Teori dergisinin Yapay Zeka ve Sanat konulu anketi için sorularımızı tiyatro dünyasının bilinen iki ismi Esen Çamurdan ile Hilmi Zafer Şahin’e yönettik.
Türkiye’nin önde gelen tiyatro araştırmacılarından olan Çamurdan Türkiye Tiyatro Vakfı kurucu başkanı, dramaturg-yazardır.
Dramaturg ve yazar Hilmi Zafer Şahin İstanbul Şehir Tiyatrolarının genel sanat yönetmeni görevinde de bulunmuştu.
Sorular: İnsan talimatlarıyla birinci yazarı Yapay Zekâ olan bir metin sanat eseri olarak nitelendirilebilir mi? Yapay Zekâ’nın estetik bir üretimini sanat olarak nitelendirebilir miyiz? Yapay Zekâ ile sanat yapılabilir mi? Yapay Zekâ ile üretilen bir eser sanat eseri kabul edilebilir mi?
Esen Çamurdan: Yapay Zekâ sonuç olarak bir robottur; insanın toparladığı/düzenlediği verilerden oluşan ve ne verirsen onu aldığın zeki bir makine. Oysa bir sanat eseri yalnızca bir hesap kitap işi değildir, insanın duyguları, duyarlılığı de devrededir hatta ağırlıklıdır ve ne denli beslerseniz besleyin hiçbir robota bunu yaptıramazsınız. En azından şimdilik diyelim…
Hilmi Zafer Şahin: İnsanın komutları, yönlendirimleri üzerinden şekillendirilen bir metin asla sanat eseri olamaz . Bilgi eksikliğimiz, kaynaklara ulaşmadaki yetersizliğimiz üzerinden oluşturulan bir metne o an için özel anlamlar yüklesek de ortaya çıkanın kaynaklardaki karşılıklarını öğrenip gözledikçe sanat eseri olmadığını görürüz.
Yapay zeka yaşamımıza öyle bir giriş yaptı ki her alanda mükemmel, kusursuz olanın karşılığı gibi durdu. Ancak özgünlüğün biçimlendiği sanata da el uzatması, sanatçı yerine sanatın kendisini ve alımlanmasını öne çıkardı. Çünkü makinasal özellik taşıyan yapay zeka, “en iyi” örnekler üzerinden “daha iyi” bir örneği oluşturması, mükemmeliyet, kusursuzluk noktası sağlasa da yazan-okur ilişkisinde karşılıklı yaratıcı alanı ve ilişkiyi zedelemekte. Yalnızca hedef odaklı kurgu ve anlatımı ortaya çıkarmakta. Zaten yalnızca yazın alanında değil, bilimsel çalışmalarda da pek çok kişi “ön alma”, “ön görme” bağlamında yapay zekayı kullanmakta, kendine özgü anlatımı işin içine sokarak, çalışmasını geliştirmekte, tamamlamakta. Bütün olarak bakıldığında, yapay zekanın yaptığı “derleme toplama estetiği” gibi durmakta. Ancak şimdilik…
Herşeyden önce yapay zekanın ürettiği bir estetik olduğunu düşünmüyorum. Ya da ortaya çıkanın estetik karşılıkları olan sanat eseri olduğunu düşünmüyorum. Ama böylesi üretilen bir şeyin sanat eseri görülmesi, onunla bağ kuranın birikimiyle bire bir bağlantılı. Sanat eserinin estetiğini kavramak, estetik alanın arka planını oluşturan birikimi bilmekten, kavramaktan geçmekte. Diğer bir değişle, o yapıtın ya da sanat insanının süreçleri de estetiğin öznel gibi duran işlevsel karşılıkları.
Belki de bu konudaki asal son ve tehlike, yapay zekayı endüstri alanı yapan küresel yapıların, insanlığın birikimine ve dünyaya bakışları ile beklentileri. Yapay zekanın şekillenmesi, küresel güçlerin bilgiyi “terbiye ederek” insanlığa vermesi ve içeriğini saptaması üzerinden gerçekleşirse insanlığın vay haline!



