Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Nadir Temeloğlu, İstanbul’da AK Parti himayesinde düzenlenecek olan Said-i Nursi Sempozyumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı Said-i Nursi’nin FETÖ’nün ideolojik kaynağı olduğunu söyleyen Temeloğlu sempozyuma Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Diyanet İşleri Başkanının katılımcı olduğunu belirtti. Nadir Temeloğlu’nun konuşmasını sizlerle paylaşıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olamaz, olmayacak. Bakın, bunun altını çiziyoruz. Büyük devrimci önderimiz Atatürk’ün bu sözleriyle başlıyoruz.
Neden bu sözlerle başlıyoruz? Sizin de dediğiniz gibi bir sempozyum yapılacak ve… Cumhuriyet düşmanı, Cumhuriyet devrimlerinin düşmanı Said-i Nursi, AK Parti eliyle sürgünden geri getiriliyor. Yani açıkçası 4-7 Ekim tarihleri arasında bir sempozyum olacak.
Ama sadece bununla da kalmıyor. Said-i Nursi Sempozyumu için devletin de seferber edildiğini görüyoruz. Etkinliğe bakıyoruz; Cumhurbaşkanı Yardımcısı katılıyor, Diyanet İşleri Başkanı katılıyor, Bilal Erdoğan katılıyor. Cumhurbaşkanının mesajının okunacağı belirtiliyor. Aynı zamanda bakıyoruz Kültür ve Turizm Bakanlığı destekçisi; Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA dediğimiz kurum) bunu destekliyor. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bunu destekliyor.

Bu da yetmiyor; kamu kurumları da buna sponsor oluyor. Yani kamunun kaynakları da buna harcanıyor. Şimdi buradan biz açıkça AK Parti hükûmetini uyarıyoruz Ulusal Kanal ekranlarından. Neden uyarıyoruz? Said-i Nursi Sempozyumu’na destek, emperyalizme ve orta çağa destektir. Bakın bunun altını dikkatle çizmek istiyorum: Said-i Nursi Sempozyumu’na destek, emperyalizme ve orta çağa destektir.
Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı daha birkaç gün önce TBMM’nin açılışında ne dedi? İç cephe vurgusu yaptı. “İç cepheyi bütünleştireceğiz.” dedi. Peki siz? İç cepheyi emperyalizm ve orta çağ güçleriyle birleştireceksiniz, güçlendireceksiniz. Birleştiremezsiniz. Aksine iç cepheyi tamamen parçalarsınız, yıkarsınız. Bu açıdan AK Parti hükûmetini uyarıyoruz.
Çünkü Türkiye’de ilerleyen bir süreç var. Nedir o süreç? Türkiye’de FETÖ‘nün üzerine gidiliyor, Süleymancıların üzerine gidiliyor, Furkancıların, Adnan Oktarcılar gibi orta çağ güçlerinin üzerine gidiliyor. Bunlarla mücadele ediliyor.
Aynı zamanda Devlet Bahçeli de “arınma” diyor. Nedir o arınma? Gladio’nun şehit ettiği Muhsin Yazıcıoğlu, Kaşif Kozinoğlu gibi şehitlerimizin dosyaları yeniden ele alınıyor. Bütün bu dosyaların açılışı da emperyalizm ve orta çağ kuvvetleriyle mücadeledir aynı zamanda.
Bu tür sempozyumlar yapmak, Gladio ile mücadele eden, orta çağın üzerine giden devlet bürokrasisindeki kesimlerin de heyecanını ve hevesini kırıyor aynı zamanda. Ya da fon operasyonları… Bakın fon operasyonlarının arkasında kim var? Nurcular var. Nurcular çıktı. İşte Nur Mektebi’nin kurucusu, derneğin kurucusu Uğur Akkafa tutuklandı. Bu gibi isimler var. Pusula Holding, Katılımevim gibi anonim şirketlerin yöneticilerine, Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın da Nur Cemaati üyesi olduğunu biliyoruz biz. O zaman bu sempozyum nereden çıktı? Siz o zaman fonla mücadele edeceksiniz, Gladio’nun üstüne gideceksiniz, dosyaları açacaksınız, aynı zamanda orta çağ kalıntısı bu FETÖ gibi tarikat ve cemaatlerin üzerine gideceksiniz; bir yandan bunu yaparken bu sempozyumu düzenlerseniz aslında bu çabaları baltalarsınız. Bu açıdan çok önemli.
Şimdi Said-i Nursi kimdir? Said-i Nursi, FETÖ‘nün ideolojik kaynağıdır. Bunu çok net bir şekilde ortaya koymamız lazım. Hatta şunu demek bile mümkün: Said-i Nursi ustadır, Fetullah Gülen çırağıdır. Bu kadar net söylüyoruz. Neden? Said-i Nursi‘ye bakıyoruz; işte İngiliz yanlısı Derviş Vahdeti ile birlikte İttihad-ı Muhammedi Cemiyetini kurmuşlar.
Yine bizim o tarih kitaplarında, ders kitaplarında anlatılan zararlı cemiyetlerden Kürdistan Teali Cemiyetinin kurucuları… Aynı zamanda… Bakın FETÖ’nün çok ünlü bir projesi vardır: Dinler arası diyalog dediğimiz bir proje. Papa’yla biliyorsunuz Fetullah Gülen gitti görüştü. Bunun temsilcileri vardı; Papa’ya mektuplar yazıyordu. Asıl dinler arası diyalog Said-i Nursi ile başlıyor. 1950’de Papa’ya mektup yazıyor ve o mektupta diyor ki kurtuluş için Hristiyan-Müslüman ortaklığı önemlidir. Diyalog şarttır diyor. Papa’nın emrinde çalışmaktan da memnun olurum diyor.
Yani bunların hep temelleri var, o FETÖ’nün temelleri var. Yine bu dinler arası diyalogda ünlü yabancılar var. İşte Vatikan’ın temsilcileri var: Michel Lelong, Thomas Michel, George Marovitch gibi isimler var. Bunlar önemli dinler arası diyalog papazları. Bu isimler 80’li yıllardan itibaren Nurcuların değer verdiği yetkililer olarak öne çıkıyor. Vatikan’ın dinler arası diyalog merkezinin 80’li yıllardaki yöneticisi örneğin Thomas Michel ve Michel Lelong. “Eğer Allah İsteseydi” diye bir kitap var; ona bakıyoruz, Nurcular tarafından basılıyor, Yeni Asyacılar bunları basıyor. Yine Thomas Michel ve George Marovitch yıllar önce Hristiyan Nur talebeleri olarak anılıyor, hatta gizli Müslüman oldukları söyleniyor. Ama en önemlisi Marovitch ve Michel, FETÖ lideri Fetullah Gülen’e de sınırsız destek veren isimler. Yani bunlar, Nurcuların tamamen Soğuk Savaş yıllarında CIA’e hizmet ettiğini gösteriyor.
Örneğin Said-i Nursi‘nin talebesi var, Bekir Berk. Bekir Berk’e bakıyoruz; CIA bağlantılı Komünizmle Mücadele Derneğinin kurucu yöneticilerinden. Ama bir özelliği var bu Berk’in: Fetullah Gülen’i de Erzurum Şubesindeki bu Komünizmle Mücadele Derneğine kaydeden isimler bunlar, Nurcular. Yani Nurculuğu yine ABD güdümüne sokan isimler bunlar. 1970’lerdeki isimleri açıp bakın, Fetullah Gülen’in de o yöneticiler arasında yer aldığını görürsünüz.

Yine sempozyumu düzenleyen kim? Onlara bakalım örneğin. Sempozyumu düzenleyen bir isim, Said-i Nursi‘nin talebelerinden Mehmet Fırıncı. Onun kurduğu, Mehmet Fırıncı’nın kurduğu İstanbul İlim ve Kültür Vakfı. Şimdi Fırıncı kim? Fırıncı 2005 yılında FETÖ‘nün Pensilvanya’daki karargâhına gitmiş, ziyaret etmiş. Fetullah‘la görüştüğünü ve orada bir gece konakladığını kendisi söylüyor. FETÖ‘yle görüşen isimler bunlar.
İlişki içinde olan isimler bunlar. Yine derneğin şu anki yöneticisi Said Yüce, FETÖ‘nün eski Emniyet İmamı Kemalettin Özdemir’in akrabası aynı zamanda. Yüce 2015-2018 yıllarında da AK Parti milletvekilliği yapmış. 15 Temmuz’dan sonra da FETÖ bağlantılı bazı Nurcu derneklerin kapatılmaması için yoğun faaliyet gösterdiğini biliyoruz.
Etkinlikte bakıyoruz Fetullah’a mektup yazan rektörler var, Fetullah’ın okullarında öğretmenlik yapmış isimler var. 260 kadar konuşmacı, katılımcı var. Onlar var.
Yine eski etkinliklerde de böyle. Eski etkinlikleri bir açın bakın. Örneğin Dr. Leonid Sykiainen diye biri var. Bu kişi Gülen’i öven bir kitap yazmış: “Bir Medeniyet Öngörüsü” diye. Fetullah Gülen’in sitelerine girince bu isimleri ve kitapların nasıl ortaya çıktığını görürsünüz. Zaten bunları da basanlar yine Türkiye’deki FETÖ’cüler.
Şimdi tabii ne yapıyorlar bu sempozyumun arkasında? Şöyle gerekçeler; yani akla, mantığa uymayan, saçma sapan gerekçeler var. İşte “Biz Nurcuları FETÖ‘nün elinden alacağız, kurtaracağız” gibi taktiksel bir girişim gibi sunuyorlar ama bu da saçma. Yani Said-i Nursi‘yi FETÖ ile paylaşma kavgası veremezsiniz. Verirseniz Gladio’yu yenemezsiniz.
Bakın o dosyalar dedik ya, “arınma” dedik; hepsi nereye çıkıyor? Gladio’ya çıkıyor. ABD güdümündeki Gladio’ya çıkıyor, FETÖ‘ye çıkıyor. Diğer saydığımız örgütlere çıkıyor. Bu arınmayı yapamazsınız. Gladio’yla mücadele edemezsiniz. Türkiye’yi buradan temizleyemezsiniz. İç cepheyi birleştiremezsiniz. Bu açıdan önemli. Yani tarikat ve cemaatleri yücelterek Türkiye’de emperyalizmin üstüne yürünecek bir durum yok. Bunu başaramazsınız.
O yüzden AK Parti hükûmetini uyarıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uyarıyoruz. FETÖ‘nün ideolojik kaynağıdır Said-i Nursi. Cumhuriyet devrimlerinin azılı düşmanıdır. Bu FETÖ‘nün ideolojik kaynağını överek, sempozyumlar yaparak onun adına, nasıl FETÖ ile mücadele edeceksiniz? Edemezsiniz. Yan yana düşersiniz. İç cepheyi emperyalizm güçleriyle mi birleştireceksiniz? Birleştiremezsiniz.
Cumhurbaşkanı o TBMM’de verdiği mesajlar, ondan sonra işte ya da fon meselesinden sonra “Arınma yapacağız, Türkiye arınma sürecinde” diyen Sayın Bahçeli’nin de sözlerinin altı boşalmış oluyor. Sayın Bahçeli de Cumhur İttifakı’nın ortağı olarak bunlara nasıl göz yumuyor? Bunlara göz yumamaz! Türk milliyetçiliğine karşı savaşmış isimler Said-i Nursiler. Türkiye’nin milli devletine karşı, Cumhuriyet devrimine karşı mücadele etmiş isimler, yıkıcılık yapmış isimler. Sayın Devlet Bahçeli iki gündür şu konuşuluyor: “Cumhuriyet Hükûmeti” lafını kullanıyor. Bakın, bu Cumhuriyet Hükûmetini ve Cumhuriyet rejimini yıkmak isteyenlere nasıl göz yumuyorsunuz? Yumamazsınız.
Hele Cumhurbaşkanı Erdoğan; yani bu hükûmetin başı olarak, Cumhuriyet’in başı olarak asla göz yumamaz. Yani böyle bir hakkı ve yetkisi yok. Bu açıdan önemli. Yani bu açıdan iç cepheyi emperyalizm ve orta çağ güçleriyle birleştiremeyeceklerinin, tam tersine iç cepheyi böleceklerinin altını çizmek istiyoruz.
Bu konunun peşinde olacağız. Bakın Ulusal Kanal ekranlarında, Ulusal Kanal yöneticileri olarak altını çiziyoruz: Bu olayın peşindeyiz. Zaten Vatan Partisi de bu olayın peşinde. Yarın sanırım Genel Sayın Yıldırım Gençer, Vatan Partisi Genel Saymanı Yıldırım Gençer bir açıklama yapacak ve Vatan Partisi örgütleri de harekete geçiyor. Bu meseleye karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Yani kararlılıkla başladık, kararlılıkla bitirelim.
Atatürk’ün dediği gibi: Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olmayacak, olamaz. Biz buna da izin vermeyeceğiz, altını çiziyoruz ve bu konuda da kararlı mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Bütün Ulusal Kanal’ı izleyenleri de kararlılıkla ve saygıyla selamlıyoruz.
Çok çok teşekkür ediyoruz. Oldukça önemli bir konu; çünkü Türkiye aslında tarikatlar konusunda mücadele veriyor olduğu söyleniyor. Bu sempozyumun gerçekleştirilmesi ise o kararlılığa da gölge düşürür mü?
E tabii, yani zaten aslında bunu anlatıyoruz. Yani Türkiye’nin toplam mücadelesi açısından sıkıntılı ve Türkiye’deki o milli güçlerin mücadele azmini… Bakın nasıl işte yani 15 Temmuz, hatta Silivri duvarlarının, Vatan Partisi’nin 2014’te Silivri duvarlarını yıkmasından itibaren Türkiye bir Vatan Savaşı sürecini kırdı. Atlantik zincirini kırdı. Türkiye devletinden 144 bin FETÖ Gladiosu temizlendi.
Bakın bu bir devrim. Altını çiziyoruz: 144 bin! Ordusu içinden, polisi içinden, devlet kurumları içinden, adliyesi içinden, hukuku içinden, memurları içinden 144 bin insan temizlendi.
Ama siz şimdi bu sempozyumla işte o ideolojik kökleri orada olan FETÖ‘yü alıp yeniden kurtarmaya yönelen hamleler yapıyorsunuz. O yüzden Cumhuriyet de… Bunların bütün ortak kökenlerine bakın: Cumhuriyet devrimleri düşmanlığıdır, demokrasi düşmanlığıdır, laiklik düşmanlığıdır, anayasa düşmanlığıdır.
O yüzden zaten hep “sivil anayasa, sivil anayasa” derler bu kesimlerde. Anayasanın sivili olmaz. O açıdan da baktığımızda bu hem devletin içine girdi fonlar; şehit Kozinoğlu ve Yazıcıoğlu gibi isimler… Ondan sonra FETÖ ile kararlı mücadeleyi sekteye uğratacak isimlerdir.
Türk devleti zayıflatılamaz, zaafa düşürülemez. Güçlü bir devlet inşa etmek istiyorsak bu orta çağın bütün kurumları… Çünkü orta çağ kurumları bugün emperyalizmle göbekten iş birliğinde. Bakın başka bir farkı var mı? FETÖ karşımıza çıkıyor, diğer isimler karşımıza çıkıyor. Hepsi etnik, kimlik, mezhepsel, dinsel bölücülüğün bütün temelinde emperyalizm var.
O yüzden emperyalizmle esaslı mücadele etmek istiyorsak… Sayın Cumhurbaşkanı ne dedi açıklamada? “Türkiye’de iç cepheyi bölmek isteyen emperyalist, Siyonist ittifak var.” dedi. İşte o ittifakın kullandığı araçlar bunlar. O araçlarla ama siz yan yana gelerek nasıl mücadele edeceksiniz? Edemezsiniz. O yüzden o laflar beyhude olmasın, boş olmasın, havada kalmasın. Sayın Cumhurbaşkanımızı, AK Parti hükûmetini uyarıyoruz buradan: Bu kararlılığa gölge düşürmeyin, bu kararlılığa zarar vermeyin. Türkiye Atlantik zincirlerini kırıyor. Ve eninde sonunda o emperyalist ve Siyonist ittifakı yerle bir edecek.
Ama Said-i Nursilerle de Said-i Nursilere o ideolojik temellerini ortadan kaldırarak yapacak.



