Geleceğin Gazetecisi, Bilgiye En Hızlı Ulaşan Değil, Onu En Doğru Anlamlandıran ve Aktaran Olacak

Geleceğin Gazetecisi, Bilgiye En Hızlı Ulaşan Değil, Onu En Doğru Anlamlandıran ve Aktaran Olacak

Gazetecilik tartışması dosyamız devam ediyor. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aslı Yapar Gönenç sorularımızı yanıtladı. Başlık ve arabaşlıklar tarafımızca eklenmiştir.

SORU: Dünyada yaygın basının gelişmeye başladığı dönemden itibaren, Türkiye’de ise Tanzimat döneminden başlayarak aydın kavramı ile gazeteci önemli ölçüde özdeşleşmişti. Basın, entelektüel dünyanın gelişmesinde önemli rol oynadı. Günümüzde gazeteciliğin entelektüel yaşamı aynı ölçüde besleyebildiğini düşünüyor musunuz?

Gazetecilik, Tanzimat’tan günümüze Türkiye’de yalnızca haber aktaran bir meslek değil, aynı zamanda düşünce hayatını şekillendiren önemli bir alan olmuştur.

Dünyada basının ortaya çıkması öncelikle ticari kaygılardandır. Daha sonra ise sizin de belirttiğiniz gibi aydınların duygu ve düşüncelerini yaymak amacıyla kullandıkları bir araç olmuştur. Sanayi devriminden sonra kitle gazeteciliğinin ortaya çıkması toplumlarda gazetelerin kitlelere ulaşmasını sağlamıştır.

Ülkemizde ise basın, çeşitli nedenlerden dolayı geç ortaya çıkmıştır. Bu gecikmenin en temel nedenlerinden bir tanesi matbaanın ülkemize geç gelmiş ve geç yaygınlaşmış olmasıdır. Basın faaliyetleri devlet eliyle yürütülmüş ve yayınlanan ilk gazete bugünkü Resmi Gazetenin kökenini oluşturan Takvimi Vakai olmuştur. Osmanlı topraklarında daha öncede gazeteler yayınlanmış ancak bunlar yabancılara yönelik yayın yapan konsolosluklarda basılan gazeteler olmuştur. Basının düşünceleri yayma gücü anlaşılınca ülkemizde de basın yaygınlaşmaya başlamış. Okuma yazma oranının oldukça düşük olduğu bir ortamda aydılar yazınsal ve siyasal düşüncelerini gazeteler ve dergiler araçlığıyla tartışmışlardır.

O dönemin habercilik anlayışının elbette bu dönemden oldukça farklı olduğunu unutmamak gerekir. O dönem gazete sayfalarında yer alan haberleri dünyaya açılan bir pencere olarak nitelendirmemiz gerekir. Bu pencereyi açan kişiler de o dönemin aydın kişileri olmuştur. Bu noktada ticari kaygılardan söz etmek mümkün değildir, daha doğrusu günümüzde anladığımız türde ticari kaygılardan söz etmek mümkün değildir.

Türk medyasında holdingleşme dönemi dediğimiz döneme geldiğimizde yani günümüzde ticari ve siyasi kaygılar artık gazetecilik ve haberciliğin önüne geçmiştir. Ayrıca dijitalleşmenin etkisini de göz önünde bulundurmamız gerekir. Kısaca belirtmek gerekirse, günümüzde dijitalleşme, hız ve ticari kaygılar gazeteciliğin entelektüel niteliğini geçmişe kıyasla zayıflatmış, hatta yer yer ortadan kaldırmıştır. Bunla birlikte nitelikli araştırmacı gazetecilik, yorum ve analiz gazeteciliği gibi gazetecilik türleri toplumsal tartışmaları besleyebilir ve kamuoyunun düşünsel gelişimine katkı sağlayabilir, diye düşünmek istiyorum.

Gazeteci Patrondan Medya Patronuna Geçiş

SORU: Dünya ve Türkiye 1980’li yıllardan itibaren büyük değişimler yaşadı. Bu dönüşüm Türkiye’de basını ve gazeteci karakterini nasıl etkiledi?

1980’li yıllar ülkemizde her anlamda önemli değişimlerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Basın alanında da gazeteci patronlar döneminden medya patronları dönemine geçiş olmuştur. Daha sonraları ise Köşe yazarlığı kavramının tavan yaptığı, gazeteler arasında promosyon savaşlarının olduğu, yüksek maaşlarla gazeteci transferlerinin yapıldığı bir dönem olmuştur. Özel radyo ve televizyonların yaygınlaşmaya başlamasıyla medya kavramının yaşamımıza girdiği bir dönem olmuştur. 

Bu dönem dünyada da büyük değişimlerin olduğu bir dönem olmuştur. Küreselleşme kavramı, neoliberal ekonomi, teknolojinin hızla gelişmeye başlaması dünyanın çehresini değiştirmiştir. Elbette Türkiye’de bundan hem siyasal hem ticari bağlamda etkilenmiştir.

Basın, giderek daha fazla ticari ve rekabetçi bir karakter kazanırken gazetecinin rolü de kamu adına denetleyen aydın kimliğinden, hız ve izlenme baskısı altında çalışan profesyonel kimliğe doğru evrilmiştir. Özellikle televizyon ve ardından dijital medyanın yükselişi, haber üretim süreçlerini hızlandırmıştır. Ekonomik ve kurumsal baskılar gazetecinin mesleki özerkliğini geçmişe kıyasla daha fazla zorlamaktadır.

Haberi Değil Hızı Merkeze Almak Gazeteciliğe Güveni Azaltıyor

SORU: Dijitalleşme basının geleceğini ve gazetecilerin mesleki faaliyeti ile gerçekle kurduğu ilişkiyi nasıl dönüştürüyor? Gazetecilerin düşünce dünyasındaki konumu nasıl etkileniyor?

Dijitalleşme, gazeteciliği hız, erişim ve etkileşim açısından önemli ölçüde dönüştürmüştür. Haber üretimi anlık hâle gelirken gazetecinin gerçekle kurduğu ilişki de sosyal medya, algoritmalar ve doğrulama sorunları nedeniyle daha karmaşık bir yapıya bürünmektedir. Gazeteciden artık yalnızca haber üretmesi değil, bilgiyi doğrulaması ve dezenformasyonu ayıklaması da beklenmektedir. Bu durum nitelikli gazetecilik açısından yeni bir sorumluluk alanı yaratmıştır. Geleceğin gazetecisi, bilgiye en hızlı ulaşan değil, bilgiyi en doğru biçimde anlamlandıran ve topluma aktaran kişi olacaktır.

Ancak aksi davranışlar, yani hızı merkeze alan, haberi geri planda tutan anlayış gazetecilik mesleğine güveni giderek azaltmaktadır. Bu noktada yukarıda belirttiğimiz gibi nitelikli gazetecilik anlayışı önem kazanmaktadır. Gazetecinin toplumun güvenilir kaynağı olma konumuna geri dönmesi gerekmektedir.

Paylaş
Paylaş: