Teori’nin Basın Tartışması Devam Ediyor: Osman Erbil yanıtladı

Teori’nin Basın Tartışması Devam Ediyor: Osman Erbil yanıtladı

SORU: Dünyada yaygın basının gelişmeye başladığı dönemden itibaren, Türkiye’de ise Tanzimat döneminden başlayarak aydın kavramı ile gazeteci önemli ölçüde özdeşleşmişti. Basın, entelektüel dünyanın gelişmesinde önemli rol oynadı. Günümüzde gazeteciliğin entelektüel yaşamı aynı ölçüde besleyebildiğini düşünüyor musunuz?

Eskiden gazete çıkartmak, sadece bir haber aktarımı değil; bir toplumu baştan aşağı dönüştürme, ilerletme eylemiydi. Basın çalışması tarihin tekerleğini hızlandıran faaliyetti. Gazeteci de dönüşümün hem fikir babası hem de cephedeki neferiydi.

Matbaadan Cumhuriyet’e: Aydınlanma Hattı

Tanzimat ve I. Meşrutiyet: Şinasi Tercüman-ı Ahvâl ile yolu açtı; Namık Kemal İbret gazetesinde “vatan” ve “hürriyet” yazdığı için sürgüne gönderildi. Onlar ve devamından gelenlerin yazıları, halkın zihninde özgürlükler, yasal haklar ve anayasa düzen fikrini doğurdu ve Meşrutiyet’in toplumsal tabanını hazırladı.

II. Meşrutiyet: 1908’de sansürün kalkmasıyla basın birer hürriyet kürsüsüne dönüştü. Büyük şair Tevfik Fikret ve Hüseyin Cahit Yalçın’ın birlikte kurduğu Tanin gazetesi, edebiyat ile siyasi felsefeyi harmanlayarak meşrutiyet sisteminin, hürriyetin ve çok sesliliğin toplumsallaşmasını sağlayan en radikal enstrüman oldu.

Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet Devrimleri ve sonrası: Atatürk’ün Milli Mücadele’ye önderlik rolünü üstlenir üstlenmez ilk yaptığı işlerin başında, Hakimiyet-i Milliye gazetesini çıkarmak geliyordu. Düşmanla savaş ve halkın seferberliği için gazete olmazsa olmazdı. Falih Rıfkı Atay (Hakimiyet-i Milliye) ve Yunus Nadi (Cumhuriyet) gibi isimler, devrimci aydınlanmanın kilit aktörleriydi. Harf Devrimi yapıldığında, gazeteler ertesi gün halka yeni alfabeyi öğretmek için adeta birer okula dönüştü. Gazeteci, köhneleşmiş bir imparatorluktan modern bir cumhuriyet inşasında öncü bir mimardı.

SORU: Dünya ve Türkiye 1980li yıllardan itibaren büyük değişimler yaşadı. Bu dönüşüm Türkiye’de basını ve gazeteci karakterini nasıl etkiledi?

Kırılma Noktası: 1980’le hızlı dönekleşme Cumhuriyetin aydınlanmacı gazetecilik modelinin belkemiği, ne yazık ki 12 Eylül Amerikancı Darbesi ve onun Türkiye’ye yerleştirmek istediği neoliberal modelle kırıldı. Bu yeni sistem; toplumu bireyciliğe, dar çıkarcılığa, kaderciliğe ve pasifliğe iterek teslim almayı hedefliyordu. Toplumculuk ve kamuculuk gibi değerler en şeytani kavramlar olarak sunuldu. Küreselleşmenin de içimize nüfuz etmesiyle, “toplumu aydınlatmak için bedel ödeme” fikri modası geçmiş, ahmakça ve boş bir çaba olarak pazarlandı. Bu zehirli fikirlerin sahipleri, mücadeleden kopardığı aydınları da hızla çekim merkezine aldı.

Babıali’den plaza gazeteciliğine

Liberalleşmenin basındaki karşılığı “holdingleşme” idi; bu da çürümenin en büyük hızlandırıcısı oldu. Babıali’nin odalarında halkı için çile çeken, gerçeği yazmak uğruna bedel ödeyen gazetecinin yerini yeni bir “tip” medyacı aldı. İnançlarını, ideallerini holding plazalarının kapılarında bırakıp “dönekleşmeyi” seçen bu yeni tipler; medya patronlarının kendilerine tahsis ettiği lüks köşelere ve televizyon ekranlarına, dolgun maaşlarla yerleştiler. Artık temel motivasyon hakikat değil; kendi hazzı ve patronunun ihale çıkarlarıydı. Kimileri için can sıkıcı, rahatsız edici gerçekleri ne pahasına olursa olsun yazıp çizme çabası bir anda kıymetsizleşti. 80’lerin bu liberalleşme projesi, mesleğin tarihsel saygınlığına vurulan en yıkıcı darbe oldu.

SORU: Dijitalleşme basının geleceğini ve gazetecilerin mesleki faaliyeti ile gerçekle kurduğu ilişkiyi nasıl dönüştürüyor? Gazetecilerin düşünce dünyasındaki konumu nasıl etkileniyor?

Bugünün ‘tık’ tuzağındaki gazeteci

1980’lerde başlayan yozlaşma, günümüzde yerini dijital bir “içerik üretimi” mühendisliğine bıraktı.

Algoritmanın kölesi olmak mı…

Bugün genel olarak haber merkezlerinde, Tevfik Fikret’in Tanin’deki dik duruşunun ya da eski Babıali idealizminin yerini Google algoritmalarıyla mücadele aldı. Önümüzdeki ekranlarda hangi haberin saniyede kaç “tık” aldığı canlı olarak karşımızda. Günümüzde sosyolojik bir değişimi, ülkeler arasında son stratejik hesaplaşmayı inceleyen derinlikli bir analiz; “Flaş! Ünlü ismin şok görüntüsü!” haberinin trafiği karşısında ezilmek zorunda.

Sonuç: Basının iğdiş edilmesi

Özetle; toplumsal atılımların ve devrimsel süreçlerin yaşandığı zamanlarda gazete; aydının toplumu yön verdiği, yeni bakış açıları kattığı, bilinmeyeni gösterdiği saygın bir kürsüydü. 1980 darbesi bu kürsülere tekmeler attı, çoğunu devirdi. Boyalı holding basınının bütün haşmetiyle üzerine oturduğu bu alan, popüler kültürün tüketildiği bir vitrin haline getirildi. Elbette bugün de çok değerli bağımsız kalemler var; ancak onlar artık ana akımı besleyen nehirler değil, çöldeki vaha gibi istisnalar. Basın, entelektüel dünyayı beslemek bir yana, o dünyanın sığlaşmasını hızlandıran bir mekanizmaya dönüşmüş durumda. Ancak bu mesleğin iğdiş edilmesine, yozlaştırılmasına karşın ilkelerini koruyan, kalemini satmayan kurumlar yaşadıkça gazeteciliğin namusu da korunacak.

Paylaş
Paylaş: