Tiyatro ve Yapay Zekâ

Tiyatro ve Yapay Zekâ

Akademisyen Kitabevi tarafından geçtiğimiz sene yayınlanan Tiyatro ve Yapay Zekâ başlıklı kitabın editörü Prof Dr. Adnan Tönel ile kitap üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Kitabın önsözü de Adnan Tönel’in imzasını taşıyor. Kitapta şu isimlerin yazıları yer aldı: Dr. Yunus Emre Gümüş, Dr. Ögr. Üyesi Vecihe Özge Zeren, Dr. Öğr. üyesi Yiğit Kocabıyık, Dr. Öğr. üyesi Cem Çevikkaya, Dr. Öğr. Üyesi Hatice Şaşmaz. Başlık ve arabaşlıklar tarafımızca eklenmiştir.

Soru: Kitap fikri nasıl ortaya çıktı? Tiyatro dünyasının üzerine çok konuştuğu konulardan biri midir Yapay Zekâ?

Adnan Tönel: Covid-19 salgınının karantina günlerinde bir çok kurum, kuruluş ve organizasyon arşivlerini ve etkinliklerini dijitale taşıyarak bir arada olmamızı sağlayan yapılar haline gelmişti. Ben de ulaşılabilen tüm bu içerikleri derleyerek not tutmaya başlamıştım. O dönemde tiyatronun geleceğine dair düş kurarken bu kitap fikri ortaya çıktı. Daha sonra da Aralık 2021’de “Salgın Sonrası Tiyatronun Yeni Normali” başlıklı bir bildiri hazırladım. Bildiri, Kiev’de 3. Uluslararası Eğitim İşletme Ekonomi ve Sosyal Bilimler Kongresi’nde sunuldu. Covid-19 sonrası başlayan yeni dünya düzeninden sonra Yapay Zekâ Tiyatro dünyasının da çok konuştuğu konulardan biri oldu. Özellikle sinemanın hikaye anlatıcılığında ezici üstünlüğü Tiyatronun kendi canlandırma araçlarını zenginleştirmeye zorladı.

Dramaturglar Dijitalleşmeden En Çok Etkilenenlerin Başında Geliyor

Soru: Çeşitli alanlardan sanatçıların Yapay Zekâyı kendilerine rakip gördüklerini biliyoruz. Yapay Zekâ, sanatçılar arasında bir tür tedirginlik yaratabiliyor. Tiyatro dünyasında durum nedir? Örneğin Dramaturglar genel olarak Yapay Zekâya nasıl bakıyor?

Adnan Tönel: İlk olarak 2017’de ortaya çıkan NFT ile; sanatı çağrıştıran bir dijital nesneyi simgeleyen bir blok zinciri dahilinde depolanmış veri bilimi ile tanıştık. Bu süreç ile sanatçılar bir anda aynaya bakmak zorunda kaldılar. Ardından bu durumdan Tiyatro dünyası da  etkilendi. Yapay Zekânın tiyatro alanındaki ilk önemli denemesi, metin yazarlığı bağlamında 2021 yılında Çek Cumhuriyeti’nde GPT-2 modeli kullanılarak sahnelenen deneysel AI: When a Robot Writes a Play adlı oyun oldu. Ardından online ortamda dijital casting ile oyuncu seçmelerine varan bir dijital aleme evrildik. Dramaturglar en çok etkilenenlerin başında geliyor. Ardından film senaristleri… İşleri çok zor! Çünkü, büyük dil modelleri, binlerce klasik tiyatro metnini analiz ederek belirli bir yazarın üslubunda (örneğin Shakespeare veya Çehov gibi) yeni diyaloglar üretebiliyor. Aynı şey film senaryosu örnekleri için de geçerli.

Tiyatronun Ruhunu Hiçbir Güç Değiştiremez

Soru: Kitapta oyun yazarlığından oyuncu asistanlığına, dekor stoğunun yönetiminden sahne düzenlemesine kadar Yapay Zekânın bir çok dönüşüme neden olacağı anlatılıyor. Hatta alt başlıkta “dönüşümün izleri” ifadesi kullanılmış. Yapay Zekâyla tiyatro başka bir biçime mi evrilecek?

Adnan Tönel: Tiyatronun ruhunu hiçbir gücün değiştireceğine inanmıyorum. Sahneye ve yazın alanına müdahil olabileceklerini varsayarsak; fiziksel tiyatro mekânları, Yapay Zekânın mekanik ve dijital sistemlerle entegrasyonu sayesinde akıllı sahnelere dönüşebilir. İnsansı (Humanoid) Robot Oyuncular devreye girebilir; gelişmiş Yapay Zekâ modelleriyle donatılmış robotlar, sahnede ezberlenmiş hareketlerin dışına çıkabilir. Ancak doğaçlama yapmaya kalkarlarsa büyük sıkıntı!  İnsan oyuncuların repliklerine anlık olarak ses, jest ve mimiklerle tepki verebilecek algılama kapasitesine sahipler ve bu özellik tiyatroda çalışır hale gelebilir gelecekte. Dinamik Sahne Tasarımında ise önemli katkı sağlayabilir. Yapay Zekâ; oyuncuların sahnedeki hareketlerini, kalp ritimlerini ya da ses tonlarını gerçek zamanlı analiz ederek ışık, dekor ve ses sistemlerini o anki duyguya göre otomatik olarak değiştirebilir.Tüm bunlar tiyatronun başka bir biçime evrilmesi anlamına gelir. Hep birlikte göreceğiz.

Yapay Zekâ Sahne Dilini Zenginleştiren Güçlü İş Arkadaşı Olacak

Soru: Kitaptaki yazınızda tiyatronun tarih boyunca ortaya çıkan yeni teknolojileri benimsediğini ve uyum sağladığını söylüyorsunuz. Tiyatro Yapay Zekâya nasıl uyum sağlayacak? Türk tiyatrosu bu sürece hazır ve istekli mi?


Adnan Tönel: Tiyatro işlevsel olanakları hep bünyesine katmıştır. Örneğin; Antik Yunan tiyatrosu, MÖ 5. yüzyılda (Klasik Dönem) sadece dramatik edebiyatta değil, sahne tasarımı ve mekanik mühendislikte de devrim yaratmıştı. Bugün modern sahnelerde kullanılan döner platformların ve vinç sistemlerinin temelleri ilk kez bu dönemde atılmıştır. Yine; Periaktoi (Dönen Prizmalar) Sahnenin her iki yanına yerleştirildi, üç yüzlü ahşap prizmalardı bunlar. Sahnenin atmosferine katkı sağlamak için, her bir yüzüne farklı bir mekân resmi (örneğin taşra, şehir veya deniz kenarı) boyanırdı. Sahne değişeceği zaman bu prizmalar döndürülerek seyirciye kesintisiz ve hızlı bir dekor değişimi sunulurdu. Tüm bu etmenlerden sonra,  ünlü “Deus ex Machina” (Makineden Tanrı) terimi doğdu. Çözülemeyen trajik düğümler, vinçle gökten inen bir tanrının müdahalesiyle çözülürdü, şimdi bu çözümsüzlüklere Yapay Zekâ destek olmaya hazır.
Tiyatronun Yapay Zekâya uyum sürecini, geleneksel sahne canlılığını yok etmek yerine onu hibrit bir modelle genişletmek üzerine kurgulamalıyız. Tiyatro, doğası gereği “anlık paylaşılan insani deneyime” dayandığı için Yapay Zekâyı bir tehdit olarak değil, sahne dilini zenginleştiren güçlü bir iş arkadaşı olarak konumlandıracaktır.

Türk Tiyatrosunun istekli olması yetmez. Maddi ve teknolojik yetersizlik söz konusu: Yapay Zekyı sahne performansıyla gerçek zamanlı senkronize edecek teknik altyapı (akıllı sensörler, gelişmiş projeksiyon sistemleri, robotik tasarımlar) oldukça maliyetli. Türkiye’deki pek çok ödenekli ve özel tiyatro sahnesi henüz bu bütçeleri karşılayabilecek durumda değil. Yanısıra; Akademik ve eğitsel eksiklikler de cabası: Konservatuvarlardaki oyunculuk, dramaturji ve sahne tasarımı müfredatları büyük oranda geleneksel yöntemlere dayanıyor. Sanatçıların Yapay Zekyı yaratıcı bir ortak olarak kullanabilmesi için dijital okuryazarlık eğitimlerinin tiyatro akademilerine hızlıca entegre edilmesi gerekiyor.

Tiyatro Bir Tür Dijital Detoks

Soru: Türkiye’de tiyatro salonlarına ilgi son birkaç yılda yükseldi. Tiyatronun Yapay Zekâ teknolojisine uyum sağlamasının, izleyicinin ilgisini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

Adnan Tönel: İzleyici ilgisinin bu süreçten nasıl etkiler sorusuyla başlamak daha akılcı. Biliyorsunuz futbol müsabakalarında VAR sistemi kullanılıyor. Tüm bu pazarlama teknikleri futbolu bir eğlence arenasına dönüştürmek için pazarlama faaliyetleri kapsamında kanımca. Çünkü tüm pozisyonlar VAR’a gitmiyor. VAR hakemi tartışmalı kararlar verebiliyor. Tüm bunlar heyecan dozunu artırmak üzerine senaryolaştırılmış gerçekler. Yapay Zekâ tiyatroda interaktif paylaşım sürecine katkı sağlayacak algoritmalar oluşturmamızı veya “oyunun sonunu bilin” türünden seyirciyi de hikâyeye katacak türden etkiler oluşturabilir. Ancak unutulmamalı ki; Teknoloji Yorgunluğu (Digital Fatigue) nedeniyle insanlar tiyatroya sığınıyor. Günün büyük bölümünü ekran başında, Yapay Zekâ algoritmalarıyla etkileşimde geçiren modern insan için, tiyatroya bir nevi “dijital detoks” ve insani sıcaklık arayışı. Sahnenin de tamamen Yapay Zekâ kontrolüne girmesi, bir kısım muhafazakâr veya yorgun tiyatro izleyicisinin salondan uzaklaşmasına neden olabilir.

Türk Tiyatrosu Altın Çağlarından Birini Yaşıyor

Soru: Son olarak genel bir soruyla tamamlayalım. Türk tiyatrosunun bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Adnan Tönel: Türk tiyatrosu yaratıcı potansiyel, oyuncu kalitesi ve seyirci sadakati açısından altın çağlarından birini yaşamaktadır. Çok sayıda bağımsız tiyatro grubu ve üretimlerinde artış var Ancak bu potansiyelin kalıcı bir endüstriye dönüşebilmesi için vergi kolaylıklarına, bağımsız sahnelere yönelik kalıcı mekân desteklerine ve dijitalleşen dünyaya ayak uyduracak yeni yasal düzenlemelere ihtiyacı var.

Paylaş
Paylaş: