Kaynak: Qiushi dergisi, 15 Ekim 2026. Metin, Xi Jinping’in 12 Ocak 2026 tarihinde Çin Komünist Partisi 20. Merkez Disiplin Denetleme Komisyonu 5. Genel Kurulunda yaptığı konuşmanın ana bölümüdür.
I. Parti Merkez Komitesinin Önemli Karar ve Düzenlemelerini Daha Kararlı ve Güçlü Biçimde Hayata Geçirmek
Parti Merkez Komitesinin önemli karar ve düzenlemelerinin uygulanması, Merkez Komitesinin otoritesinin ve merkezî, birleşik önderliğinin korunmasının temel gereğidir. Aynı zamanda Parti’nin ve halkın davasının sürekli gelişip ilerlemesinden çıkarılan önemli bir tarihsel deneyimdir.
Çin Komünist Partisi ideallerden doğmuş, tarihsel görevleri için mücadele etmiştir. Merkez Komitesinin güçlü önderliği altında, kuşaklar boyunca komünistler zorluklardan korkmadan mücadeleyi birbirlerine devretmiş; Çin halkını yarı sömürge, yarı feodal bir toplumdan adım adım ayağa kalkmaya, zenginleşmeye ve güçlenmeye başarıyla yönlendirmiş; Çin’e özgü sosyalizmin doğru yolunu açmışlardır.
Bugün sosyalist modernleşmenin esas olarak gerçekleştirilmesinde kritik bir aşamaya ulaşmış bulunuyoruz. Önümüzdeki yolda şiddetli rüzgârlar, azgın dalgalar, hatta devasa fırtınalarla karşı karşıya kalacağımız büyük sınavlar kaçınılmazdır.
Yüreğimizde ideallerimiz, gönlümüzde vatanımız, omuzlarımızda tarihsel görevimiz olduğu sürece yüksekten bakabilir, uzağı görebilir, güvenimizi ve gücümüzü sürekli artırabiliriz. Bütün zorlukların üstesinden gelebilir, zorluklar karşısında yenilmeyiz. Bütün Parti’nin tek yürek, bütün ülkenin tek bir bütün olarak hareket etmesini sağlayabilir; Merkez Komitesinin önemli karar ve düzenlemelerini gerçekten hayata geçirebiliriz. Güçlerimizi birleştirerek karşımıza çıkan her bir “Loushan Geçidi”ni ve “Lazikou Geçidi”ni aşabiliriz. (Ç.N. Uzun Yürüyüş dönemine atıf)
Bütün kademelerdeki Parti örgütleri, geniş Parti üyesi ve kadro kitlesi, siyasi sorumluluk ve tarihsel görev bilincini güçlendirmelidir. Parti’nin kuruluş amacını kendi temel inançları, Parti’nin tarihsel görevini de kendi hayatlarının amacı olarak benimsemeli; bütün bilgilerini ve güçlerini Parti’nin merkezî görevinin gerçekleştirilmesinde birleştirmelidir.
Bütün kademelerdeki yönetici kadrolar, Parti’nin tarihsel görevlerinin gerçekleştirilmesini esas alarak doğru başarı ve performans anlayışını oluşturmalı ve uygulamalıdır. Kendi düşünce ve davranışlarının komünizmin yüce idealinden ve Çin’e özgü sosyalizmin ortak idealinden sapıp sapmadığını; halka bütün kalbiyle hizmet etme temel amacından uzaklaşıp uzaklaşmadığını; Parti’nin çizgisinden, ilkelerinden, politikalarından ve Merkez Komitesinin önemli karar ve düzenlemelerinden ayrılıp ayrılmadığını; ülkenin koşullarından ve kendi bölgelerinin, birimlerinin somut gerçeklerinden kopup kopmadığını sorgulamalıdır.
Başarıların mutlaka kendi dönemlerinde tamamlanması gerektiği düşüncesine kapılmadan, ancak başarıya mutlaka kendi katkılarını sunma sorumluluğuyla, bütün dikkatlerini Çin’e özgü modernleşmeyi ilerletmeye vermelidirler.
Parti Merkez Komitesinin önemli karar ve düzenlemelerinin uygulanması konusunda Parti’mizin sağlam mekanizmaları vardır. Bu mekanizmalar genel olarak düzenli ve güçlü biçimde işlemektedir. Bununla birlikte teftişler, denetimler, mali incelemeler ve diğer gözetim çalışmalarından elde edilen bilgiler, Merkez Komitesinin önemli kararlarının uygulanmaması veya yanlış uygulanması gibi sorunların hâlâ var olduğunu, bazı alanlarda ise bunların oldukça belirgin olduğunu göstermektedir.
Şu husus açıkça anlaşılmalıdır: Merkez Komitesinin önemli karar ve düzenlemelerini uygulamak, Parti’nin siyasi disiplininin ve siyasi kurallarının temel gereğidir.
Biz “iki koruma” ilkesini vurguluyor, Merkez Komitesiyle yüksek düzeyde uyum içinde olmayı savunuyoruz. Bunun, Merkez Komitesinin önemli kararlarını uygulamaya yönelik somut eylemlerde karşılığını bulması gerekir. Boş sloganlar atılamaz; hele bir şey söyleyip başka bir şey yapmak kesinlikle kabul edilemez.
Bu ilkeyi kim ihlal ederse hesap vermelidir. Eleştirilmesi gereken eleştirilmeli, görevi değiştirilmesi gerekenin görevi değiştirilmeli, disiplin cezası verilmesi gereken cezalandırılmalıdır. Sorunlar hafife alınmamalı, belirsizliğe bırakılmamalıdır. Bu alandaki siyasi denetim gerçekten güçlendirilmelidir.
15. Beş Yıllık Plan döneminde ülkemizin ekonomik ve toplumsal kalkınma görevleri son derece ağırdır.
Yeni kalkınma anlayışının uygulanması, yüksek kaliteli kalkınmanın ilerletilmesi ve yeni kalkınma düzeninin oluşturulmasının hızlandırılması gibi stratejik düzenlemeler etrafında çalışmalarımızı yoğunlaştırmalıyız.
Modern bir sanayi sisteminin inşa edilmesi, yerel koşullara uygun biçimde yeni nitelikli üretici güçlerin geliştirilmesi, ülke çapında birleşik bir büyük pazarın kurulması, yüksek düzeyli dışa açılmanın genişletilmesi, bütün halkın ortak refahının sağlam adımlarla ilerletilmesi, yoksulluğa geri dönüşün ve yeniden yoksullaşmanın sürekli önlenmesi, yerel yönetimlerin gizli borçlarının çözüme kavuşturulması, ekolojik çevrenin korunmasının güçlendirilmesi, kalkınma ile güvenliğin eşgüdüm içinde yürütülmesi gibi görevlere odaklanmalıyız.
Denetimi daha somut, daha isabetli ve daha düzenli hâle getirmeli; teftiş sonuçlarından etkili biçimde yararlanmalı, eksikliklerin giderilmesine yönelik denetimi güçlendirmeli ve Parti’nin 20. Merkez Komitesi 4. Genel Kurulunda alınan bütün kararların eksiksiz uygulanmasını güvence altına almalıyız.
Bu yıldan itibaren yerel yönetimlerde görev değişiklikleri ve seçimler birbirini izleyecektir. Görev değişiklikleri yaklaşırken beklemeye geçilmesini, gelişmeleri izleyip hiçbir iş yapılmamasını önlemeliyiz. Görev değişikliklerinden sonra ise kısa vadeli başarı hırsıyla önceki çalışmaların sürekli tersine çevrilmesine izin vermemeliyiz. Bir kez çizilen büyük planın sonuna kadar uygulanmasını sağlamalıyız.
Şunu da belirtmek gerekir: Merkez Komitesinin önemli karar ve düzenlemelerinin kararlılıkla uygulanması ile çalışmaların yaratıcı biçimde yürütülmesi arasında çelişki yoktur.
Her çalışmada gerçeği olgularda aramak ve somut koşullardan hareket etmek gerekir. Mekanik uygulamalardan ve yukarıdan aşağıya bütün kademelere aynı yöntemin dayatılmasından kesinlikle kaçınılmalıdır.
Sıkı denetim uygulanırken bütün bölgelerin ve birimlerin kendi koşullarına uygun olarak Merkez Komitesinin kararlarını hayata geçirmenin etkili yöntemlerini araştırmaları desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. Nihai sonuçların Merkez Komitesinin kararlarının amacıyla ve politikaların başlangıçtaki hedefleriyle uyumlu olması sağlanmalıdır.
Merkez Komitesinin önemli karar ve düzenlemelerinin başarıyla uygulanmasında belirleyici unsur insandır. Bu nedenle iki farklı niyet taşıyan, sözleriyle davranışları birbirini tutmayan “iki yüzlü insanlara” karşı uyanık olmalıyız.
“İki yüzlü insanların” çeşitli görünümleri vardır.
Bazıları sürekli siyasi bağlılıktan ve “iki koruma” ilkesinden söz eder. Merkez Komitesinin kararlarını uygulama konusunda hemen açıklamalar yapar, yüksek perdeden konuşurlar. Ancak gerçekte görünüşte itaat edip gizlice karşı çıkar, bildiklerini okur, hatta emirleri uygulamaz ve yasakları çiğnerler. “Yedi tür uygunsuz davranış” olarak tanımlanan siyasi ihlallere yönelirler.
Bazıları düşünce alanında liberalizme sapar, bireyi her şeyin üstünde tutar; Yeni Dönemde Çin’e Özgü Sosyalizm Düşüncesi’nin kendilerine uyan bölümlerini kullanır, uymayanları bir kenara bırakırlar.
Bazıları siyasette fırsatçılık yapar; güzel sözlerle insanları kandırır, rüzgârın yönüne göre hareket eder, çıkarın bulunduğu yere yönelir ve her an “gemiyi terk etmeye” hazır beklerler.
Bazıları örgütlenmede hizipçilik yapar; kendi güç merkezlerini kurar, çevreler oluşturur, kendilerinden olmayanları dışlar ve kolektifin adını kullanarak küçük grupların özel çıkarlarını gözetirler.
Bazıları çalışmalarda dar grup ve birim çıkarlarını öne çıkarır. Kişisel çıkar kaygıları ağır basar; yalnızca kendi küçük faaliyet alanlarını görürler. Parçanın çıkarı için bütünün çıkarını, bugünün çıkarı için uzun vadeli çıkarları feda etmekten çekinmezler.
Bazıları ise görevlerini yerine getirirken kimseyle kötü olmama anlayışına sapar. Sorunları gördükleri hâlde müdahale etmez, düzeltmez ve bunların yayılmasına izin verirler. Buna birlik ve beraberliği korumak adını verirler; oysa gerçekte sorumluluk üstlenmekten kaçınırlar.
Bütün bu davranışlar Parti bilincinin ilkelerine aykırıdır. Merkez Komitesinin önemli karar ve düzenlemelerinin uygulanmasını ciddi biçimde engeller; Parti’nin davasına ve itibarına büyük zarar verir. Bunları açığa çıkarmaya cesaret etmeli ve kararlılıkla tasfiye etmeliyiz.
Görev değişiklikleri ve seçimler sırasında gözlerimizi dört açmalı; gerçekten sadık ve güvenilir, içi dışı bir, sorumluluk üstlenen iyi kadroları göreve getirmeliyiz. “İki yüzlü insanların” ve kişisel çıkarlarını her şeyin önüne koyanların bu süreçlerden sıyrılıp geçmelerine kesinlikle izin vermemeliyiz.
II. İktidarı Daha Bilimsel ve Etkili Biçimde Kurumların ve Kuralların Sınırları İçine Almak
İktidarın kurumların ve kuralların sınırları içine alınması, yeni dönemde Parti’nin kapsamlı ve sıkı yönetiminin önemli görevlerinden biridir.
Parti’nin 18. Ulusal Kongresinden sonra kabul ettiğimiz ilk önemli Parti içi düzenleme, Merkez Komitesinin sekiz maddelik kararıydı.
Çalışmalara neden buradan başladık?
Çünkü “dört kötü çalışma tarzı” sorunu, görünüşte çoğu zaman halktan kopuş, zevk ve eğlence düşkünlüğü ve savurganlık biçiminde ortaya çıkıyordu. Ancak özünde klikler oluşturarak kişisel çıkar sağlama ve karşılıklı çıkar ilişkileri kurma yatıyordu. Bunların arkasında yetkinin yetkiyle, yetkinin parayla ve yetkinin cinsel çıkarlarla takas edilmesi bulunuyordu. Bu durum Parti’nin halkın gözündeki itibarına ağır zarar veriyordu.
Biz halkın en güçlü tepki gösterdiği sorunlardan başladık. Kesin kurallar koyduk, bağlayıcı önlemleri güçlendirdik. Yeşil dağlara sımsıkı tutunur gibi hedefimizden vazgeçmeden, çivi çakar gibi ısrarla uygulamayı sürdürdük.
Geçmişte durdurulamayacağı düşünülen birçok kötü eğilimi durdurduk. Yıllardır giderilemeyen bazı köklü sorunları ortadan kaldırdık. “Yüzlerce belgeyle tek bir ağzın bile kontrol edilememesi” şeklindeki düzensizliğe son verdik.
Verilen sözün tutulacağını göstermek amacıyla bir ağacın yerinin değiştirilmesine ilişkin tarihsel örnekte olduğu gibi, somut eylemlerle güven oluşturduk. Böylece Parti’nin ve devlet yönetiminin çalışma tarzında köklü bir yenilenme sağladık; Parti’nin ve devletin çalışmalarını ilerletmek için büyük bir olumlu güç biriktirdik.
Geçen yıl bütün Parti’de yürütülen eğitim çalışmaları düşünceleri daha da birleştirmiş, kavrayışı derinleştirmiş, deneyimleri değerlendirmiş ve önlemleri geliştirmiştir. Bu çalışmalar, Merkez Komitesinin sekiz maddelik kararını sonuna kadar uygulama kararlılığımızı göstermiştir.
Sekiz maddelik kararın ruhunu hayata geçirmenin kestirme bir yolu yoktur. Burada belirleyici olan iki husus vardır: Süreklilik ve uzun vadeli kararlılık.
Düzenli olarak üzerine gidilmezse sorunlar yeniden ortaya çıkabilir. Uzun vadeli mücadele yürütülmezse kurallara bilinçli biçimde uyma alışkanlığı gelişmez.
Bu nedenle sekiz maddelik kararın derinlemesine uygulanmasına ilişkin eğitim çalışmalarının sonuçlarını sağlamlaştırmalı ve geliştirmeli; sorunların düzenli biçimde tespit edilmesini ve çözülmesini sağlayan mekanizmaları sürekli iyileştirmeli; çalışma tarzının geliştirilmesini kalıcı ve sürekli bir uygulama hâline getirmeliyiz.
Merkez Komitesinin sekiz maddelik kararının ruhunu derinlemesine uygulama deneyimi bize şunu göstermiştir: İktidarı kurumların ve kuralların sınırları içine almak için hem kurumsal düzenlemeleri geliştirerek bu sınırları sıkı ve sağlam biçimde oluşturmak hem de kuralların uygulanma gücünü artırarak bağlayıcılıklarını güçlendirmek gerekir.
Parti’nin 18. Ulusal Kongresinden bu yana Merkez Komitesi, kuralların ve kurumların inşasına büyük önem vermiştir. Hazırlanan ve değiştirilen düzenlemelerin sayısı daha önce görülmemiş düzeye ulaşmış, bugün oldukça gelişmiş bir kurallar ve kurumlar sistemi oluşturulmuştur.
Ancak bazı düzenlemelerin fazla genel ve soyut kaldığını, hedefe yönelik ve uygulanabilir hükümlerinin yeterince güçlü olmadığını da görmeliyiz. Farklı düzenlemeler arasındaki bağlantılar yeterince sıkı değildir; boşluklar ve açıklar bulunmaktadır. Yeni alanlar, yeni iş modelleri ve yeni toplumsal gruplara yönelik kurumsal düzenlemeler ise görece geride kalmaktadır.
Kuralları ve kurumları sürekli geliştirmeliyiz. Parti’nin yönetilmesinin somut ihtiyaçlarına göre gerekli düzenlemeleri oluşturmalıyız. Eksik olanları hızla tamamlamalı, yetersiz veya zamanın gerisinde kalmış düzenlemeleri gecikmeden değiştirmeli ve geliştirmeliyiz.
Kurallar sistemi ayrıntılı ama gereksiz yere karmaşık olmayan, etkili ve uygulanabilir bir yapıya sahip olmalıdır. “Sığır ağılıyla kediyi hapsetmeye çalışmak” gibi etkisiz düzenlemelerden kaçınmalıyız.
Son yıllarda kuralların ve kurumların uygulanmasını sağlamak için bir dizi önlem aldık. Ancak bazı Parti örgütlerinde kuralların yalnızca kâğıt üzerinde kaldığı sorunlar hâlâ vardır. Bazı bölgelerde kuralların uygulanma gücü, yönetim kademeleri aşağıya indikçe azalmaktadır. Bunun sonucunda “kâğıttan kafesle kaplanı hapsetmeye çalışmak” gibi bir durum ortaya çıkmaktadır.
Açık kurallar etkili biçimde uygulanmazsa gizli kurallar kaçınılmaz olarak yaygınlaşır. Gizli kuralların egemen olduğu yerde ise açık kurallar göstermelik hâle gelir.
Toplumda neden bu kadar çok siyasi aracılık yapan kişi ve siyasi dolandırıcı faaliyet göstermektedir?
Çünkü gizli kurallar, resmî kuralların ve kurumların işlemesini engellemekte ve kuralların çiğnenmesinin olağanlaşmasına yol açmaktadır. Bazı kadrolar örgüte değil kişisel bağlantılarına güvenmekte, bazı insanlar ise hukuka ve disipline değil ilişkilere inanmaktadır.
Bu durum uzun süre devam ederse “kötü para iyi parayı kovar” anlayışı egemen olur; resmî mühürden çok kişisel referans notları etkili hâle gelir. Böylece siyasi ortam aşınır ve yolsuzluk yaygınlaşır.
Gizli kuralları önlemenin anahtarı, açık kuralların uygulanma gücünü artırmaktır.
Kuralların ve kurumların tanıtımını ve bunlara ilişkin eğitimi güçlendirmeliyiz. Parti üyeleri ve kadroların hukuku, disiplini ve kuralları anlamalarını, bunlara saygı göstermelerini sağlamalıyız. Kuralların ve kurumların yalnızca birer “sıkı denetim halkası” değil, aynı zamanda birer “koruyucu güvence” olduğunu kavramalarını sağlamalıyız.
Parti işlerinde ve devlet yönetiminde şeffaflığı daha da artırmalıyız. İktidarın gerçekten gün ışığında kullanılmasını sağlayarak gizli kuralların geçerlilik alanını ortadan kaldırmalıyız.
Kurallar ve kurumlar karşısında herkesin eşit olduğu, bunlara uymada hiç kimsenin ayrıcalık sahibi olamayacağı ve uygulanmalarında hiçbir istisna bulunmayacağı ilkesini savunmalıyız.
“Kırmızı ışıkta geçenler” ve “çitleri aşanlar” ciddi biçimde soruşturulmalı; bu ihlallerde yöneticilik sorumluluğu bulunanlardan kararlılıkla hesap sorulmalıdır. Böylece kuralların gerçekten dokunulduğunda çarpan yüksek gerilim hattı gibi etkili olması sağlanmalıdır.
Bir bölge veya birimde kuralların iyi uygulanıp uygulanmadığını belirleyen temel unsur, en üst yöneticidir.
İktidarı kurumların ve kuralların sınırları içine almak için öncelikle en üst yöneticilerin kurallara uymada örnek olması sorununu çözmeliyiz.
Merkez Komitesinin en üst yöneticilerin ve yönetici kurulların denetlenmesinin güçlendirilmesine ilişkin görüşleri; demokratik merkeziyetçiliğin uygulanması ve önemli kararlar, önemli kadro görevlendirmeleri, önemli projeler ve büyük miktarlı kaynak kullanımına ilişkin karar alma ve denetim mekanizmalarının geliştirilmesi konusunda açık gerekler ortaya koymaktadır.
Bütün kademelerdeki yönetici kurul üyeleri, özellikle de en üst yöneticiler, kendi davranışlarıyla örnek olmalı ve kuralları eksiksiz uygulamada öncülük etmelidir. Bunlara yönelik denetim de eksiksiz yerine getirilmelidir.
III. Yolsuzlukla Mücadeleyi Daha Bilinçli ve Kararlı Biçimde İlerletmek
Parti’nin 18. Ulusal Kongresinden bu yana Parti’miz, kendisini devrimci biçimde yenileme mücadelesini derinleştirmiş, yolsuzluğa kararlılıkla karşı çıkmış ve Merkez Komitesinin merkezî ve birleşik önderliği altında, hem belirtileri hem de kök nedenleri ele alan, yolsuzluk yapmaya cesaret edilememesini, yolsuzluk yapma imkânının bulunmamasını ve yolsuzluk yapma isteğinin ortadan kaldırılmasını bütünleşik biçimde ilerleten Çin’e özgü bir yolsuzlukla mücadele yolu açmayı başarmıştır.
Bu yolda kararlılıkla ilerlemeliyiz.
Bugün yolsuzluk sorunları hâlâ kolaylıkla ortaya çıkmakta ve sık sık görülmektedir.
Gerçekler, Merkez Komitesinin “Yolsuzlukla mücadelenin koşulları hâlâ ciddi ve karmaşıktır; yolsuzluğu besleyen zeminin ve koşulların ortadan kaldırılması görevi hâlâ ağır ve zorludur” değerlendirmesinin bütünüyle doğru olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Yolsuzlukla mücadele her zaman sürdürülmesi gereken, hiçbir zaman tamamlanmış sayılamayacak bir mücadeledir. Dağları yerinden oynatmaya çalışan Yu Gong’un ve denizi doldurmaya çalışan Jingwei’nin kararlılığıyla sonuna kadar sürdürülmelidir.
Bu durum bize bir kez daha şunu hatırlatmaktadır: Yolsuzluk, Parti’mizin karşı karşıya bulunduğu en büyük risk, en büyük tehdit ve en büyük meydan okumadır. Parti’nin ve devletin çalışmalarının ilerlemesinin önündeki en büyük engellerden biridir.
Yolsuzluğun büyümesine ve yayılmasına izin verilirse ekonomik kalkınma ortamı kaçınılmaz olarak zarar görür, çeşitli riskler ve tehlikeler ortaya çıkar ve Parti’nin iktidarının temelleri sarsılır.
Pratik deneyim bize bir kez daha göstermiştir ki yolsuzlukla mücadele, kaybetmeye tahammülümüzün olmadığı ve kesinlikle kaybedemeyeceğimiz büyük bir mücadeledir.
Bir an bile duramayız, yarım adım bile geri çekilemeyiz.
“Batmış geminin yanında binlerce yelkenli geçer; hastalıklı ağacın önünde on binlerce ağaç baharı karşılar.”
“Hastalıklı ağaç” sökülmesi gerekiyorsa sökülmeli, kesilmesi gerekiyorsa kesilmelidir.
“Kalan cesaretimizi toplayıp yenilmiş düşmanı sonuna kadar kovalamalıyız.”
Stratejik kararlılığımızı ve mücadele dayanıklılığımızı korumalı; sorunların köküne inmeye ve bunları temizlemeye devam etmeli, temel ilkeleri ve sağlıklı düzeni bütünüyle yeniden tesis etmeliyiz.
Ne kadar büyük dirençle karşılaşırsak karşılaşalım, ne kadar ağır bedel ödersek ödeyelim, yolsuzlukla mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeliyiz!
Kim olursa olsun, görevi ne kadar yüksek olursa olsun, geçmişte ne kadar büyük katkılar sunmuş olursa olsun, yolsuzluğa bulaşmışsa kesinlikle hoşgörü gösterilmemelidir!
Yolsuzluğa karşı güçlü baskı ve kararlı mücadele tutumu sarsılmadan korunmalıdır.
Yolsuzluk varsa mutlaka mücadele edilmeli, kamu kaynaklarını kötüye kullanma varsa mutlaka soruşturulmalı, kötülük köküne kadar ortadan kaldırılmalıdır. Yolsuzluğa bulaşanların saklanabilecekleri hiçbir yer bırakılmamalıdır.
Yetkinin yoğunlaştığı, büyük miktarda sermayenin kullanıldığı ve zengin kaynakların bulunduğu alanlara odaklanmalıyız.
Siyaset ve iş dünyası arasındaki çıkar ortaklıklarını, siyasi yetkinin sermayeye koruma sağlamasını ve sermayenin siyaset alanına sızmasını yakından izlemeliyiz.
En üst yöneticilerin ve genç kadroların yolsuzluklarına yönelik soruşturmaları güçlendirmeliyiz. Uyarılara rağmen geri adım atmayan, sınır tanımadan hareket eden yolsuzluk faillerini kararlılıkla tasfiye etmeliyiz.
Yaptıklarının hukuka aykırı olduğunu bildikleri hâlde rüşvet veren ve bu davranışı tekrarlayan kişileri kesinlikle soruşturmalıyız.
Gelecekte elde edilmesi beklenen kazançlar, başkalarının adına varlık bulundurma anlaşmaları ve siyaset ile iş dünyası arasındaki “döner kapı” ilişkileri gibi yeni ve gizli yolsuzluk biçimlerini derinlemesine araştırmalı ve soruşturmalıyız.
Halkın günlük yaşamında karşılaştığı kötü uygulamalar ve yolsuzluk sorunlarına karşı yoğunlaştırılmış mücadeleyi derinleştirmeliyiz.
Sınır aşan yolsuzlukla mücadeleyi, kaçakların yakalanmasını ve yasa dışı kazançların geri alınmasını güçlendirmeliyiz.
Büyük yolsuzluk olaylarının yaşandığı bölgelerde ve kurumlarda bu olayların bıraktığı zararlı etkiler ciddi biçimde temizlenmeli, yozlaşmanın kaynakları kararlılıkla ve bütünüyle ortadan kaldırılmalıdır.
Yolsuzlukla mücadelenin sorunların derinine nüfuz etme kapasitesini sürekli artırmalıyız.
Yolsuzluğun yeni yönelimlerini ve yeni özelliklerini kavramalı, yöntemlerimizi geliştirmeli, çeşitli yolsuzluk biçimlerini daha erken tespit etmeli, daha doğru tanımlamalı ve daha etkili biçimde ortadan kaldırmalıyız.
Kötü çalışma tarzı ile yolsuzluğu birlikte araştırma ve birlikte ele alma çalışmalarını derinleştirmeliyiz.
Kötü çalışma tarzının görünürdeki belirtilerinin arkasındaki yolsuzluk özünü açığa çıkarmalıyız.
Görevlerin yerine getirilmemesi veya yetkilerin keyfî kullanılmasının arkasındaki, iş dünyasının yöneticileri beslediği, yöneticilerin iş dünyasını koruduğu ve siyasi makamlarla ticari çıkarların iç içe geçtiği ilişkileri derinlemesine araştırmalıyız.
Kurallara aykırı yemek ve eğlence toplantılarının arkasındaki iş gördürme taleplerini ve çıkar aktarımlarını ortaya çıkarmalıyız.
Siyasi aracılar ve siyasi dolandırıcılarla ilişki kurma davranışlarını ağır biçimde cezalandırmalıyız.
Teknolojinin sağladığı imkânları güçlendirmeli, büyük veri gibi yöntemlerden yararlanarak denetim, disiplin soruşturması ve hukukun uygulanmasındaki etkinliği artırmalıyız.
Elbette yeni teknolojik yöntemler kullanılırken etik kurallar ve veri güvenliği güçlendirilmeli; bütün çalışmalar kurallara, disipline ve hukuka sıkı sıkıya uygun yürütülmelidir.
Yolsuzlukla mücadelede sorumlulukların yerine getirilmesini sağlayan mekanizmaları geliştirmeliyiz.
Bütün kademelerdeki Parti komiteleri ve Parti üyesi yönetici grupları, asli sorumluluklarını kararlılıkla üstlenmelidir.
Sekreterler, birinci dereceden sorumlu kişi olarak görevlerini ciddiyetle yerine getirmeli; sağlam bir siyasi duruş ve açık bir tutum sergileyerek ilgili bütün tarafların sorumluluk üstlenmesini sağlamalıdır.
Yolsuzlukla mücadelenin yalnızca disiplin denetleme ve gözetim komisyonlarının işi olduğu düşünülmemelidir.
Herkes sorumluluğunu bilmeli, sorumluluk üstlenmeli ve görevini yerine getirmelidir.
Yolsuzlukla mücadelenin bütünleşik biçimde ilerletilmesi için daha büyük çaba göstermeliyiz.
Yolsuzluk yapmaya cesaret edilememesini, yolsuzluk yapma imkânının bulunmamasını ve yolsuzluk yapma isteğinin ortadan kaldırılmasını birlikte ilerletme yaklaşımının özü “bütünleşmiş olmaktır.” Aynı zamanda en büyük güçlük de bu bütünleşik yaklaşımın gerçekleştirilmesindedir.
Sistemli düşünceyi güçlendirmeli; bütün alanlarda eş zamanlı, aynı doğrultuda ve kapsamlı biçimde hareket etmeliyiz.
Pratikte belirli alanlara ağırlık verilebilir; ancak bu üç unsur birbirinden koparılmamalı veya herhangi biri ihmal edilmemelidir. Mücadeleyi birbirinden bağımsız aşamalara veya ayrı halkalara bölerek ele alan anlayışların yolsuzlukla mücadelenin etkinliğini zayıflatmasına izin verilmemelidir.
Yolsuzlukla mücadele mekanizmalarını daha da geliştirmeliyiz.
Görevlerin belirlenmesi, kaynakların dağıtılması, çalışmaların ilerletilmesi ve sonuçların değerlendirilmesinde eşgüdüm ve işbirliği sağlanmalıdır.
Parti örgütlerinin günlük denetimi; disiplin denetimi ve gözetimi; teftişler, mali denetimler, dilekçe ve şikâyet mekanizmaları, kamuoyu denetimi ve diğer bütün denetim biçimleri birbirine bağlanmalıdır.
Kapsamlı denetimin her noktayı aydınlatan “gölgesiz lambasından” ve güçlü soruşturmaların “neşterinden” eşgüdüm içinde yararlanılmalıdır.
Bütün süreç boyunca sürdürülen işbirliği sayesinde bütünleşik yönetim geliştirilmelidir.
Somut olaylardan ders çıkararak düzeltme ve iyileştirme çalışmalarını etkili biçimde yürütmeliyiz.
Yolsuzluğun nedenlerini incelemeli, yönetimdeki boşlukları tespit etmeli ve örnek olaylardan yararlanarak uyarıcı eğitimler düzenlemeliyiz.
Eski sorunların tekrar tekrar ortaya çıkmasına ve ödenen bedellerin boşa gitmesine izin vermemeliyiz.
Yeni dönemin iyi kadro ölçütlerine uygun biçimde kadro seçimi ve görevlendirmesi yapmalıyız.
Parti içinde olumlu ve sağlıklı yoldaşlık ilişkileri, siyaset ile iş dünyası arasında ise yakın ama temiz ve dürüst ilişkiler oluşturmalıyız.
Siyasi ortamı sürekli arındırmalıyız.
Yeni dönemin dürüstlük ve temiz yönetim kültürünü güçlendirmeli; bu alandaki eğitimin hedefe yönelikliğini ve etkinliğini artırmalıyız.
Dürüstlüğün yüceltildiği, yolsuzluğun reddedildiği, tutumluluğun benimsendiği ve savurganlığın kınandığı toplumsal bir ortam oluşturmalıyız.
Disiplin denetleme ve gözetim organları, Parti’nin kapsamlı ve sıkı yönetiminin ilerletilmesinde büyük sorumluluk ve onurlu bir tarihsel görev taşımaktadır.
Bu organlar, hangi amaçla var olduklarını her zaman hatırlamalı; Parti’nin birlik ve bütünlüğünü kararlılıkla korumalı, Parti’nin öncü niteliğini ve saflığını kararlılıkla savunmalıdır.
Disiplin denetleme ve gözetim çalışmalarının kurallara uygun, hukuk temelinde ve düzenli biçimde yürütülmesini sürekli güçlendirmeli; denetimin, disiplinin ve hukukun uygulanmasındaki nitelik ve etkinliği artırmalıdır.
Bıçağın keskin yüzünü kendi içine çevirmekte kararlı olmalı, Parti’ye zarar veren unsurları kesinlikle temizlemelidir.
Siyasi bakımdan sağlam, yetenek bakımından güçlü, çalışma tarzı bakımından örnek ve dürüstlük bakımından güvenilir olma gereklerine uygun biçimde kadro inşasını sürekli güçlendirmelidir.
Sadık, temiz ve sorumluluk sahibi; mücadele etmeye cesaret eden ve mücadeleyi başarıyla yürütebilen, çelikten bir disiplin denetleme ve gözetim kadrosu yetiştirmeye odaklanmalıdır.



