İran – ABD Mutabakatı (2)

İran – ABD Mutabakatı (2)
Picture of Gürkan Demir Yazdı
Gürkan Demir Yazdı

Yenilmez Sanılan ABD’nin Yenilgisi

İran İslam Cumhuriyeti ile ABD-İsrail arasındaki savaşta son dönemece gelindi. 14 Haziran 2026 tarihinde ABD ile mutabakat imzalayacaklarını duyuran İran İslam Cumhuriyeti, gelinen noktayı “aylarca süren görüşmelerin, sürekli takiplerin ve bu alandaki çeşitli iletişimlerin ürünü” olarak gördüklerini ifade etti.

          İran ile ABD arasında imzalanacak olan mutabakatı Ulusal Kanal İran Temsilcisi Gürkan Demir ile değerlendirdik. Röportajı teoridergisi.com sorumlusu Yiğit Çınar yaptı.

İran’ın “yenilmez” denilen ABD-İsrail kuvvetini mağlup etmesi bize ne anlatıyor?

Tüm dünya ABD’nin mutlak güç olmadığına tanıklık etti. İran, askeri olarak ileri teknolojiye sahip bir kuvvetin asimetrik savaş ile yenilebileceğini net bir şekilde ortaya koydu. Ayrıca İran, elinde nükleer silah bulunan iki ülkeyle savaştı, vatan savunmasında geri adım atmadı. Her türlü tehdide ve saldırganlığa rağmen İran’ın direnişi, ölümden korkmayan siyasi ve askeri liderlik kadrosuyla bu süreci yürüttü. Savaşın geleceğini bildiği için tüm hazırlığını buna göre yapan İran, kendi imkanlarıyla ürettiği ve geliştirdiği füzeleriyle bir otorite tesis etti. Bütün bunların yanına yine ölümü göze alıp meydanlara çıkan halk, hem ülke yönetiminin güçlü durmasında hem de cephedeki askere cesaret vermede büyük bir rol oynadı. İç cephede birliğin ne kadar önemli olduğu bu savaşla birlikte bir kez daha tecrübe edilmiş oldu. Ayrıca İran’da bu süreçte alt yapıya yönelik çeşitli saldırılar olsa da hazırlığını iyi yaptığı için gıda, enerji, su gibi konularda problem yaşanmadı. Elektrikte kısa süreli kesintiler lokal oldu, saatler süren bir durum değildi.

ABD ile İran arasında anlaşmanın sağlanmasının ardından ABD’nin yapmayı planladığı işlerin olmamasını neye bağlıyorsunuz?

ABD, İran’da yönetimi devirmek ve yerine kukla yöneticileri getirmek istedi. Bunun için üst düzey liderliğe yönelik suikastların yanı sıra iç karışıklık yaratmak, sınırlardan teröristleri İran içine sokmak, İran’ı parçalara ayırmak gibi hedefleri vardı. ABD – İsrail saldırıları bunların oluşmasına yol açmak için belirli bir strateji ile ilerledi; polis karakollarına saldırılması, sınır birliklerini zayıflamaya dönük saldırılar yapılması gibi. Ve hatta Trump sözde muhaliflere silah gönderdiklerini, bir kısmının Irak’ın kuzeyindeki terör gruplarında kaldığını itiraf etti.

Mossad ve CIA’nın dersine iyi çalışmaması ABD’yi hedeflerine taşıyamamasında önemli etkisi var. Füze, SİHA ve İHA stokları için yapılan parmak hesabı ve toplanan istihbaratın yanlışlığı ile birlikte İran halkının kendileriyle hareket edeceğine dair umutları tutmadı. Halk saldırılar karşısında kenetlendi. İran, şok dalgasını hızlı atlattı. Hürmüz Boğazı’nın bu kadar uzun süreli kapalı tutulacağını düşünmediler. Körfez’deki ABD üslerinin ateş altına alınacağını beklemediler. Özetle evdeki hesabın çarşıya uymadığı, taşıma suyla (ABD’nin binlerce kilometre öteden yaptığı yığınak) değirmenin dönmeyeceğini ortaya çıktı.

İki ülkenin iç siyasi dinamikleri bu anlaşmanın sürdürülebilirliğine izin verecek mi?

İran cephesinde sürdürülebilirlik ya da taahhütlerine bağlı kalma konusunda bir sorun yok. 2025 P5+1 anlaşması sonrası İran bütün adımlara uyuyordu, ta ki ABD tek taraflı anlaşmadan çıkana kadar. Ya da 40 günün sonunda ilan edilen ateşkesi ihlal eden taraf hep ABD olmuş, İran cezalandıran pozisyonda yer aldı. Geçen yıl 12 günlük savaş öncesi de müzakere vardı, son 40 günlük savaştan önce de… Her iki savaş da müzakereler devam ederken oldu. İran’a yönelik saldırı başlatarak müzakere masasını bombaladılar. Diplomasiye ihanet ettiler.

Örneğin İran nihai anlaşmayı parlamentosundan geçirmesi gerekse bunu rahatlıkla yapar; birkaç farklı ses, ya da uyarılar dışında… Ama ABD’de kongre ya da temsilciler meclisinin önüne gidecek olsa ortak ses çıkması zor olabilir.  Zira, Washington’un Tahran’a uyguladığı çeşitli yaptırımlar var. Bunların içinde sadece başkan kararıyla kalkmayacak başlıklar bulunuyor. Ya da uzun sürecek aşamalar var. Bütün bunlara rağmen, savaşın bitmesine dönük ABD içinde tabanda ve tavanda büyük beklenti, irade var. Anlaşmanın uygulanması için bu beklentiler itici rol oynayacaktır. Bir de ABD, ekonomik ve askeri olarak ağır kayıplar yaşadı. İran onlar için bataklığa dönüşmeye başladı. Bu bataklığın dibine çökmek istemiyorlarsa taahhütlerine bağlı kalmaları gerekiyor.

Paylaş
Paylaş: