dijital hizmetler ve doğal kaynak işlemede yeni büyüme merkezleri olarak görüyor. Vergi ve düzenleme kolaylıkları sermayeyi hızla çekebilir; ancak kalıcı kalkınma için yerli tedarikçi, nitelikli işgücü, teknoloji aktarımı ve çevresel denetim gerekiyor. Bölgeler ulusal ekonomiden kopuk ithal girdi adalarına dönüşürse yatırım rakamları üretkenlik ve ücret artışına aynı ölçüde yansımayabilir.
Kaynak: Jakarta Globe
3.7. Laos’ta elektrik fiyatları yıllık yüzde 91,5 arttı
Laos’ta tüketici enflasyonu temmuz ayında yüzde 7,6’ya yükselirken elektrik fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 91,5’e ulaştı. Konut, su, enerji ve yakıt kalemleri hane bütçeleri üzerindeki başlıca baskıyı oluşturuyor. Elektrik ihraç eden bir ülkede iç fiyatların bu ölçüde yükselmesi tarife yapısı, kur kaybı, borç yükü ve şebeke maliyetleri arasındaki çelişkiyi ortaya koyuyor. Enflasyonun kontrolü yalnız para politikasıyla değil, enerji şirketlerinin mali yapısı ve sosyal tarife mekanizmalarıyla birlikte ele alınmalı.
Kaynak: The Laotian Times
3.8. Laos-Vietnam ekonomik ilişkileri ticaret, enerji ve turizmle büyüyor
Laos ile Vietnam arasındaki ticaret 2026’nın ilk yarısında 1,3 milyar doları aşarken iki ülke enerji, ulaştırma, sınır ticareti ve turizm bağlantılarını genişletiyor. Vietnam, Laos açısından Çin ve Tayland’a bağımlılığı dengeleyen başlıca ekonomik ortaklardan biri olmayı sürdürüyor. Ticaret hacmindeki artış önemli olsa da ilişkinin daha dengeli hâle gelmesi için Laos’un işlenmiş ürün ihracatını, sınır lojistiğini ve yerli işletmelerin bölgesel tedarik zincirlerine katılımını artırması gerekiyor.
Kaynak: The Laotian Times
4) Güney Asya
4.1. Hindistan Çin’den kopmak yerine “seçici risk azaltma” uyguluyor
Hindistan’ın Çin politikası, ekonomik bağları tamamen kesmekten çok stratejik açıkları sektör bazında azaltmaya yöneliyor. Telekomünikasyon, kritik teknoloji ve güvenlik açısından hassas yatırımlarda daha sıkı denetim uygulanırken ikamesi zor ara malları ve ticari ilişkiler korunuyor. Bu yaklaşım yerli üretim, tedarikçi çeşitlendirmesi ve dost ülkelerle teknoloji ortaklığına dayanıyor. Ancak aşırı korumacılık üretim maliyetlerini yükseltebilir; seçici risk azaltmanın başarısı hangi bağımlılıkların gerçekten güvenlik riski oluşturduğunun doğru belirlenmesine bağlı.
Kaynak: East Asia Forum
4.2. Hindistan imalat fırsatını değerlendirmek için yapısal engelleri aşmalı
Çin’e yönelik ticaret engelleri ve şirketlerin tedarik zincirlerini çeşitlendirmesi Hindistan’a yeni bir imalat fırsatı sunuyor. Ancak sanayinin ekonomideki payı gerilerken arazi, beceri, lojistik, düzenleyici belirsizlik ve kalite kontrol kuralları yatırımı yavaşlatıyor. Elektronik ve otomobil gibi alanlardaki teşvikler belirli başarılar üretse de montajın büyümesi tek başına yeterli değil. Hindistan’ın kalıcı üretim merkezi olması, yerli ara malı, ihracat disiplini, ölçeklenebilir tedarikçiler ve öngörülebilir ticaret politikası oluşturmasına bağlı.
Kaynak: Rhodium Group
4.3. Çin Güney Asya’da katmanlı bir diplomasi mimarisi kuruyor
Çin, Güney Asya’daki etkisini yalnız Kuşak ve Yol projeleriyle değil; ikili ortaklıklar, küçük çok taraflı mekanizmalar, Şanghay İşbirliği Örgütü ve ülke grupları üzerinden kuruyor. Bu katmanlı yapı, farklı ülkelerle güvenlik, altyapı, ticaret ve kriz yönetimini ayrı kanallardan yürütme esnekliği sağlıyor. Ancak Hindistan-Çin rekabeti bölgesel bütünleşmeyi sınırlarken borç, proje teslimi ve yerel siyaset de Pekin’in nüfuzunu zorlaştırıyor. Mimari, kurumların sayısından çok somut sonuç ve yerel meşruiyet üretebildiği ölçüde kalıcı olacak.
Kaynak: China-US Focus
4.4. Hindistan’daki ‘hamamböceği’ protestolarının güçlü bir yerli geçmişi var
Council on Foreign Relations değerlendirmesi, Hindistan’daki dağınık ve yeniden ortaya çıkan protestoları Arap Baharı benzetmesiyle açıklamanın yanıltıcı olduğunu savunuyor. Ülkedeki muhalefet hareketlerinin kendi tarihsel örnekleri, yerel örgüt ağları ve seçim siyasetiyle bağlantıları bulunuyor. Merkezi liderliği olmayan hareketler baskı altında dağılsa bile başka şehirlerde ve taleplerle yeniden oluşabiliyor. Bu dayanıklılık iktidarı doğrudan devirmekten çok gündemi değiştirme, koalisyonları etkileme ve kurumsal muhalefete yeni toplumsal enerji sağlama kapasitesi yaratıyor.
Kaynak: Council on Foreign Relations
5) Türkiye, Orta Asya ve Sanayi İşbirliği
5.1. Türkiye Kamboçya’ya daha fazla giysi satmak yerine Kamboçya’nın tekstil sanayisini geliştirmeli
Cambodianess’te Mehmet Enes Beşer imzasıyla yayımlanan değerlendirme, Türkiye-Kamboçya tekstil ilişkisinin hazır giyim ticaretinden makine, tasarım, teknik tekstil, mesleki eğitim ve üretim teknolojilerine taşınmasını öneriyor. Kamboçya ucuz işgücüne dayalı modelden daha yüksek katma değerli üretime geçmek isterken Türkiye’nin makine ve orta ölçekli sanayi birikimi tamamlayıcı olabilir. Başarılı ortaklık, Türk ürünlerinin pazar payından çok Kamboçyalı firmaların verimliliğini, yerli tedarikini ve nitelikli istihdamını artırmasıyla ölçülmeli.
Kaynak: Cambodianess
5.2. Avustralya ve Vietnam nadir toprak ortaklığını gerçek dayanıklılığa çevirmeli
Avustralya’nın maden kaynakları ile Vietnam’ın rezervleri ve işleme hedefleri, Çin dışı nadir toprak tedarik zinciri için tamamlayıcı bir temel sunuyor. Ancak yalnız maden anlaşmaları dayanıklılık yaratmaya yetmiyor. Finansman, çevresel standartlar, izlenebilirlik, işleme teknolojisi, nitelikli insan gücü ve uzun vadeli alım sözleşmeleri birlikte kurulmalı. Canberra ile Hanoi ortak projeleri ticari ölçekte hayata geçirebilirse iki ülke yalnız ham madde sağlamaz; mıknatıs, ara ürün ve temiz teknoloji sanayilerinde daha yüksek değer yakalayabilir.
Kaynak: United World International
5.3. Kazakistan Rus ham petrolünü işleme seçeneğini değerlendiriyor
Kazakistan, Rus ham petrolünün kendi rafinerilerinde işlenmesi ve ürünlerin bir bölümünün iç piyasada kullanılması ya da yeniden ihraç edilmesi önerisini değerlendiriyor. Plan rafineri kapasitesini daha verimli kullanabilir ve yakıt arzını destekleyebilir. Buna karşılık Rus enerji sektörüne yönelik yaptırımlar, ödeme kanalları ve taşıma güzergâhları önemli ticari ve diplomatik riskler yaratıyor. Astana’nın kararı ekonomik kazançla dış politika dengesini birlikte hesaplamasını ve ürünlerin kaynağına ilişkin güçlü izlenebilirlik kurmasını gerektirecek.
Kaynak: The Times of Central Asia
5.4. Orta Asya ve Azerbaycan ortak siyasi ağırlık arıyor
Issık Göl’deki bölgesel temaslar, Orta Asya ülkeleri ile Azerbaycan’ın ulaştırma, enerji, yatırım ve dış politika koordinasyonunu daha düzenli hâle getirme isteğini gösterdi. Çin-Kırgızistan-Özbekistan demiryolu, Hazar geçişli bağlantılar, kalkınma fonları ve ortak turizm düzenlemeleri öne çıkan başlıklar arasında. Azerbaycan’ın daha tam katılımı bölgeyi Hazar’ın iki yakasını birleştiren daha geniş bir siyasi ve ekonomik havzaya dönüştürebilir. Ancak zirve kararlarının kalıcı kurumlara, finansmana ve uygulanabilir projelere dönüşmesi gerekiyor.
Kaynaklar: The Times of Central Asia; The Astana Times
5.5. Türkmen gazını Avrupa’ya ulaştırmak için Romanya seçeneği gündemde
Türkmen gazının Avrupa pazarına taşınması için Romanya bağlantılı yeni bir öneri tartışılıyor. Plan, Avrupa’nın kaynak çeşitlendirmesi ile Türkmenistan’ın ihracat pazarlarını genişletme hedeflerini bir araya getiriyor. Ancak Hazar geçişi, boru hattı kapasitesi, uzun vadeli fiyatlandırma, finansman ve bölgesel siyasi onaylar çözülmeden önerinin ticari projeye dönüşmesi zor. Aşkabat açısından en önemli sınav, mevcut Çin ağırlıklı ihracat yapısını çeşitlendirirken yeni güzergâhın ekonomik olarak sürdürülebilir olduğunu kanıtlamak olacak.
Kaynak: The Times of Central Asia
5.6. Tacikistan yakıt ithalatını Çin’le çeşitlendirmeyi görüşüyor
Tacikistan, akaryakıt tedarikinde Çin’den ithalat olanaklarını değerlendiren görüşmeler yürütüyor. Yeni kanal, Rusya ve diğer geleneksel tedarikçilere bağımlılığı azaltabilir ve bölgesel arz kesintilerine karşı seçenek sağlayabilir. Buna karşılık kara taşımacılığı maliyetleri, sınır altyapısı, ürün standartları ve mevsimsel geçiş koşulları fiyat avantajını sınırlayabilir. Duşanbe’nin enerji güvenliği için yalnız yeni satıcı bulması değil, depolama kapasitesini ve rekabetçi toptan satış düzenini güçlendirmesi gerekiyor.
Kaynak: The Times of Central Asia
5.7. Orta Asya’daki yabancı şirket sayısı yatırımın niteliğini tek başına göstermiyor
Orta Asya ülkelerinde yabancı sermayeli şirketlerin sayısı artarken Rusya, Çin, Türkiye, Avrupa ve diğer kaynak ülkelerin ağırlığı ekonomiden ekonomiye değişiyor. Kayıtlı şirket sayısı ticari ilgiyi gösterse de faal üretim, istihdam, vergi ve teknoloji aktarımı hakkında tek başına yeterli bilgi vermiyor. Bazı kuruluşlar küçük ticaret işletmesi ya da pasif tüzel yapı olarak kalabiliyor. Bölge yönetimlerinin yatırım politikasını şirket sayısından çok yerel katma değer, ihracat kapasitesi ve tedarikçi geliştirme göstergeleriyle değerlendirmesi gerekiyor.
Kaynak: The Times of Central Asia
6) Bölgesel Bağlantısallık, Limanlar ve Deniz Yolları
6.1. Çin’in kara güzergâhları Tayvan krizinde deniz yollarının yerini tutamaz
Çin’in Orta Asya, Rusya ve diğer kara koridorlarına yaptığı yatırımlar deniz taşımacılığına bağımlılığı azaltabilir, ancak Tayvan çevresindeki büyük bir kriz sırasında tam ikame oluşturamaz. Kara hatlarının kapasitesi, sınır geçişleri, siyasi riskleri ve maliyetleri deniz ticaretinin ölçeğine yaklaşmıyor. Ukrayna ve İran savaşları da alternatif güzergâhların çatışmadan tamamen korunamadığını gösterdi. Pekin için gerçek dayanıklılık, yalnız yeni yollar kurmak değil stratejik stok, enerji çeşitlendirmesi, liman koruması ve diplomatik kriz yönetimini birlikte geliştirmek anlamına geliyor.
Kaynak: ThinkChina
6.2. İki savaş Hazar’a ulaşırken Orta Koridor işlevini koruyor
Ukrayna savaşı ve İran çevresindeki çatışmaların Hazar havzasına etkisi artarken Orta Koridor Avrupa-Asya ticareti için çalışmaya devam ediyor. Bu dayanıklılık güzergâhın stratejik değerini yükseltiyor; ancak liman kapasitesi, demiryolu uyumu, gümrük işlemleri, sigorta maliyetleri ve tarifelerin birleştirilmesi hâlâ temel darboğazlar. Koridorun kriz dönemindeki görünürlüğü kalıcı rekabet gücüne dönüşmek zorunda. Bunun için ülkelerin tek tek altyapı yatırımlarından ortak işletme ve güvenilir zaman çizelgelerine geçmesi gerekiyor.
Kaynak: The Times of Central Asia
6.3. Kazakistan ve Azerbaycan Hazar altından fiber optik kablo döşemeye başladı
Kazakistan ile Azerbaycan, Hazar Denizi üzerinden geçecek fiber optik kablonun yapımına başladı. Proje, Avrupa ile Asya arasındaki veri trafiğine Rusya dışındaki yeni bir rota sağlayarak gecikmeyi azaltabilir ve dijital bağlantı dayanıklılığını artırabilir. Kablo, Orta Koridorun yalnız yük taşıyan değil veri, bulut hizmetleri ve dijital ticareti de bağlayan bir altyapıya dönüşmesini destekliyor. Başarı, fiziksel hattın yanında veri merkezleri, siber güvenlik, fiyatlandırma ve bölgesel ağların birlikte geliştirilmesine bağlı olacak.
Kaynaklar: The Times of Central Asia; The Astana Times
6.4. Almatı Havalimanı Orta Asya’nın lider aktarma merkezi olabilir mi?
Almatı Havalimanının büyüme planı, Kazakistan’ı Orta Asya’nın yolcu ve kargo bağlantılarında daha güçlü bir merkez hâline getirmeyi amaçlıyor. Şehrin ekonomik ağırlığı ve Avrupa-Asya güzergâhındaki konumu önemli avantajlar sağlıyor. Ancak Taşkent, Astana ve Körfez merkezleriyle rekabet için terminal kapasitesi kadar aktarma süreleri, hava yolu ağı, vize kolaylığı, bakım hizmetleri ve güvenilir kara bağlantıları gerekiyor. Almatı’nın başarısı, yeni pist ve binalardan çok bütünleşik bir havacılık ekosistemi kurmasına bağlı olacak.
Kaynak: The Astana Times
6.5. Güney Çin Denizi’nde enerji ile su ürünleri üretimi birlikte geliştirilebilir
China-US Focus değerlendirmesi, Güney Çin Denizi’ndeki işbirliğinin petrol ve doğalgaz gibi siyasi açıdan hassas alanlarla sınırlı kalmaması gerektiğini savunuyor. Açık deniz rüzgâr ve güneş tesislerinin modern su ürünleri yetiştiriciliğiyle birleştirilmesi, aynı alanda enerji ve gıda üretimi sağlayabilir. Çin’deki pilot teknolojiler ASEAN ülkeleriyle ortak projelere dönüştürülebilir. Bu tür pratik işbirliği egemenlik anlaşmazlıklarını çözmez, ancak kaynak kıtlığını azaltarak taraflara çatışma dışı ortak çıkarlar oluşturabilir.
Kaynak: China-US Focus
7) ASEAN Diplomasisi ve Dış Ortaklar
7.1. Türkiye diyalog ortaklığını ASEAN’da kalıcı stratejik varlığa çevirmeli
Türkiye’nin ASEAN diyalog ortağı olması diplomatik erişimi artırıyor, ancak statünün kendisi stratejik varlık yaratmıyor. United World International’da Mehmet Enes Beşer imzasıyla yayımlanan değerlendirme sürekli temsil, ülke bazlı politikalar, düzenli bakanlık temasları ve savunma, sanayi, eğitim ile teknoloji alanlarında uygulanabilir projeler öneriyor. Ankara’nın bölgeyi yalnız ihracat pazarı ya da küresel görünürlük aracı olarak görmesi güven oluşturmayacaktır. Başarı, ASEAN merkeziliğine uyum sağlayan ve üyelerin kalkınma önceliklerine doğrudan katkı sunan uzun vadeli kurumsal ilişkilere bağlı.
Kaynak: United World International
7.2. ASEAN Genel Sekreteri Kamboçya-Tayland sınırında barış çabalarının hızlandırılmasını istedi
ASEAN Genel Sekreteri Kao Kim Hourn, Kamboçya ile Tayland arasındaki ateşkesin kalıcı barışa dönüştürülmesi için diplomatik temasların yoğunlaştırılması çağrısı yaptı. İki ülkenin kalıcı komşular olduğu vurgulanırken askerî ve diplomatik kanalların, ikili sınır mekanizmalarının ve ASEAN gözlem sürecinin birlikte işletilmesi önerildi. Deniz hukuku çerçevesindeki uzlaştırma yolları destek sağlayabilir, ancak bağlayıcı olmayan süreçlerin etkili olması siyasi iradeye bağlı. Öncelik, ateşkes ihlallerini önleyecek güvenilir izleme ve sürekli iletişim kurmak.
Kaynak: Cambodianess
7.3. Kamboçya Tayland’la barış için üç kanallı strateji izlemeli
Fulcrum değerlendirmesi, Kamboçya’nın Tayland sınırındaki gerilimi yalnız tek bir diplomatik kanala bağlamaması gerektiğini savunuyor. İkili askerî ve siyasi görüşmeler, ASEAN mekanizmaları ve uluslararası hukuk süreçleri birbirini tamamlayan üç ayrı hat olarak kullanılabilir. İkili kanal hızlı çözüm sağlarken ASEAN bölgesel meşruiyet, hukuk yolu ise uzun vadeli sınırlandırma sunuyor. Stratejinin başarısı, bu kanalların birbirine karşı koz olarak kullanılmaması ve sahadaki gerilimi azaltacak somut takvimlerle desteklenmesine bağlı.
Kaynak: Fulcrum
7.4. Endonezya’nın küresel köprü iddiasının eksik halkası: ASEAN
Endonezya büyük güçler ile Küresel Güney arasında köprü kuran bir aktör olmayı hedefliyor, ancak bu iddianın güvenilir temeli ASEAN içindeki liderlikten geçiyor. Cakarta’nın doğrudan küresel görünürlüğe yönelip bölgesel kurumları ikinci plana atması diplomatik etkisini kalıcılaştırmasını zorlaştırabilir. Ortak ASEAN gündemi oluşturmak, komşuların güvenini kazanmak ve bölgesel projeleri sonuçlandırmak Endonezya’nın daha geniş dünyadaki temsil gücünü artıracaktır. Küresel rol, bölgesel sorumluluğun alternatifi değil sonucu olmalı.
Kaynak: East Asia Forum
7.5. Avrupa Birliği Çin yatırımlarında Güneydoğu Asya’nın deneyiminden ders çıkarabilir
Çinli üreticiler pazar erişimi ve ticaret engellerini aşmak için Güneydoğu Asya’da elektronik, nikel, yarı iletken ve elektrikli araç yatırımlarını artırdı. Bölge yüksek yatırım hacmi çekse de teknoloji aktarımı ve yerli tedarik kazanımları her zaman beklendiği ölçüde gerçekleşmedi. Avrupa Birliği daha büyük tek pazar gücüne sahip, fakat hassas teknolojiler konusunda daha yüksek güvenlik beklentileri taşıyor. Brüksel’in Çin yatırımını reddetmek yerine ortak koşullar, yerli kapasite hedefleri, şeffaf teşvikler ve teknoloji koruması üzerine koordineli bir politika geliştirmesi gerekiyor.
Kaynak: China Observers in Central and Eastern Europe
8) Batı Asya ve Enerji Güvenliği
8.1. ABD, İran petrolü taşıyan Çinli ve Hong Konglu şirketlere yaptırım uyguladı
Washington, İran ham petrolü ve petrokimya ürünlerinin Çin ile Birleşik Arap Emirlikleri’ne taşınmasına yardım ettiği gerekçesiyle Çin ve Hong Kong bağlantılı denizcilik şirketlerini yaptırım listesine aldı. Önlemler şirketlerin Amerikan sistemindeki varlıklarını donduruyor ve işlemlerini zorlaştırıyor. Yaptırımlar, İran’ın gölge filo ağlarını hedeflerken Çinli alıcı ve taşıyıcılar üzerindeki ikincil riskleri büyütüyor. Ancak enerji ticaretinin farklı bayrak, şirket ve ödeme kanallarıyla sürmesi, denetimin maliyetini sürekli artırıyor.
Kaynak: South China Morning Post
8.2. İran’ın Çin’den omuzdan atılan hava savunma sistemleri alması bekleniyor
Kaynaklara göre İran’ın birkaç hafta içinde Çin yapımı omuzdan atılan hava savunma sistemleri teslim alması bekleniyor. Bu silahlar düşük irtifadaki uçak, helikopter ve insansız hava araçlarına karşı nokta savunmasını güçlendirebilir. Sevkiyat gerçekleşirse Çin-İran güvenlik ilişkisinin enerji ve diplomasi alanının ötesine geçtiğine ilişkin yeni tartışmalar doğacak. Sistemlerin bölgesel ortaklara ya da silahlı gruplara aktarılma ihtimali, ABD yaptırımları ve çatışmanın yayılması bakımından ek risk oluşturuyor.
Kaynak: Reuters
8.3. Çin İran savaşını gerçekten kazandı mı?
ThinkChina değerlendirmesi, ABD ile İran arasındaki savaşın Çin’e otomatik bir jeopolitik zafer sağlamadığını savunuyor. Pekin, Washington’ın kaynaklarının başka bir cepheye yönelmesinden ve diplomatik arabuluculuk alanından faydalanabilir. Buna karşılık enerji arzı, deniz yolları, bölgedeki yatırımlar ve Çin’in ortaklarına güvenlik sağlayıp sağlayamayacağı konusunda ciddi risklerle karşılaşıyor. İran’ın zayıflaması da Çin için mutlaka avantaj değil; istikrarsız bir ortak ve kesintiye açık enerji hatları, sembolik Amerikan kaybından daha büyük ekonomik maliyet yaratabilir.
Kaynak: ThinkChina
8.4. Yeni petrol düzeninde Çin hem istikrar sağlayıcı hem bozucu olabilir
2026 petrol krizi, Çin’in yalnız dünyanın en büyük ithalatçılarından biri olmadığını; stoklar, ithalat kesintileri, rafineri kararları ve ürün ihracatıyla piyasayı aktif biçimde etkilediğini gösterdi. Çin talebi azaltarak ham petrol fiyatlarındaki baskıyı sınırlayabilir, fakat rafine ürün ihracatını kısmak başka ülkelerde arz açığı yaratabilir. Elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji ve kömürden kimyasal üretim de Pekin’in hareket alanını genişletiyor. Çin’in enerji politikası küresel piyasa için aynı anda dengeleyici ve bozucu sonuçlar üretebilir.
Kaynak: China-US Focus
8.5. İran savaşı kalıcı ve düşük yoğunluklu bir çatışmaya dönüşebilir
Council on Foreign Relations değerlendirmesi, taraflardan hiçbirinin siyasi hedeflerine hızlı biçimde ulaşamaması hâlinde İran savaşının uzun süreli bir çatışma döngüsüne dönüşebileceğini belirtiyor. Hava saldırıları, vekil güçler, deniz taşımacılığına baskı ve sınırlı misillemeler belirleyici bir zafer üretmeden devam edebilir. Böyle bir ‘sonsuz savaş’, enerji piyasaları ve bölge devletleri için sürekli belirsizlik yaratacaktır. Çıkış yolu yalnız ateşkes değil, saldırı sınırları, deniz güvenliği ve nükleer dosyayı kapsayan aşamalı bir siyasi çerçeve gerektiriyor.
Kaynak: Council on Foreign Relations
9) Küresel Ticaret, Finans ve Stratejik Düzen
9.1. Avrupa’nın Çin stratejisi tarifelerden daha fazlasına ihtiyaç duyuyor
Avrupa’nın Çin’le büyüyen ticaret açığı ve sanayi üzerindeki baskı, Brüksel’i tarifeler, yatırım taraması, sübvansiyon soruşturmaları ve tedarik zinciri risk azaltmasına yöneltti. Çinli elektrikli araç ve batarya üreticilerinin üstünlüğü Avrupa’nın imalat tabanındaki zayıflıkları açığa çıkarıyor. Ticaret savunma araçları geçici koruma sağlayabilir, ancak rekabetçiliği tek başına yeniden kuramaz. Avrupa’nın ortak sanayi politikası, yenilik, fikrî mülkiyet, yatırım koşulları, ucuz enerji ve teknolojik egemenliği üretim kapasitesine dönüştürmesi gerekiyor.
Kaynak: Nikkei Asia
9.2. Çin’in en başarısız sanayi ihracatlarından biri nükleer enerji oldu
Çin, ülke içinde büyük bir nükleer reaktör inşa programı yürütmesine rağmen bu kapasiteyi elektrikli araç, güneş paneli ya da demiryolu kadar başarılı biçimde dış pazarlara taşıyamadı. Nükleer projelerin yüksek finansman ihtiyacı, uzun inşaat süresi, güvenlik düzenlemeleri ve jeopolitik güven sorunu ihracatı sınırlandırıyor. Alıcı ülkeler on yıllar sürecek teknoloji, yakıt ve bakım bağımlılığını da hesaba katıyor. Çin’in dışarıdaki başarısı, düşük maliyetten çok düzenleyici güven, şeffaf finansman ve uzun vadeli işletme performansına bağlı olacak.
Kaynak: China Observers in Central and Eastern Europe
9.3. Küresel para düzeni dolar, avro ve renminbi arasında üç kutuplulaşabilir
Jeopolitik çatışmalar, yaptırımlar ve dolar sisteminin siyasi amaçlarla kullanılması, ülkeleri ödeme ve rezerv seçeneklerini çeşitlendirmeye yöneltiyor. China-US Focus değerlendirmesi, doların üstünlüğünü koruyacağı ancak avro ve renminbinin daha belirgin ikinci ve üçüncü sütunlar hâline gelebileceği bir düzen öngörüyor. Çin’in CIPS, para takasları ve dijital ödeme projeleri kullanım alanını genişletiyor. Buna karşılık sermaye kontrolleri, piyasa derinliği ve hukuki güven eksikliği renminbinin doların tam alternatifi olmasını engelliyor.
Kaynak: China-US Focus
9.4. Çin finansal devletçiliğini renminbinin uluslararasılaşmasıyla birleştiriyor
Pekin, ticaretin renminbiyle yapılmasını, merkez bankası takas hatlarını, CIPS ödeme ağını ve kalkınma finansmanını daha geniş bir dış politika aracı olarak kullanıyor. Bu yaklaşım, yaptırım riskini azaltmayı ve Çin şirketlerinin dolar finansmanına bağımlılığını sınırlamayı amaçlıyor. Ancak uluslararası para olmanın gerektirdiği likidite, serbest sermaye hareketi, güvenilir hukuk ve şeffaflık alanlarında önemli sınırlamalar sürüyor. Renminbinin yayılması büyük bir ani dönüşümden çok belirli ticaret koridorları ve ortak ülkelerde kademeli bir genişleme şeklinde ilerleyecek.
Kaynak: China-US Focus
9.5. Andy Burnham Çin’le şehirler ve ekonomi üzerinden pragmatik ilişki kurabilir
China-US Focus değerlendirmesi, İngiliz siyasetçi Andy Burnham’ın Çin yaklaşımının yalnız ulusal güvenlik tartışmasına sıkıştırılmaması gerektiğini savunuyor. Manchester gibi büyük şehirlerin ticaret, üniversite, temiz enerji, sağlık teknolojileri ve kültürel bağları daha pratik bir ilişki zemini sunabilir. Bununla birlikte insan hakları, kritik altyapı ve dış müdahale kaygıları göz ardı edilemez. Etkili politika, ekonomik ilişkiyi tamamen kesmeden güvenlik sınırlarını açık tanımlayan ve yerel yönetimleri de sürece dâhil eden bir çerçeve gerektiriyor.
Kaynak: China-US Focus
9.6. Avrupa ile Hint-Pasifik güvenliği birbirinden ayrı düşünülemez
The Japan Times değerlendirmesi, Avrupa’daki savaş, enerji güvenliği ve savunma sanayisiyle Hint-Pasifik’teki deniz düzeni ve Çin rekabetinin aynı stratejik sistemin parçaları hâline geldiğini savunuyor. Rusya-Kuzey Kore işbirliği ile Avrupa ve Asya arasındaki teknoloji ve mühimmat akışı bu bağlantıyı somutlaştırıyor. Avrupa devletlerinin Asya’daki varlığı sembolik gemi ziyaretleriyle sınırlı kalmamalı; sanayi kapasitesi, yaptırım uygulaması, deniz güvenliği ve ortak teknoloji projeleri üzerinden uzun vadeli bir rol geliştirmeli.
Kaynak: The Japan Times
9.7. Japonya’nın ‘Demir Leydi’ siyaseti güvenlik ile ekonomi arasında sınanıyor
The Japan Times’taki değerlendirme, Japonya’da güçlü liderlik ve sert güvenlik söylemiyle öne çıkan ‘Demir Leydi’ imgesinin iç ve dış politika sınavlarını ele alıyor. Savunma harcamalarının artırılması, Çin ve Kuzey Kore’ye karşı caydırıcılık ile ABD ittifakının güçlendirilmesi seçmene kararlılık mesajı veriyor. Ancak büyüme, yaşam maliyeti, nüfus azalması ve parlamentoda uzlaşma ihtiyacı yalnız sert söylemle yönetilemez. Liderliğin kalıcılığı güvenlik iddiasını ekonomik sonuç ve kurumsal istikrarla birleştirmesine bağlı olacak.
Kaynak: The Japan Times



