Savaş Sonrası Dünya Düzenindeki Değişimler ve Çin’in BM Diplomasisi

Savaş Sonrası Dünya Düzenindeki Değişimler ve Çin’in BM Diplomasisi
Picture of Gökalp Erbaş Yazdı
Gökalp Erbaş Yazdı

Wang Cungang / Çeviri: Gökalp Erbaş

Nankai Üniversitesi Zhou Enlai Hükümet Okulu Öğretim Üyesi ve Siyasi Partiler ve Dünya Siyaseti Çalışmaları Merkezi Direktörü Profesör Wang Cungang tarafından kaleme alınan bu makale, Gökalp Erbaş tarafından Teori için çevrilmiştir.

2025 yılı, Birleşmiş Milletler’in (BM) kuruluşunun 80. yıldönümüne işaret ediyor. Dünyanın en evrensel, temsili ve yetkili hükümetler arası uluslararası örgütü olan BM, çok taraflılığın savunulmasında merkezi bir platform ve uluslararası düzenin hayati bir köşe taşı işlevi görmektedir. Son yıllarda BM’nin küresel sınamalarla mücadele etme kapasitesi test edilmekte olup, dünya düzenindeki köklü yapısal değişimler acil ve etkili bir BM reformunu gerekli kılmaktadır. BM’nin kurucu üyesi ve BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimî üyesi olan Çin, BM işlerine aktif olarak katılım sağlamakta, örgütün otoritesini korumayı ve BM reformunu teşvik etmeyi taahhüt etmektedir. Bu dönüşüm ve çalkantı döneminde Devlet Başkanı Xi Jinping, Küresel Yönetişim İnisiyatifi gibi önemli girişimler ortaya koymuştur. Bu inisiyatifler yalnızca Çin’in BM diplomasisinin rotasını çizmekle kalmamakta, aynı zamanda Çin’in BM diplomasisi aracılığıyla küresel yönetişime daha geniş ve etkili bir şekilde dahil olmasına ve dünya düzenini daha adil ve hakkaniyetli bir doğrultuya yönlendirmesine olanak tanımaktadır.

Savaş Sonrası Dünya Düzenindeki Değişimler ve BM’nin Rolünün Evrimi

Geçtiğimiz 80 yıl boyunca, insan toplumunun gelişimi ve dünya düzenindeki değişimlerle birlikte BM’nin rolü de sürekli bir evrim geçirmiştir.

I. Savaş Sonrası Dünya Düzeni: İki Kutuplu Cepheleşmeden Çok Kutuplu Bir Dünyaya

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından dünya düzeni köklü değişikliklere uğradı. Geleneksel Avrupa merkezciliğin çöküşüyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği, dünyanın en güçlü iki ülkesi olarak öne çıktı. Böyle bir arka planda kurulan BM, küresel barış ve kalkınma davasında bir dönüm noktası teşkil etti. BM Şartı’nda yer alan egemen eşitlik, iç işlerine karışmama ve uyuşmazlıkların barışçıl çözümü gibi uluslararası ilişkilere yön veren temel normlar, modern uluslararası düzenin köşe taşını oluşturdu.

Soğuk Savaş döneminde dünya düzeni, iki kutuplu bir cepheleşme ile karakterize ediliyordu. ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki rekabetin temel arenalarından biri haline gelen BMGK etkili bir rol oynamakta zorlanırken, BM Genel Kurulu iki kampın karşılıklı suçlamalarda bulunduğu bir kürsüye dönüştü. Buna rağmen BM, yine de belirli ölçüde olumlu bir rol oynamayı başardı.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından BM, yeni fırsatlar ve sınamalarla karşı karşıya kaldı. Bir yandan Soğuk Savaş’ın bitişi, BM’nin daha büyük bir rol üstlenmesi için elverişli koşullar yarattı. Diğer yandan ise küreselleşmenin derinleşmesi, BM’nin daha aktif bir rol üstlenmesini gerektiren yeni sınamaları beraberinde getirdi. Yeni değişimlere ve gereksinimlere uyum sağlamak amacıyla BM bir dizi reform gerçekleştirdi. Mart 2025’te BM Genel Sekreteri António Guterres, örgütün çalışma yöntemlerini reforme etmek ve küresel misyonunu daha iyi yerine getirebilmesi adına BM’nin dönüşümünü teşvik etmek amacıyla “BM 80 Girişimi”nin başlatıldığını duyurdu.

II. BM’nin Küresel Barış ve Kalkınmaya Yönelik Önemli Katkıları

80 yıllık yolculuğu boyunca BM; barışı koruma, yurtlar inşa etme, işbirliği arayışında bulunma ve ortak bir gelecek yaratma hususlarında tüm üye devletlerin çabalarını harekete geçirmiştir. Küresel barışın korunmasında, ortak kalkınmanın desteklenmesinde, dayanışma ve işbirliğinin artırılmasında önemli bir rol oynamıştır.

İlk olarak, BM sürdürülebilir barışın inşasına aktif bir katkı sağlamaktadır. Küresel barış ve güvenliğin korunması, BM’nin birincil hedefidir. BM, belirli bir dereceye kadar yeni bir dünya savaşının patlak vermesini etkili bir şekilde önlemiş, birçok ülkenin iç çatışmaları sonlandırmasına ve siyasi uzlaşıya varmasına yardımcı olmuştur. Bu doğrultudaki çabalar arasında, BM barış gücü operasyonları küresel barış ve güvenliğin korunmasında önemli bir araç haline gelmiştir. Dünyanın bazı bölgelerinde savaş ateşinin hala körüklenmesine ve dünya nüfusunun dörtte birinin hala çatışmaların pençesindeki ülke ve bölgelerde yaşamasına rağmen, büyük güçler arasında büyük ölçekli bir savaşın yaşanmamış olması tartışmasız bir gerçektir.

İkinci olarak, BM küresel refahı ve sürdürülebilir kalkınmayı kesintisiz bir şekilde teşvik etmektedir. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın desteklenmesi ile tüm insanların yaşam koşullarının iyileştirilmesi, BM’nin temel görevlerinden biridir. BM, ilerici ve giderek daha kapsayıcı hale gelen kalkınma gündemlerini başarıyla uygulamaya koymuş; Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni formüle ederek bunların hayata geçirilmesine yardımcı olmuştur. Günümüzde BM, küresel mutabakatı bir araya getirmeye ve BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin özünü oluşturan Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşılmasını desteklemeye gayret etmektedir.

Üçüncü olarak, BM bölünmüş bir dünyada uluslararası işbirliğini derinleştirmektedir. “Ekonomik, sosyal, kültürel veya insani nitelikteki uluslararası sorunların çözümünde uluslararası işbirliğini sağlamak”, BM’nin kuruluş misyonudur. Bu amaca yönelik olarak BM, başta üye devletlerin görüşlerini eşit bir şekilde dile getirmelerine ve küresel meseleleri tartışmalarına olanak tanıyan, BM Genel Kurulu merkezli çok taraflı istişare platformlarının kurulması; eğitim, sağlık, çalışma ve tarım gibi belirli alanlarda uluslararası işbirliğini yürütmek üzere bir dizi uzmanlık kuruluşu tesis edilmesi; nispeten eksiksiz bir uluslararası hukuk sistemi oluşturmak amacıyla İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşme ve antlaşmaların hazırlanmasının teşvik edilmesi; uluslararası kalkınma işbirliğine net hedefler ve yönler sağlayan küresel bir kalkınma gündeminin geliştirilmesi ve üye devletlerin büyük küresel sorunlar karşısında kolektif eyleme geçmeye teşvik edilmesi olmak üzere çeşitli çabalar göstermiştir. Eylül 2024’te tüm BM üye devletleri, küresel işbirliğini güçlendirme ve zorluklarla birlikte mücadele etme taahhütlerini yeniden teyit ederek Geleceğin Paktı’nı (Pact for the Future) ortaklaşa imzalamışlardır.

Sayısız testten geçen BM, kuruluş taahhütlerini büyük ölçüde yerine getirmiştir. Bugün BM büyük zorluklarla karşı karşıya olmasına ve birçok eksikliği bulunmasına rağmen, canlılığını ve dinamizmini hala korumaktadır. BM Şartı, dönüşüm ve çalkantılarla dolu bir dünyaya bir düzen çıpası ve güven kaynağı sunarak küresel barış ve kalkınmanın önemli bir güvencesi olmayı sürdürmektedir.

Çin’in BM Diplomasisinin Tarihsel Evrimi

Çin, BM Şartı’nı imzalayan ilk ülke, BM’nin kurucu üyesi ve BMGK daimî üyeleri arasındaki tek gelişmekte olan ülkedir. Dünya düzenindeki değişimler ve BM’nin rolünün evrimi ile, Çin’in BM algısı ve kimliği sürekli değişmiş, Çin’in BM diplomasisi de aralıksız bir değişim sürecinden geçmiştir. Çin diplomasisinin bu yönü iki boyutu içermektedir: Birincisi, bir üye devlet olarak Çin ile çeşitli BM kuruluşları arasındaki etkileşimler olup, buna BM Şartı uyarınca yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve hakların kullanılması dahildir. İkincisi ise Çin’in BM platformu aracılığıyla çok taraflı diplomasiyi ve uluslararası işbirliğini teşvik etmesi, siyasi, ekonomik, kültürel, güvenlik ve diğer alanlarda dünya genelindeki ülke ve bölgelerle diplomatik temas ve iş birliklerini derinleştirmesidir.

I. Çin’in BM’deki Statüsünün Değişimi: “Hukuka Aykırı Şekilde Dışlanmaktan” “Merkezi Bir Rol Oynamaya”

İkinci Dünya Savaşı sonrası erken dönemde Çin, BM’nin kurucu bir üyesi ve BMGK’nin beş daimi üyesinden biriydi. Bu statüsü sayesinde Çin, uluslararası kuralların şekillendirilmesine katılım sağladı. Ancak iç savaşın etkileri nedeniyle Çin’in BM’de oynadığı rol kısıtlandı. 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından, ABD ve diğer Batılı ülkelerin Çin’i bölmeye yönelik siyasi manipülasyonları sebebiyle, Çin’in BM’deki meşru sandalyesi uzun süre Tayvan makamları tarafından hukuka aykırı şekilde işgal edildi ve bu durum Çin’in BM işlerine esaslı bir şekilde katılımını engelledi.

Ekim 1971’de BM Genel Kurulu’nun 26. Oturumu, “Çin Halk Cumhuriyeti’nin tüm haklarının iade edilmesine ve Hükümetinin temsilcilerinin Çin’in Birleşmiş Milletler’deki tek meşru temsilcileri olarak tanınmasına” karar veren 2758 sayılı Kararı kabul etti. Bu karar, BM’nin evrenselliğini, temsil kabiliyetini ve otoritesini etkili bir şekilde artırdı; küresel barış ve kalkınma güçlerini önemli ölçüde pekiştirdi. Meşru sandalyesini geri kazanmasının ilk dönemlerinde Çin, BM’yi “Üçüncü Dünya ülkelerinin” hakları için mücadele ettiği bir platform olarak görüyordu.

1978 yılında reform ve dışa açılma politikasının başlatılmasının ardından Çin, BM’yi dış dünyayla iletişim kurmanın giderek daha önemli bir kanalı olarak görmeye başladı. Çeşitli BM kuruluşlarının faaliyetlerine katılımı, pasif ve sınırlı bir katılım düzeyinden, geniş çaplı bir angajmana ve proaktif eyleme dönüştü. Çin, birçok alanda giderek daha önemli ve yapıcı bir rol oynamaya başladı ve çok taraflılığın savunulmasında kilit bir güç haline geldi.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra Çin, BM sistemi içinde kademeli olarak aktif bir inşa edici konumuna geldi. BM işlerine katılımının kapsamı genişlemeye devam etti; mali katkıları ve insan kaynağı destekleri arttı ve gündem belirleme yeteneği sürekli olarak pekişti.

Çin Komünist Partisi’nin 18. Ulusal Kongresi’nden bu yana, giderek daha istikrarsız ve belirsiz hale gelen bir dünya karşısında Çin, BM aracılığıyla küresel yönetişim sisteminin reformunu aktif olarak teşvik etmiş; insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşası, yeni tip uluslararası ilişkiler ve insanlığın ortak değerleri gibi yenilikçi kavramların yanı sıra dört büyük küresel inisiyatifi ortaya koymuştur. Böylece BM sistemi, Çin’in sorumlu bir büyük güç olarak imajını şekillendirmesi ve sergilemesi için önemli bir platform haline gelmiştir.

II. Çin’in BM Diplomasisinin Derin Etkisi: Fikirlerden Uygulamalara

Çin’in BM diplomasisi, dünyadaki diğer büyük güçlerin diplomasisinden olduğu kadar, diğer yükselen piyasa ülkeleri ve gelişmekte olan ülkelerin yaklaşımlarından da farklılık göstermektedir.

Fikirler boyutu ele alındığında Çin, dünyada yalnızca tek bir küresel yönetişim sistemi olduğunu, bunun da merkezinde BM’nin yer aldığı uluslararası sistem olduğunu; yalnızca tek bir düzen bulunduğunu, bunun da uluslararası hukuka dayalı uluslararası düzen olduğunu ve yalnızca tek bir kurallar dizisi mevcut olduğunu, bunun da BM Şartı’nın amaç ve ilkelerine dayanan uluslararası ilişkilere yön veren temel normlar olduğunu kararlılıkla savunmaktadır.

Çin, çok taraflılık bayrağını her zaman yüksekte tutmuş, gerçek çok taraflılığı uygulamış ve uluslararası meselelerin tüm ülkeler tarafından istişare yoluyla tartışılıp karara bağlanması, dünyanın geleceği ve kaderinin ise tüm ülkeler tarafından ortaklaşa belirlenmesi gerektiği konusunda ısrarcı olmuştur. Tek taraflılığa, korumacılığa ve hegemonik uygulamalara; bunun yanı sıra blok siyaseti ve dışlayıcı “dar çevreler” oluşturma gibi “sözde çok taraflılığın” tüm biçimlerine kararlılıkla karşı çıkmaktadır.

Çin, geniş istişare, ortak katkı ve paylaşılan faydalarla öne çıkan küresel yönetişim anlayışına her zaman bağlı kalmıştır. Egemen eşitliğin savunulmasını, uluslararası hukukun üstünlüğüne riayet edilmesini, insan odaklı bir yaklaşım benimsenmesini ve somut adımlar atılmasını savunmaktadır. Çin, küresel yönetişim sisteminin dünya düzenindeki değişimleri daha iyi yansıtmasını; dünyadaki ülkelerin çoğunluğunun, özellikle de yükselen piyasa ülkeleri ile gelişmekte olan ülkelerin özlem ve çıkarlarını daha adil bir şekilde temsil etmesini ve küresel sınamalarla daha etkili bir şekilde mücadele etmesini sağlamayı taahhüt etmektedir.

Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi (KYİ), Küresel Kalkınma İnisiyatifi, Küresel Güvenlik İnisiyatifi, Küresel Medeniyet İnisiyatifi ve Küresel Yönetişim İnisiyatifi gibi girişimlerinin tamamı, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile yakından uyumludur. Bu girişimler, uluslararası işbirliğinin mantığını yeniden şekillendirmeye yardımcı olmakta ve bazı ülkelerin övündüğü “hegemonya yoluyla istikrar” ile “medeniyetler çatışması” teorilerine etkili bir şekilde yanıt vermektedir.

Uygulamalar boyutu ele alındığında Çin, uluslararası meselelerde merkezi bir rol oynaması konusunda BM’yi bütünüyle desteklemekte ve BM çalışmalarının çeşitli alanlarına aktif olarak katılmaktadır. Çin, reform yoluyla BM’nin küresel sınamalarla mücadelede ülkeleri koordine etme yeteneğini artırmasını, gelişmekte olan ülkelerin endişe ve taleplerine odaklanmasını ve uluslararası toplumun beklentilerine daha iyi yanıt vermesini desteklemektedir.

Çin, BM ile işbirliğinin kapsamını sürekli genişletmiş ve bu işbirliğinin içeriğini zenginleştirmiştir. İlgili BM kuruluşları Çin’de art arda ofisler açmış ve Çin ile bu kuruluşlar arasında çok sayıda alanda yürütülen kapsamlı iş birlikleri verimli sonuçlar doğurmuştur. Aynı zamanda Çin’in BM içerisindeki etkisi de istikrarlı bir şekilde artmıştır. 1972’den bu yana, 11 Çinli diplomat art arda BM Genel Sekreter Yardımcılığı görevini yürütmüştür. Şu anda BM’nin 15 uzmanlık kuruluşundan dördünün başında Çinli diplomatlar bulunmaktadır. Çin tarafından kurulan “Küresel Kalkınma İnisiyatifi Dostları Grubu”, 80’den fazla ülkeyi kapsamaktadır.

Dünya barışının bir inşa edicisi olarak Çin, sarsılmaz bir şekilde barışçıl kalkınma yolunu izlemektedir. Çin, BM barış gücü bütçesine en büyük katkıyı sağlayan ikinci ülke ve BMGK daimi üyeleri arasında en fazla barış gücü personeli sağlayan ülkedir. Çin, anlaşmazlıkların istişare ve diyalog yoluyla çözülmesini savunmakta, iç işlerine karışmama ilkesine bağlı kalmakta, uluslararası ilişkilerde keyfi güç kullanımına veya güç kullanma tehdidine kararlılıkla karşı çıkmakta, büyük bölgesel sıcak gelişme noktalarının siyasi çözümüne aktif olarak katılmakta ve uluslararası ve bölgesel sıcak gelişmelere Çin’e özgü çözümler aramaya ve uygulamaya sürekli devam etmektedir. Çin, BMGK’nin otoritesini ve birliğini korumak için çaba göstermekte, BM’nin kendi görev yetkisi uyarınca arabuluculuk faaliyetleri yürütmesini aktif olarak desteklemekte ve küresel barış ile güvenliğin korunmasına katkıda bulunarak BM ile bölgesel ve alt-bölgesel kuruluşlar arasındaki koordinasyon ve işbirliğini desteklemektedir. Çin, bugüne kadar 20’den fazla uluslararası silahların kontrolü antlaşması ve mekanizmasına katılarak uluslararası silahların kontrolü ve silahsızlanma sürecinde aktif bir rol oynamakta, BM ve ilgili uluslararası kurumların çalışmalarına yapıcı katkılar sağlamaktadır. Çin ayrıca, geleneksel olmayan güvenlik tehditleriyle mücadele etmek amacıyla BM liderliğindeki küresel işbirliğinde aktif yer almakta; uluslararası terörle mücadele, biyogüvenlik ve siber güvenlik gibi alanlarda etkin bir rol oynamaktadır.

Küresel kalkınmaya katkıda bulunan bir ülke olarak Çin, sarsılmaz bir şekilde ortak kalkınma yolunu izlemektedir. Çin, BM’nin küresel makro çerçevede kalkınma meselesini belirgin bir konuma yerleştirmesi ve kalkınma hakkının teşvik edilmesine ve korunmasına önem vermesi gerektiğini savunmaktadır. Çin, mutlak yoksulluğu tarihsel olarak ortadan kaldırmış ve BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin yoksulluğu azaltma hedefine planlanandan 10 yıl önce ulaşmıştır. Aynı zamanda Çin, uluslararası yoksullukla mücadele işbirliğine aktif olarak katılmakta ve BM Genel Kurulu’nun üç yıl üst üste kırsal yoksulluğun azaltılmasına ilişkin kararlar kabul etmesini teşvik etmektedir. Çin, uluslararası yoksulluğu azaltma işbirliğine yönelik yatırımlarını sürekli artırmış ve Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından gelişmekte olan ülkeleri desteklemek amacıyla ortaya koyulan 100 yoksulluğu azaltma projesi gibi büyük pratik önlemleri bütünüyle hayata geçirmiştir. BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin uygulanmasına büyük önem veren Çin, ulusal bir uygulama planı ile üç ilerleme raporu yayımlayarak bu konuda öncülük etmiş ve birden fazla alanda erken sonuçlar elde etmiştir. Son dönemde, Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından sunulan Küresel Yönetişim İnisiyatifi, küresel yönetişim sisteminin iyileştirilmesine, küresel ortak kalkınmanın teşvik edilmesine ve insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşasının ilerletilmesine bir kez daha Çin bilgeliği ve çözümleriyle katkı sağlamıştır. Çin, KYİ’nin BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi ile uyumlaştırılmasını teşvik etmekte, altyapı geliştirme ve dijital ekonomiyi BM kalkınma sistemine dahil etmektedir. Çin, yeni ortaya çıkan alanlardaki yönetişim boşluklarının erkenden doldurulmasını desteklemekte ve BM’nin bu konuda öncü bir rol oynamasını savunmaktadır. BM Genel Kurulu’nun 80. Oturumu genel görüşmelerinde Çin, Çin-BM Küresel Güney-Güney Kalkınma Mekanizması’nı kuracağını ve buna 10 milyon ABD doları tutarında bütçe desteği sağlayacağını duyurmuştur. Çin ayrıca, BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin uygulanmasını hızlandırmak amacıyla Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile işbirliği içinde Şanghay Küresel Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi’ni kuracaktır.

Uluslararası düzenin bir savunucusu olarak Çin, sarsılmaz bir şekilde işbirliğine dayalı kalkınma yolunu izlemektedir. BM Şartı, savaş sonrası dünya düzeninin temeli, uluslararası ilişkilerin istikrarını koruma ve insanlığın ilerlemesini teşvik etme konusunda bir kılavuzdur. Bugün dünyadaki çeşitli cepheleşmeler ve adaletsizlikler, Şart’ın amaç ve ilkelerinin geçerliliğini yitirmesinden değil, bu amaç ve ilkelerin etkili bir şekilde uygulanmamasından kaynaklanmaktadır. Çin, neredeyse tüm evrensel hükümetlerarası uluslararası örgütlere katılmış ve 600’den fazla uluslararası sözleşme ile bunlardaki değişikliklerde yer alarak BM’nin güvenilir bir ortağı haline gelmiştir. Çin, uyuşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesini ve farklılıkların istişare yoluyla giderilmesini savunmakta; uluslararası ve bölgesel düzeylerde ortaklıklar kurulmasını destekleyerek devletler arası ilişkilerde “cepheleşme yerine diyalog, ittifak yerine ortaklık” olarak nitelendirilen yeni bir yol açmaktadır. Çin her zaman gelişmekte olan ülkelerin yanında yer almakta, gelişmekte olan ülkelerin, özellikle de Afrika ülkelerinin küresel yönetişim sistemindeki temsilinin ve sesinin artırılmasını kararlılıkla desteklemektedir.

Geçtiğimiz 80 yıl boyunca, Çin’in BM diplomasisi çeşitli zorluklar ve çalkantılar içinden geçerek ilerlemiş ve giderek daha olgun bir nitelik kazanmıştır. Bu durum, yalnızca Çin ile dünya arasındaki ilişkide yaşanan tarihi değişimleri yansıtmakla kalmamakta, aynı zamanda Çin’in dış politikasındaki dönemlik değişimleri de somutlaştırmakta ve BM sisteminin işleyiş biçimi üzerinde derin bir etki yaratmaktadır.

Çin’in BM Diplomasisinin Karşılaştığı Zorluklar ve Fırsatlar

Günümüz dünyasında, yüzyılda bir görülebilecek nitelikteki değişimler daha hızlı bir şekilde ortaya çıkmakta, bu çalkantı ve dönüşüm çağındaki sorunlar giderek artmaktadır. Böyle bir arka plan karşısında, Çin’in BM diplomasisi hem yeni zorluklarla hem de yeni fırsatlarla karşı karşıya kalmaktadır.

I. Karmaşık ve Çetin Zorluklar

İlk olarak, BM Şartı’nın savunulması ile büyük güçler arasındaki cepheleşmeden kaçınılması arasında bir denge kurulması gerekmektedir. “Büyük güçlerin oy birliği” ilkesi, büyük güçler arasındaki cepheleşmenin dünya barışını tehlikeye atmasını önlemeyi amaçlayan, BM’nin temel bir ilkesidir. Ancak hegemonik ülkeler uzun süredir BM mekanizmalarını manipüle etmekte, hatta BM bazı büyük güçler tarafından yurt dışında müdahale ve saldırganlık faaliyetleri yürütmek için bir araç olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri sürekli olarak “geri çekilme” sinyalleri vermektedir. Örneğin, kalkınma ve insani yardımları önemli ölçüde kesmiş, zorunlu katkı paylarının ödenmesini geciktirmiş ve çok taraflı ortaklıkları zayıflatacak adımlar atmıştır. ABD’nin bu yaklaşımı, Çin’in tutum ve önerileriyle ters düşmektedir. Özellikle ABD; Çin ve Rusya’yı stratejik rakip olarak görmekte, bu ülkelerle olan rekabetini BM arenasına taşımakta ve diğer üye devletleri taraf tutmaya zorlamaktadır. Bu durum kaçınılmaz olarak BM’nin etkinliğini ve küresel zorluklarla mücadele etme kabiliyetini baltalamaktadır. Mevcut tablo, Çin’i BM Şartı’nı korumak ile büyük güçlerin cepheleşmesinden kaçınmak arasında bir denge arayışına zorlamaktadır.

İkinci olarak, sistemin savunulması ile kuralların yenilenmesi arasında bir denge sağlanmalıdır. BM’nin otoritesini korumak, yalnızca tarihin bize öğrettiği bir ders değil, aynı zamanda insanlığın ortak geleceğini inşa etmenin de bir gerekliliğidir. BM’nin otoritesinin zayıflatılması, özünde insanlığın ortak sorunlarla mücadele etmeye yönelik kolektif yeteneğini baltalamakta ve nihayetinde güçlülerin zayıfları ezdiği orman kanunlarına geri dönülmesine yol açabilmektedir. Çin, BM’nin otoritesini kararlılıkla savunmakta ve BM’nin küresel meselelerde vazgeçilmez bir rol oynadığına inanmaktadır. Aynı zamanda Çin, reform yoluyla BM’nin rolünün güçlendirilmesinin uluslararası toplumun ortak çıkarına olduğunu savunmaktadır. Böyle bir arka planda, adil ve düzenli çok kutuplu bir dünyayı ilerletme sürecinde BM’nin otoritesini ve etkinliğini artırmak, BM üye devletlerinin birliğini korumak ve güçlendirmek, Küresel Güney ülkelerinin temsilini artırmak ve gerçek çok taraflılık vizyonunu gerçekleştirmek amacıyla; Batı merkezciliğin miras bıraktığı yapıyı aktif bir şekilde reforme ederken BM’nin otoritesini nasıl etkili bir şekilde savunacağı, Çin’in BM diplomasisinin karşı karşıya olduğu yeni ve önemli bir görevdir.

Üçüncü olarak, ulusal çıkarların savunulması ile uluslararası sorumlulukların yerine getirilmesi arasında denge kurulmalıdır. Ulusal çıkarların kararlılıkla korunması, Çin diplomasisinin temel misyonu, Çin’in BM diplomasisinin ise ana hedefi ve birincil görevidir. Bununla birlikte Çin, uluslararası sorumluluklarını her zaman samimiyetle yerine getirmiştir. Çin’in uluslararası sorumluluk algısı, dünya ile olan ilişkisindeki değişimlere paralel olarak evrilmiş ve ulusal gücünün artmasıyla birlikte yeniden şekillenmiştir. Ulusal çıkarlar ile uluslararası sorumlulukların daha iyi dengelenmesi, Çin’in BM sistemi içindeki diğer üye devletlerin yanlış anlaşılmalarını ortadan kaldırması adına kilit noktalardan biridir.

Dördüncü olarak, Çin’in sunduğu çözüm önerilerine yönelik uluslararası algı farklılıklarının giderilmesidir. Son yıllarda Çin, BM’de Çin bilgeliğini yansıtan bir dizi çözüm önerisi sunmuş, ancak farklı ülkelerin bu çözümleri algılama biçimlerinde görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Örneğin, Çin tarafından önerilen Kuşak ve Yol İnisiyatifi, uluslararası topluma fayda sağlayan küresel bir kamu malı niteliğindeyken, az sayıda ülke bu girişimi kötü niyetli bir şekilde “yeni bir Marshall Planı” olarak damgalamış; hatta bazı ülkeler “Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı” (Partnership for Global Infrastructure and Investment) ile “Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru” gibi doğrudan hedef gözeten girişimler başlatmıştır. Uluslararası algı farklılıklarının giderilmesi ve dostane bir uluslararası kamuoyu ortamının şekillendirilmesi, gelecekte Çin’in BM diplomasisi için önemli bir görev teşkil etmektedir.

II. Geleceği Şekillendirme Fırsatları

BM reformunun kaçınılmazlığı, Çin’in BM diplomasisine yeni bir alan açmaktadır. Günümüzde BM’nin kurumsal yapısı, büyük ölçüde 80 yıl önce kurulduğu dönemdeki halini korumakta; bu durum, giderek karmaşıklaşan küresel zorluklarla mücadele edilmesini ve küresel yönetişimin artan ihtiyaçlarının karşılanmasını zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla BM reformu, yalnızca uluslararası ilişkilerin gelişimi için acil bir gereklilik olmakla kalmayıp, aynı zamanda üye devletlerin çoğunluğu arasında temel bir uzlaşı haline gelmiştir. Çin, BM’nin reform yoluyla daha eksiksiz bir küresel yönetişim sistemi inşa etmesini, ulusal eylemleri koordine eden ve zorluklara birlikte göğüs geren ana platform olmasını desteklemektedir. Bu durum, Çin’in BM diplomasisinin içeriğine, yöntemlerine ve hedeflerine yeni değişiklikler getireceği gibi, Çin’in BM sistemi içerisindeki rolü ve çıkarlarına yönelik yeni ayarlamaları da beraberinde getirecektir.

Gelişmekte olan piyasa ülkelerinin kolektif yükselişi, Çin’in BM diplomasisinin küresel bir ortaklık ağı kurması için uygun koşullar yaratmaktadır. Geçtiğimiz 80 yıl boyunca BM, birçok sömürgenin bağımsız birer ülke olmasına başarıyla yardımcı olmuş ve onların uluslararası arenaya kendi haklarına sahip egemen devletler olarak girmelerini sağlamıştır. Özellikle 21. yüzyılın başından bu yana gelişmekte olan ekonomilerin kolektif yükselişi ve seslerinin daha gür çıkması, BM’yi daha çeşitli ve demokratik hale getirmekle kalmamış, aynı zamanda Çin’in BM diplomasisinin küresel bir ortaklık ağı inşa etmesi için elverişli zemin hazırlamıştır. Küresel bir ortaklık ağı kurulmasını teşvik eden Çin; üstünlük duygularını ve kamplaşma ayrılıklarını bir kenara bırakmakta, uluslararası ve bölgesel meselelerin herhangi bir büyük güç tarafından tahakküm altına alınmasına karşı çıkmaktadır. Ayrıca Çin, küresel kaynak tahsisinin adilliğini henüz politika yapım sürecinin başlangıcında güvence altına almak adına, BMGK reformunda Küresel Güney ülkelerine uygun önceliklerin tanınmasını, bu doğrultuda hem daimî hem de geçici üyelik koltuklarının artırılmasını defalarca talep etmiştir.

Yeni teknolojik devrim dalgası, Çin’in BM diplomasisine gündem inovasyonu ve kimlik dönüşümü açılarından yeni fırsatlar sunmaktadır. Merkezinde yapay zekanın yer aldığı yeni teknolojik devrim dalgası, uluslararası güç yapısını çok boyutlu olarak yeniden şekillendirmektedir. Yapay zekanın yaygınlaşmasıyla birlikte yeni küresel tehditler ortaya çıkmış, ancak buna yönelik ilgili düzenleyici sistemler henüz kurulmamıştır. Bu durum, küresel ve kurumsal kamu malları yaratma fırsatı doğurmaktadır. Çin, BM aracılığıyla bir gündem inovasyonu gerçekleştirebilir; küresel yönetişim ve özellikle küresel teknoloji yönetişimi için “Batı merkezli olmayan” çözümler sunabilir; kapsayıcı ve fayda paylaşımına dayalı küresel bir kurallar sisteminin oluşmasını teşvik edebilir ve insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşasına katkıda bulunabilir.

Paylaş
Paylaş: