Herhangi bir aracın niteliksel değerini, onu kullanan özne ve kullanıldığı bağlam belirler. Katilin elinde can alan keskin bir nesne, bir doktorun elinde can kurtarabilir. Dolayısıyla araçlar üzerinde yapılan tartışmalar aslında kullanıcının doğası ve araçların bağlamları üzerinde yapılan tartışmalardır. Bununla beraber yapay zekâ, “özne olabilme” yani kendine özgü kasıt ve iradeye sahip olabilme potansiyeli ile diğer araçlardan ayrılmaktadır. Yapay zekânın tamamen bağımsız bir şekilde inorganik maddeyle dönüştürücü bir ilişki kurarak tarihsel bir özne olabilme konusu; canlılık iradesini oluşturan ilke ve yapı taşlarının özellikleri ile ilgili teknik bir meseledir. Bu nokta tamamen açığa kavuşana kadar insanlığın elinde bir araç olarak kalacak yapay zekânın kaderi; insanlığın mevcut doğası, ileride kendini içinde bulacağı koşullar ve koşullara karşı geliştireceği iradeye bağlıdır.
Bu bağlamda günümüzde farklı tarihsel koşullara sahip toplumların yapay zekâya bakışı da farklılık göstermektedir. Finans kapital ağlarının devlet mekanizmalarını baskı altında tuttuğu Batıda, yapay zekâ, kamusal bir değer olarak işlev geliştirmek yerine bireyin zafiyetlerini hedef alan, pazarlama süreçlerinin emrinde bir ürün olarak öne çıkıyor. Google, Meta, Microsoft, Amazon gibi küresel teknoloji devleri, ellerinde biriken muazzam miktardaki kullanıcı verilerini finansal önceliklere göre değerlendirirken ürettikleri teknolojik çıktılar, ürün bazlı geliştirme üzerine yoğunlaşmış durumda. Hızla gelişen bu teknolojinin toplumsal etkinliklere ve halkın günlük kullanımına entegre edilmesi ise finans kapitalin tek başına başarabileceği bir iş değil. Gelişim-Kullanım arasındaki dengenin tesis edilmesi, yapay zekâ teknolojisinin ekonomi politiği hakkında toplumsal bilinç ve siyasi irade yaratılmasını gerektiriyor.
Bu konuda, Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki akademik literatür dikkat çeken bir ilerleme kaydetmiş durumda. Teorik tartışmaların yanı sıra, devlet, yapay zekâ teknolojisini kullanarak görünmez bir altyapı dönüşüm sürecine öncülük ediyor. Çin’de yapay zekâ teknolojisi; kişiselleştirilmiş eğitimden akıllı yönetişim ve yolsuzluk tespitine, akıllı trafik yönetiminden hassas ormancılığa kadar birçok pratik alanda günlük kullanıma entegre edilmiş durumda. Yapay zekâ, Batıda finansallaştırılırken, Çin’de üretime kazandırılıyor.
Türkçe literatürde ise bu tartışmaların önemli bir bölümü Batı kaynaklarına dayanmaktadır. Çin akademisinde üretilen çalışmaların büyük kısmı dil engeli nedeniyle Türk okuyucusuna ulaşamamakta. Oysa küresel yapay zekâ rekabetinin en önemli aktörlerinden biri olan Çin’in konuya ilişkin teorik yaklaşımını anlamak, günümüzde yapay zekâ üzerine yürütülen tartışmaları daha bütünlüklü değerlendirebilmek açısından önem taşımaktadır. Bu eksikliği gidermeye katkı sunmak amacıyla Çin’de yayımlanan önemli akademik çalışmaları Türkçeye kazandırmak için kolları sıvadık. Bu çeviri dizisi, Türkiye’de yapay zekâ ve otomasyonun ekonomi politiğine ilişkin tartışmaları yeni kaynaklar ve yeni bakış açılarıyla zenginleştirmeyi amaçlamaktadır.
Aşağıda yer alan makaleler, bu çeviri dizisinin ilk örneklerini oluşturmaktadır. Her biri, yapay zekânın farklı bir boyutunu ele almakta; teknoloji, emek, üretim, insanın öznelliği ve toplumsal dönüşüm gibi temel meseleleri Çin akademisinde yürütülen tartışmalar ışığında incelemektedir.
* Doç. Dr. Yao Mingming – Chang Jiayang (Zhejiang Üniversitesi Marksizm Enstitüsü)
Yapay Zekâ Çağında İnsan Öznelliğinin Dönüşümü: Marksist Bilim ve Teknoloji Anlayışı Temelinde Felsefi Bir İnceleme
Zhejiang Üniversitesi Marksizm Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Yao Mingming ile yüksek lisans öğrencisi Chang Jiayang, yapay zekânın insanların düşünme, karar verme ve dünyayla kurduğu ilişkiyi nasıl değiştirdiğini Marksist bilim ve teknoloji anlayışı çerçevesinde incelemektedir. Makale, yapay zekânın bilgi üretme biçimlerini, değer yargılarını ve günlük yaşam pratiklerini dönüştürürken insanın teknoloji karşısındaki konumunu da yeniden şekillendirdiğini savunmaktadır. Bununla birlikte, teknolojinin insanın yerini almaması; aksine insanın özgürlüğünü, yaratıcılığını ve karar verme yetisini güçlendirecek şekilde geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
* Prof. Dr. Huang Xinrong (Jiangxi Maliye ve Ekonomi Üniversitesi)
Büyük Veri, Yapay Zekâ ve Komünizm
Jiangxi Maliye ve Ekonomi Üniversitesi Yönetim Felsefesi Araştırma Merkezi Müdürü ve Marksizm Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Huang Xinrong, büyük veri, internet ve yapay zekâ teknolojilerinin komünizmin maddi ve teknolojik temellerini güçlendirdiğini ileri sürmektedir. Makale; veri ekonomisi, paylaşım ekonomisi ve akıllı makinelerin emek süreçlerini dönüştürmesi üzerinden bilgi toplumunun komünist toplumla taşıdığı benzerlikleri tartışmaktadır. Yazara göre bilgi teknolojilerinin gelişimi, Marx’ın öngördüğü özgürleşme potansiyelini gerçekleştirebilecek yeni tarihsel imkânlar ortaya çıkarmaktadır.
* Prof. Dr. Pan Enrong – Ruan Fan – Dr. Guo Liang (Zhejiang Üniversitesi)
Yapay Zekâda “Makinelerin İnsanların Yerini Alması” Sorununun Yeniden Kurgulanması: Marksist Felsefenin Bir Yorumu ve Müdahale Yolu
Zhejiang Üniversitesi Marksizm Enstitüsü Profesörü Prof. Dr. Pan Enrong, doktora araştırmacısı Ruan Fan ve Zhejiang Üniversitesi Guanghua Hukuk Fakültesi doktora sonrası araştırmacısı Dr. Guo Liang, yapay zekâ nedeniyle “makinelerin insanların yerini alacağı” yönündeki yaygın tartışmaları Marx’ın Kapital‘de geliştirdiği emek zamanı kavramı üzerinden yeniden değerlendirmektedir. Yazarlara göre yapay zekâ insan emeğini bütünüyle ortadan kaldırmamakta; emek zamanının yeniden düzenlenmesini mümkün kılan tarihsel bir dönüşüm yaratmaktadır. Makale, insan ve makineyi karşıt iki unsur olarak gören yaklaşımları eleştirirken, insan-yapay zekâ iş birliğine dayanan yeni yönetişim modellerini ve “Yapay zekâ Marksizmi” olarak adlandırılan yeni bir araştırma alanını tartışmaya açmaktadır.
* Doç. Dr. Liu Weibing (Fudan Üniversitesi Marksizm Enstitüsü)
Yapay Zekâ Komünizmin Gerçekleşmesini Teşvik Eder mi?
Fudan Üniversitesi Marksizm Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Liu Weibing, yapay zekânın komünizmin gerçekleşmesine sağlayabileceği katkıları ve bu katkıların sınırlarını Marksist politik ekonomi perspektifinden değerlendirmektedir. Makale, yapay zekânın üretici güçleri geliştirdiğini, emek adaletini destekleyebileceğini ve insanın özgür gelişimine yeni olanaklar sunabileceğini savunmaktadır. Bununla birlikte, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet sürdüğü sürece yapay zekânın tek başına komünizmi gerçekleştiremeyeceği ve sermaye ilişkilerinin bu potansiyeli sınırlandıracağı sonucuna ulaşmaktadır.
* Doç. Dr. Ran Siwei (Ningbo Üniversitesi Marksizm Enstitüsü)
Yapay Zekânın Güncel Meydan Okumaları ve Bunlara Verilen Yanıtlar: Marksist Bir Analiz Perspektifi
Ningbo Üniversitesi Marksizm Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Ran Siwei, yapay zekânın felsefe, politik ekonomi ve toplumsal yapı üzerindeki etkilerini bütüncül bir Marksist çerçevede incelemektedir. Makale; yapay zekânın emek-değer teorisi, değer üretimi, istihdam ve insanın toplumsal konumu açısından ortaya çıkardığı yeni tartışmaları değerlendirmektedir. Yazara göre yapay zekâ, Marx’ın değer teorisini geçersiz kılmamakta; üretici güçlerde yarattığı dönüşüm nedeniyle üretim ilişkilerinin yeniden düzenlenmesini zorunlu hâle getirmekte



