1) Çin: Teknoloji, Ekonomi ve Küresel Yönetişim
1.1. Çin ve ABD rekabet edebilmek için birbirine ihtiyaç duyuyor
ThinkChina değerlendirmesi, ABD-Çin ilişkisinin kopuştan çok karşılıklı bağımlılık içinde yürüyen bir rekabete dönüştüğünü savunuyor. Ticaret, finans, teknoloji ve tedarik zincirlerindeki bağlar iki tarafın birbirine maliyet yüklemesini mümkün kılarken tam ayrışmanın maliyetini de yükseltiyor. Bu nedenle rekabetin uzun vadeli yönetimi, kritik güvenlik alanlarında sınırlar koyarken ekonomik temasın bütünüyle kesilmemesine bağlı olacak.
Kaynak: ThinkChina
1.2. Çin küresel kamuoyunda ABD’yi geçti, fakat tablo Pekin’e koşulsuz güven anlamına gelmiyor
Pew verileri birçok ülkede Çin’e yönelik olumlu görüşlerin ABD’yi geçtiğini gösteriyor. Ancak Channel NewsAsia ve Asia Times değerlendirmeleri, bu değişimin büyük bölümünün Çin’e güçlü bir yönelişten çok ABD’nin güvenilirliğine ilişkin algının gerilemesinden kaynaklandığını vurguluyor. Yani asıl olgu, ABD’nin güven kaybı. Japonya, Güney Kore, Filipinler ve Hindistan gibi Çin’e yakın ülkelerde Washington’ın avantajının sürmesi de Asya’nın tek bir Çin yanlısı çizgiye kaymadığını gösteriyor.
Kaynaklar: Channel NewsAsia; Asia Times
1.3. Pekin, Trump tarifelerine karşı ABD müttefiklerini yanına çekmekte sınırlı kaldı
Asian Affairs’te yayımlanan çalışma, Pekin’in Trump yönetiminin tarifelerinden etkilenen Japonya ve Avrupa’yı Washington’a karşı daha ortak bir cepheye çekmeye çalıştığını inceliyor. Çin bu ülkeleri Amerikan tek taraflılığına karşı ara güçler olarak görse de güven sorunu, ittifak bağları ve farklı ekonomik takvimler yakınlaşmayı sınırladı. Sonuç, Çin’in ekonomik baskıyı diplomatik fırsata çevirebilmesinin maddi teşvikler kadar siyasi güvenilirliğe de bağlı olduğunu gösteriyor.
Kaynak: Asian Affairs
1.4. Çin Küresel Güney için tam kapsamlı bir sağlayıcıya dönüşemedi
PacForum değerlendirmesi, Çin’in altyapı, ticaret, sağlık ve kalkınma finansmanında geniş bir varlık kurmasına rağmen Küresel Güney’in güvenlik, kriz yönetimi ve uzun vadeli kurumsal kapasite ihtiyaçlarını aynı ölçüde karşılamadığını savunuyor. Pekin’in katkısı önemli olsa da borç, şeffaflık ve siyasi koşullar konusundaki kaygılar sürüyor. Çin’in kalıcı liderliği yalnız proje finansmanına değil, ortak ülkelerin kendi kapasitesini güçlendiren daha öngörülebilir kamu mallarına bağlı olacak.
Kaynak: PacForum
1.5. Otoriter devletler daha fazla işbirliği yapıyor, fakat tek bir blok oluşturmuyor
Yeni değerlendirme; Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore gibi otoriter aktörlerin savaş alanları, diplomatik platformlar, bilgi operasyonları ve ekonomik ağlarda daha yoğun biçimde koordinasyon kurduğunu belirtiyor. Buna rağmen çıkar çatışmaları, lider merkezli ilişkiler ve ortak bir kurumsal projenin bulunmaması bu ağı bir ittifaka dönüştürmüyor. Demokratik ülkeler açısından sınav, yalnız bu ağları sınırlamak değil, daha güçlü kurumlar ve kamu mallarıyla alternatif çekim alanı yaratmak.
Kaynak: Lowy Institute
1.6. Çin’in enerji politikası Asya bağlantısallığını jeopolitik bir araca dönüştürüyor
Eurasia Review’daki değerlendirmeye göre Çin’in boru hatları, elektrik bağlantıları, enerji yatırımları ve kara ulaştırma koridorları yalnız arz güvenliği değil, Asya’nın ekonomik coğrafyası üzerinde de etki yaratıyor. Rusya, Orta Asya, Güney Asya ve Güneydoğu Asya ile kurulan ağlar deniz yollarına bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Ancak yeni koridorların dayanıklılığı, finansman yükü, siyasi istikrar ve komşu ülkelerin tek bir merkeze aşırı bağımlı olmama isteğiyle sınanacak.
Kaynak: Eurasia Review
2) Doğu Asya ve Pasifik Güvenliği
2.1. Filipinler Japonya ve Vietnam’la stratejik ortaklıklarını derinleştiriyor
AMTI değerlendirmesi, Manila’nın Japonya ve Vietnam’la savunma, deniz güvenliği, sahil güvenlik ve kapasite geliştirme alanlarında kurduğu ilişkilerin Güney Çin Denizi politikasında yeni bir ağ oluşturduğunu belirtiyor. Japonya teknoloji ve güvenlik desteği sunarken Vietnam ortak deniz çıkarları ve kriz tecrübesiyle öne çıkıyor. Bu ortaklıklar ABD ittifakının yerine geçmiyor; Filipinler’in tek bir güvenlik sağlayıcısına bağımlılığını azaltan tamamlayıcı bir yapı kuruyor.
Kaynak: AMTI – CSIS
2.2. Vietnam yeni Topçu-Füze Komutanlığıyla kara ve deniz tehditlerini tek yapıda birleştiriyor
Vietnam’ın yeni Topçu-Füze Komutanlığı, uzun menzilli kara saldırısı ile kıyı savunmasını daha birleşik bir komuta altında toplama arayışını gösteriyor. The Diplomat’a göre Hanoi, kuzey kara sınırındaki caydırıcılık ihtiyacı ile Güney Çin Denizi’ndeki deniz baskısını aynı kuvvet yapısıyla dengelemeye çalışıyor. Yeni silah sistemlerinin etkisi, yalnız füze menzilinden değil keşif, hedefleme, komuta-kontrol ve ortak harekat kapasitesinden doğacak.
Kaynak: The Diplomat
2.3. Vietnam Güney Çin Denizi’nde sessiz ama geri çekilmeyen bir çizgi izliyor
ThinkChina değerlendirmesi, Vietnam’ın Çin’le deniz anlaşmazlıklarını yüksek sesli kriz diplomasisinden çok sürekli idari, hukuki ve sahadaki tedbirlerle yönettiğini savunuyor. Hanoi bir yandan Pekin’le parti ve ekonomik ilişkileri korurken diğer yandan kıyı altyapısı, deniz kuvvetleri ve uluslararası hukuk pozisyonunu güçlendiriyor. Bu yaklaşım gerilimi sınırlayabilir, ancak temel egemenlik anlaşmazlıklarını ortadan kaldırmıyor.
Kaynak: ThinkChina
2.4. Japonya ile Tayvan’ın stratejik yakınlaşması görünür hâle geliyor
Japonya’nın Serbest ve Açık Hint-Pasifik yaklaşımı ile Tayvan’ın dış ortaklıklarını genişletme çabası güvenlik, teknoloji ve ekonomik dayanıklılık alanlarında giderek daha fazla kesişiyor. ThinkChina’ya göre taraflar resmî ittifak kurmadan deniz güvenliği, yarı iletkenler, tedarik zincirleri ve kriz hazırlığında benzer çıkarlar geliştiriyor. Yakınlaşmanın sınırı ise Tokyo’nun Pekin’le ilişkilerini yönetme ihtiyacı ve Tayvan’ın resmî diplomatik statüsü olmaya devam ediyor.
Kaynak: ThinkChina
2.5. Güney Çin Denizi barış alanından yeni bir çatışma hattına dönüşebilir mi?
The Vibes değerlendirmesi, sahil güvenlik karşılaşmaları, askerî devriyeler, hukuk mücadeleleri ve dış güçlerin artan varlığının Güney Çin Denizi’ndeki yanlış hesaplama riskini büyüttüğünü savunuyor. Tarafların hiçbiri geniş çaplı savaşı istemese de küçük bir deniz olayı siyasi baskı altında hızla tırmanabilir. Bölgesel istikrar için kriz iletişimi, davranış kuralları ve deniz hukukuna dayalı öngörülebilir uygulamalar askerî caydırıcılıkla birlikte ilerlemek zorunda.
Kaynak: The Vibes
2.6. Çin medyası Filipinler’in BM üzerinden deniz yetki alanı hamlesini hedef aldı
Global Times, Filipinler’in Huangyan Dao/Scarborough Sığlığı çevresindeki deniz sınırlarını Birleşmiş Milletlere bildirmesini Çin egemenliğini aşındırmaya yönelik hukuki ve siyasi bir girişim olarak yorumladı. Yazı Pekin’in 2016 tahkim kararını reddeden resmî çizgisini tekrar ediyor ve Çin’in sahadaki askerî varlığını caydırıcılık aracı olarak öne çıkarıyor. Bu söylem, Güney Çin Denizi mücadelesinin artık gemiler kadar haritalar, hukuk ve kamuoyu anlatıları üzerinden yürütüldüğünü gösteriyor.
Kaynak: Global Times
2.7. ABD-Çin G2 fikri Serbest ve Açık Hint-Pasifik düzenine alternatif değil
Project Syndicate değerlendirmesi, Washington ile Pekin arasında büyük güçler arası bir G2 anlayışının Asya’daki küçük ve orta ölçekli ülkelerin hareket alanını daraltabileceğini savunuyor. Yazıya göre Japonya’nın Serbest ve Açık Hint-Pasifik yaklaşımı ile Hindistan, Avustralya ve diğer ortakların rolü daha çoğulcu bir denge sunuyor. Bölgesel düzen iki başkentin anlaşmasına değil, çok sayıda ülkenin karar süreçlerine katılabildiği kurallı bir mimariye dayanmalı.
Kaynak: Project Syndicate
3) Güneydoğu Asya
3.1. Endonezya’da işsizlik düşüyor, fakat iş kalitesi sorunu büyüyor
Endonezya’da işsizlik oranı mayıs ayında yüzde 4,65’e gerileyerek uzun yılların en düşük düzeyine indi. Buna karşılık yaklaşık 10,8 milyon kişi eksik istihdamda bulunuyor ve çalışanların yüzde 59’dan fazlası kayıt dışı sektörde yer alıyor. Üniversite ve diploma mezunları arasındaki işsizlik de beceri-iş eşleşmesi sorununu gösteriyor. İstihdam politikasının başarısı artık yalnız iş sayısıyla değil, ücret, güvence ve verimlilikle ölçülmek zorunda.
Kaynak: Jakarta Globe
3.2. Endonezya’da yoksulluk gerilese de 22,9 milyon kişi sınırın altında yaşıyor
Endonezya’nın yoksulluk oranı Mart 2026’da yüzde 8,07’ye gerilerken yoksul nüfus 22,93 milyona düştü. Kırsal yoksulluk yüzde 10,67 ile şehirlerdeki yüzde 6,34 oranının belirgin biçimde üzerinde bulunuyor ve yoksulların yarıdan fazlası Java’da yaşıyor. Veriler büyümenin toplumsal sonuç ürettiğini gösterse de bölgesel ve kır-kent eşitsizliklerinin kalkınma politikasının merkezinde kalacağını ortaya koyuyor.
Kaynak: Jakarta Globe
3.3. Endonezya ekonomisi yüzde 5,29 büyüyerek beklentileri aştı
Lianhe Zaobao’nun aktardığı verilere göre Endonezya ekonomisinin büyümesi beklentilerin üzerine çıktı ve yüzde 5,29’a ulaştı. Güçlü manşet büyüme, hükümetin yatırım ve tüketim odaklı programlarına alan açıyor. Ancak işgücü piyasasındaki kayıt dışılık, yoksulluk ve bütçe baskıları dikkate alındığında yüksek büyümenin kalıcı refah artışına dönüşmesi için üretkenlik ve nitelikli istihdamın da aynı hızda ilerlemesi gerekiyor.
Kaynak: Lianhe Zaobao
3.4. Endonezya’da Prabowo Çin’le yakınlaşırken stratejik özerkliği korumaya çalışıyor
Geopolitical Monitor, Prabowo yönetiminin Çin’le ticaret, kritik mineraller, yeşil sanayi ve güvenlik diyaloğunu büyütürken klasik ‘özgür ve aktif’ dış politikayı daha iddialı bir dengeleme stratejisine çevirdiğini savunuyor. Çin Endonezya için ekonomik lokomotif, aynı zamanda Natuna çevresinde güvenlik belirsizliği yaratıyor. Cakarta’nın temel sınavı, Pekin’le ekonomik bağı derinleştirirken deniz yetki alanları ve ASEAN merkeziliği konusunda açık kırmızı çizgileri korumak olacak.
Kaynak: Geopolitical Monitor
3.5. Endonezya’nın uluslararası finans merkezi önce yerli ekonomiye dayanmalı
Lowy Institute değerlendirmesi, Endonezya’nın yeni uluslararası finans merkezi mevzuatının vergi kolaylıkları ve özel uyuşmazlık mekanizmaları sağlayabileceğini, fakat tek başına ticari talep yaratamayacağını vurguluyor. Kalıcı model; emtia finansmanı, altyapı, enerji dönüşümü ve İslami finans gibi Endonezya’nın zaten ürettiği iş hacmine dayanmalı. Bali ya da başka bir merkez, Jakarta’nın finansal ağlarıyla güçlü bağlantı kurmadan Singapur veya Dubai benzeri bir ekosisteme dönüşemez.
Kaynak: Lowy Institute
3.6. Malezya’nın elektrikli araç vergisi yatırım ivmesini zayıflatabilir
Malezya, şarj altyapısını finanse etmek amacıyla elektrikli araç satışlarına yeni bir harç getirmeyi değerlendiriyor. Ancak ülkedeki kamuya açık şarj noktaları hedeflerin gerisinde kalırken BYD’nin planlanan fabrikası da yatırım koşulları nedeniyle belirsizlik yaşıyor. SCMP’ye konuşan uzmanlar, tüketici maliyetini artıran vergi ile yabancı üreticilere yönelik belirsizliğin aynı anda uygulanmasının Malezya’nın Tayland ve Endonezya’yla EV yatırımı rekabetini zorlaştırabileceğini belirtiyor.
Kaynak: South China Morning Post
3.7. Malezya siyasetinde Malay milliyetçiliği reform gündemini sıkıştırıyor
Malezya’da son seçim sonuçları ve Malay birlik söyleminin güçlenmesi, Anwar İbrahim’in çok etnili reform koalisyonu üzerinde yeni baskı yaratıyor. SCMP, iktidarın Malay-Müslüman seçmene daha sert biçimde yönelmesinin reform deneyini zayıflatabileceğini belirtirken Straits Times bu birlik dalgasının gerçek bir siyasi tabanı olduğunu savunuyor. Hükümetin sınavı, çoğunluk seçmeninin güvenini kazanırken koalisyonun çoğulcu yapısını ve kurumsal reformlarını korumak.
Kaynaklar: South China Morning Post; The Straits Times
3.8. Malezya’da Rohingyalara yönelik düşmanlık internet ortamından sokağa taşıyor
Democratic Voice of Burma’daki değerlendirme, Malezya’da Rohingyalara karşı yanlış bilgi ve örgütlü nefret söyleminin son aylarda belirgin biçimde arttığını aktarıyor. Sosyal medya kampanyaları tahliye baskısı, okul kapanmaları ve doğrudan yıldırma vakalarıyla birleşiyor. Ekonomik sıkıntı ve göç tartışmasının mültecilere yöneltilmesi, Kuala Lumpur’un hem kamu düzenini hem de uzun süredir ülkede yaşayan Rohingyaların temel güvenliğini korumasını zorlaştırıyor.
Kaynak: Democratic Voice of Burma
3.9. Myanmar’da çatışmanın merkezi bölgelerde yoğunlaşması bekleniyor
ACLED’in Myanmar görünümü, ordunun ülkenin merkezindeki ikmal hatları ve stratejik yerleşimler üzerindeki kontrolünü genişletmeye çalışmasıyla çatışmaların daha da yoğunlaşabileceğini öngörüyor. Direniş grupları sınır bölgelerindeki kazanımlardan farklı olarak merkezde daha dağınık bir savaş yürütüyor. Artan hava saldırıları, zorunlu askerlik ve yerel milislerin devreye girmesi sivil kayıpları ve yeni yerinden edilmeleri büyütebilir.
Kaynak: ACLED
3.10. Myanmar iç savaşında ilk kez sınırlı bir müzakere penceresi açılıyor
Beş yılı aşan çatışmanın ardından Myanmar’da tarafların doğrudan barış görüşmesine değil, en azından ‘görüşmeler hakkında görüşmeye’ yaklaşabileceğine ilişkin işaretler ortaya çıktı. Muhalefet ve etnik silahlı örgütleri bir araya getiren SCEF siyasi çözüm arayışına açık olduğunu belirtirken ateşkes ve siyasi tutukluların serbest bırakılmasını istiyor. Ordunun sahada yeniden güç kazanması ve Tayland başta olmak üzere bölgesel baskı, diplomasiyi mümkün kılıyor; kalıcı uzlaşı ise hâlâ uzak.
Kaynak: The Straits Times
3.11. Bangkok Myanmar’ı ASEAN’a döndürmek istiyor, fakat erken normalleşme riski var
Tayland, Myanmar yönetimiyle temasları artırarak şiddetin azaltılması, insani yardım ve ülkenin ASEAN mekanizmalarına kademeli dönüşü için alan açmaya çalışıyor. Analistler ise askerî yönetimin barış planındaki temel yükümlülükleri yerine getirmeden siyasi meşruiyet kazanabileceği uyarısında bulunuyor. ASEAN’ın yeniden angajmanı, yalnız toplantılara katılım değil, ölçülebilir ateşkes, yardım erişimi ve kapsayıcı siyasi diyalog koşullarına bağlanmalı.
Kaynak: The Straits Times
3.12. Myanmar-Çin petrol hattı iki ayrı savaşın baskısını taşıyor
The Diplomat, Myanmar’dan Çin’e uzanan petrol boru hattının hem ülke içindeki iç savaşın hem de daha geniş enerji jeopolitiğinin etkisi altında kaldığını değerlendiriyor. Hattın geçtiği bölgelerdeki güvenlik riski, bakım ve taşımacılık maliyetlerini artırırken Pekin açısından Hint Okyanusu’na kara üzerinden erişimin sınırlarını ortaya koyuyor. Boru hattı Malakka’ya alternatif sağlasa da çatışma coğrafyasından bağımsız bir enerji koridoru değil.
Kaynak: The Diplomat
4) Vietnam, Kamboçya ve Tayland: Kalkınma ve Devlet Kapasitesi
4.1. Vietnam’ın yeni devlet aygıtı daha teknokratik ama daha merkezi
Kyoto Review değerlendirmesi, Vietnam’ın son yeniden yapılanmasında ekonomi, finans, bilim ve teknoloji geçmişine sahip kadroların ağırlığının arttığını belirtiyor. Yaklaşık 150 bin kamu çalışanını etkileyen küçülme ve iki kademeli yerel yönetim modeli karar alma hızını artırmayı hedefliyor. Buna karşılık yerel uygulama kapasitesinin zayıflaması ve aşırı merkezileşme, Hanoi’nin yüzde 10’un üzerindeki büyüme hedefiyle idari gerçeklik arasında yeni bir boşluk yaratabilir.
Kaynak: Kyoto Review of Southeast Asia
4.2. Vietnam kırk yıllık büyüme modelini yeniden düşünmeye başladı
VietnamNet değerlendirmesi, Vietnam’ın ihracat, ucuz işgücü ve yabancı sermaye odaklı büyüme modelinin ülkeyi önemli ölçüde dönüştürdüğünü, ancak yeni aşamada verimlilik ve teknoloji sınırlarına ulaştığını vurguluyor. Hanoi artık yerli işletmelerin ölçeklenmesi, daha yüksek katma değer, bilim-teknoloji ve kurumsal reformlara daha fazla ağırlık vermek istiyor. Bir sonraki kalkınma sıçraması daha fazla fabrika çekmekten çok yerli yenilik ve yönetim kapasitesi üretmeye bağlı.
Kaynak: VietnamNet
4.3. Vietnam yeni kapsamlı dış ilişkiler stratejisini ekonomik hedeflere bağlayacak
Vietnam, dış politikanın yatırım, teknoloji, pazar erişimi ve yerel kalkınmaya daha doğrudan katkı sunmasını amaçlayan yeni kapsamlı bir strateji hazırlıyor. Yerel yönetimlerden dış ilişkilerini yüksek kaliteli doğrudan yatırım, bilim-teknoloji diplomasisi ve ihracat hedefleriyle uyumlu hâle getirmeleri isteniyor. Diplomatik ağın başarısı, protokol ve ziyaret sayısından çok ülkenin iddialı büyüme hedefleri için somut kaynak ve bilgi üretmesiyle ölçülecek.
Kaynak: VietnamNet
4.4. Vietnam dinî faaliyetler için dijital döneme uyarlanmış yeni hukuk çerçevesi kuruyor
Vietnam’ın inanç ve din mevzuatındaki değişiklikler 2027 başında yürürlüğe girecek ve çevrim içi dinî faaliyetler, kayıt süreçleri ile idari şeffaflık için yeni kurallar getirecek. Ülkede 16 dine bağlı yaklaşık 27,7 milyon takipçi bulunuyor. Hanoi bir yandan işlemleri dijitalleştirip hakların uygulanmasını standardize etmeyi, diğer yandan dinî kuruluşlar üzerindeki devlet denetimini daha düzenli bir hukuk çerçevesine taşımayı amaçlıyor.
Kaynak: VietnamNet
4.5. Agent Orange mirası Vietnam-ABD ilişkilerinde güven inşası aracı olmaya devam ediyor
Eurasia Review değerlendirmesi, dioxin temizliği, engelli bireylere destek, kayıp askerlerin bulunması ve patlamamış mühimmatın temizlenmesini Vietnam-ABD ilişkilerinin en kalıcı güven inşası alanlarından biri olarak ele alıyor. Savaşın sağlık etkileri onlarca yıl sonra da sürerken teknik işbirliği geçmişin siyasi yükünü azaltıyor. Bu konuda devamlılık, iki ülkenin daha geniş stratejik ortaklığının toplumsal meşruiyetini de güçlendirebilir.
Kaynak: Eurasia Review
4.6. Kamboçya’nın yeni sanayi aşaması için politika bankasına ihtiyacı var
Khmer Times değerlendirmesi, ticari bankacılığın Kamboçya’nın hazır giyim ve gayrimenkul büyümesini finanse edebildiğini, ancak uzun vadeli sanayi dönüşümü için farklı bir finansman aracı gerektiğini savunuyor. Politika bankası; teknoloji yatırımı, KOBİ ölçeklenmesi, üretim ekipmanı ve stratejik altyapı gibi geri dönüş süresi uzun projelere odaklanabilir. Başarı, ucuz kredi dağıtmaktan çok açık sektör hedefleri, profesyonel risk yönetimi ve siyasi müdahaleye karşı kurumsal koruma gerektiriyor.
Kaynak: Khmer Times
4.7. Kamboçya 2050 hedefi için demografik penceresini hızla kullanmak zorunda
Kamboçya’nın genç nüfus yapısı yüksek gelir hedefi için önemli bir avantaj sağlıyor, ancak bu demografik pencere kalıcı değil. Khmer Times’ın aktardığı değerlendirmeler, eğitim, mesleki beceri, sağlık ve kadınların işgücüne katılımında hızlı ilerleme olmadan genç nüfusun otomatik olarak verimlilik artışına dönüşmeyeceğini vurguluyor. Ülke yaşlanma başlamadan önce insan sermayesini güçlendirebilirse sanayi ve hizmetlerde daha yüksek ücretli bir büyüme modeli kurabilir.
Kaynak: Khmer Times
4.8. Tayland mevcut büyüme modelini değiştirmeden orta gelir tuzağından çıkamayabilir
Bangkok Post değerlendirmesi, Tayland’ın ihracat, turizm ve düşük maliyetli üretime dayalı büyüme modelinin artık daha zayıf sonuç verdiğini savunuyor. Yaşlanan nüfus, düşük yatırım ve verimlilik artışındaki yavaşlama yeni bir strateji ihtiyacını güçlendiriyor. Bangkok’un kısa vadeli teşvikler yerine rekabet, teknoloji, eğitim, KOBİ verimliliği ve hizmet sektöründe yüksek katma değer üreten daha uzun vadeli bir dönüşüme yönelmesi gerekiyor.
Kaynak: Bangkok Post
4.9. Tayland’ın görünmeyen işgücü yaşlanan ekonomi için yeni kaynak olabilir
Bangkok Post’taki değerlendirme, Tayland’ın işgücü daralmasını yalnız yeni genç çalışanlarla çözemeyeceğini ve ekonomide yeterince kullanılmayan insan kaynağına yönelmesi gerektiğini savunuyor. Yaşlı çalışanlar, kadınlar, göçmenler ve esnek çalışma isteyen grupların daha güvenli biçimde üretime katılması işgücü açığını azaltabilir. Bunun için beceri yenileme, sosyal koruma ve işyerlerinin farklı yaş ve yaşam koşullarına uyarlanması gerekiyor.
Kaynak: Bangkok Post
5) Türkiye, Hindistan ve Orta Güçler
5.1. Türk şirketleri Hindistan için tek ülke planı değil eyalet stratejileri kurmalı
India Narrative’de Mehmet Enes Beşer imzasıyla yayımlanan değerlendirme, Hindistan pazarının tek bir düzenleyici ve sanayi coğrafyası gibi ele alınmasının Türk şirketleri için yanlış olduğunu savunuyor. Gujarat, Maharashtra, Karnataka ve Tamil Nadu altyapı, beceri, izin süreçleri ve sektör kümelerinde farklı avantajlar sunuyor. Türk firmalarının ulusal distribütör söyleminden önce eyalet-şehir-küme-kanal bazında hedef belirlemesi ve yerel hizmet ağlarını doğrulaması öneriliyor.
Kaynak: India Narrative
5.2. Türkiye ile Hindistan büyük uzlaşma yerine işleyen bir normalleşme kurmalı
IDDF’de Mehmet Enes Beşer imzasıyla yayımlanan değerlendirme, Ankara-Yeni Delhi ilişkisinin bütün siyasi anlaşmazlıkları tek pakette çözmeye çalışmak yerine işleyen alanlarda yeniden başlatılmasını öneriyor. Ticaret, iş bağlantıları, ulaştırma, akademik temaslar ve sınırlı kurumsal diyalog, güveni adım adım yeniden oluşturabilir. Amaç büyük bir stratejik yakınlaşma ilan etmek değil, anlaşmazlıkların bütün ilişkiyi kilitlemesini önleyen pratik bir çalışma düzeni kurmak olmalı.
Kaynak: IDDF
5.3. Hindistan ve Endonezya Bağlantısızlar Hareketi’nden uzaklaşıyor mu?
The Diplomat değerlendirmesi, Hindistan ve Endonezya’nın Bağlantısızlar Hareketinin tarihsel mirasını korurken günümüzde daha esnek, çıkar odaklı ve çoklu ortaklıklara dayanan dış politika yürüttüğünü savunuyor. Quad, BRICS ve büyük güçlerle ayrı ayrı güvenlik-ekonomi işbirlikleri klasik blok dışılık anlayışını dönüştürüyor. Yeni model tarafsızlıktan çok stratejik özerklik; yani aynı anda farklı ortaklarla çalışırken resmî ittifak bağımlılığından kaçınmak üzerine kuruluyor.
Kaynak: The Diplomat
5.4. Hindistan’ın APEC üyeliği ihracat ve reform kapasitesini güçlendirebilir
Yeni akademik çalışma, APEC ekonomilerinin Hindistan’ın dış ticaretindeki ağırlığının arttığını ve üyeliğin ihracat odaklı büyümeyi destekleyebileceğini değerlendiriyor. Daha derin entegrasyon pazar erişimini genişletirken gümrük, standartlar ve ticaret kolaylaştırma reformları için dış çıpa oluşturabilir. Bununla birlikte üyeliğin gerçek kazanımı, yalnız yeni bir diplomatik platforma girmekten değil, Hindistan’ın iç lojistik ve rekabetçilik sorunlarını çözmesinden doğacak.
Kaynak: Journal of the Asia Pacific Economy
5.5. Popülist orta güçler dış politikayı kişiselleştiriyor ama ortak bir cephe kuramıyor
Carnegie Endowment raporu, orta güçlerde popülist liderlerin dış politikayı daha kişisel, lider merkezli ve iç siyasi kimliklerle bağlantılı hâle getirdiğini inceliyor. Bu liderler geleneksel diplomatik elitleri geri plana itebilir ve Çin ya da Rusya gibi aktörlere daha açık ilişkiler kurabilir. Ancak milliyetçilik ve kişisel rekabet, popülist hükümetlerin kalıcı bir uluslararası blok kurmasını zorlaştırıyor; lider değişimiyle dış politika yönü hızla tersine dönebiliyor.
Kaynak: Carnegie Endowment for International Peace
6) Bölgesel Bağlantısallık, Enerji ve Dijital Altyapı
6.1. Endonezya Kalimantan demiryolu için Çin ve Rusya ile görüşüyor
Cakarta, adada henüz faal bir demiryolu ağı bulunmayan Kalimantan için Çinli ve Rus yatırımcılarla Trans-Kalimantan hattını görüşüyor. Proje maden, sanayi ve yeni başkent çevresindeki lojistiği kara taşımacılığıyla bağlayabilir. Ancak büyük ölçekli demiryolunun ekonomik başarısı yalnız inşaat finansmanına değil, yük garantileri, güzergâh seçimi, çevresel etkiler ve yerel sanayi bağlantılarının uzun vadeli olarak planlanmasına bağlı olacak.
Kaynak: Jakarta Globe
6.2. Mekong Alt Bölgesi entegrasyonu ulaşım bağlantıları üzerinden somut ekonomik kazanç üretiyor
Asia Economic Policy Review’daki çalışma, Büyük Mekong Alt Bölgesinde sınır aşan ulaştırma yatırımları ile ticaret bağlantılarının bölgesel entegrasyonu güçlendirdiğini gösteriyor. Yol ve lojistik ağları pazar erişimini artırırken kazanımların dağılımı ülke ve bölgeler arasında eşit olmayabiliyor. Fiziksel bağlantının gerçek ekonomik değer üretmesi, sınır işlemleri, yerel üretim kapasitesi ve küçük işletmelerin yeni koridorlara bağlanmasıyla mümkün olacak.
Kaynak: Asia Economic Policy Review
6.3. ASEAN elektrik sisteminin dayanıklılığı yenilenebilir enerji, depolama ve şebekeye bağlı
Ember raporu, ASEAN elektrik kapasitesinin yaklaşık yüzde 64’ünün hâlâ fosil yakıtlara dayandığını ve merkezi sistemlerin iklim ile afet şoklarına açık olduğunu belirtiyor. Dağıtık güneş ve rüzgâr, batarya depolama, akıllı şebeke ve sınır aşan bağlantılar sistemin esnekliğini artırabilir. Enerji dönüşümü bu nedenle yalnız emisyon azaltma değil, tayfun, sel, deprem ve aşırı sıcaklara karşı kritik altyapı dayanıklılığı politikası olarak ele alınmalı.
Kaynak: Ember
6.4. Güneydoğu Asya veri merkezlerini bina değil kamu altyapısı gibi planlamalı
The Business Times değerlendirmesi, veri merkezlerinin başarısının yalnız arsa ve bina yatırımına indirgenemeyeceğini savunuyor. Elektrik üretimi, şebeke kapasitesi, su, fiber bağlantısı, ulaşım, işgücü ve çevresel sınırlar birlikte planlanmadığında tek tek projeler şehirlerin altyapı kapasitesini aşabilir. Yapay zekâ talebi büyürken hükümetlerin proje bazlı teşviklerden sistem ölçeğinde enerji-su-dijital altyapı planlamasına geçmesi gerekiyor.
Kaynak: The Business Times
6.5. ASEAN ve Japonya denizaltı kablolarında bakım ve onarım kapasitesini ortaklaştırmalı
RSIS değerlendirmesi, Güneydoğu Asya ile Japonya’nın yoğun denizaltı kablo ağlarına rağmen arıza, sabotaj, doğal afet ve yoğunlaşmış güzergâh risklerine açık olduğunu vurguluyor. Yeni kablolar kadar onarım gemileri, yedek ekipman, ortak tatbikatlar ve hızlı izin süreçleri de kritik. ASEAN-Japonya işbirliği, dijital ekonominin fiziksel omurgasını koruyacak bakım kapasitesini ve siber güvenlik standartlarını birlikte geliştirebilir.
Kaynak: RSIS
7) ASEAN Diplomasisi ve Dış Ortaklar
7.1. ASEAN kriz yönetiminde arabuluculuk kapasitesini daha kurumsal kullanabilir
Khmer Times değerlendirmesi, Kamboçya-Tayland sınır gerilimi ve Myanmar gibi krizlerin ASEAN’ın yalnız açıklama yapan değil, arabuluculuk ve gerilim azaltma kapasitesi bulunan bir kurum olup olmadığını sınadığını savunuyor. Konsensüs ilkesi kararları yavaşlatsa da genel sekreterlik, dönem başkanlığı ve ikili mekanizmalar daha aktif kullanılabilir. Bölgesel ajans, büyük güçlerin müdahalesini beklemeden ateşkes izleme ve düzenli diplomatik takip üretebilmekle güçlenecek.
Kaynak: Khmer Times
7.2. İngiltere Avrupa ile yeniden yakınlaşırken ASEAN bağlarını da büyütüyor
SCMP değerlendirmesi, Londra’nın Avrupa ilişkilerini onarmaya çalışırken Güneydoğu Asya’daki diplomatik ve ekonomik varlığını azaltmak yerine güçlendirdiğini belirtiyor. ASEAN, İngiltere için ticaretin yanı sıra savunma, temiz enerji, dijital ekonomi ve Hint-Pasifik diplomasisi açısından önem taşıyor. Etkinliğin kalıcı olması, bakan ziyaretlerinden çok düzenli finansman, şirket yatırımı ve bölgesel kurumlarla uzun vadeli çalışma kapasitesine bağlı.
Kaynak: South China Morning Post
7.3. ASEAN ABD’ye güven kaybederken kendi krizlerinde de sonuç üretmekte zorlanıyor
Council on Foreign Relations (CFR) değerlendirmesi, yeni Amerikan tarifeleri ve İran savaşının enerji etkilerinin Güneydoğu Asya’da Washington’a yönelik güveni zayıflattığını savunuyor. Aynı dönemde ASEAN Myanmar ve Güney Çin Denizi konularında bağlayıcı sonuç üretmekte zorlanıyor. Bölge ülkelerinin Çin’e daha olumlu yaklaşması bu iki eğilimi birleştiriyor: ABD’nin güvenilirliği tartışılırken ASEAN’ın kendi stratejik özerkliğini kurumsal kapasiteyle desteklemesi gerekiyor.
Kaynak: Council on Foreign Relations
7.4. ASEAN-Çin ilişkileri ticaretin ötesinde çok katmanlı bir sisteme dönüşüyor
ASEAN ve Çinli araştırmacıların ortak raporu, son otuz beş yılda ilişkinin serbest ticaret, altyapı, dijital ekonomi, enerji, güvenlik ve insan hareketliliği alanlarında yoğunlaştığını değerlendiriyor. Ekonomik karşılıklı bağımlılık derinleşirken Güney Çin Denizi ve stratejik rekabet ilişkiye siyasi sınırlar getiriyor. Bir sonraki aşamada büyümenin niteliği, ASEAN ülkelerinin teknoloji ve yerli kapasite kazanıp kazanmadığı ve anlaşmazlıkların kurumsal biçimde yönetilip yönetilemediğiyle ölçülecek.
Kaynak: CSIS Indonesia
7.5. ASEAN-Çin Serbest Ticaret Anlaşması 3.0 dijital ve yeşil ticareti merkeze alıyor
ASEAN-Çin FTA 3.0’ın yürürlüğe giriş süreci ilerlerken yeni düzenleme klasik tarife indirimlerinin ötesine geçiyor. Dijital ticaret, yeşil ekonomi, tedarik zinciri bağlantıları ve yeni ticaret kuralları anlaşmanın ana başlıkları arasında. ASEAN-Çin ticaretinin çok yüksek hacme ulaşması, yeni kuralların şirketler için doğrudan etkisini artırıyor; temel sınav ise daha derin entegrasyonun ASEAN içindeki üretim farklarını büyütmemesi olacak.
Kaynak: The Nation Thailand
7.6. ASEAN-5 jeoekonomik parçalanmada hem fırsat hem kırılganlık taşıyor
Atlantic Council raporu, Endonezya, Malezya, Filipinler, Tayland ve Vietnam’ın ASEAN ekonomisinin ve nüfusunun büyük bölümünü oluşturduğunu, bu nedenle küresel tedarik zinciri yeniden düzenlenmesinin merkezinde bulunduğunu belirtiyor. Genç nüfus, doğal kaynaklar ve üretim ağları yatırım çekiyor; fakat ticaret parçalanması, iklim riski, altyapı açığı ve düzenleyici farklılıklar kazanımları sınırlayabilir. Bölgenin avantajı taraf seçmekten çok farklı ağlara güvenilir biçimde bağlanabilmek.
Kaynak: Atlantic Council
7.7. Kamboçya-Tayland sınır anlaşmazlığı harita ve hukuk mücadelesine taşınıyor
Kamboçya’nın 1:200.000 ölçekli harita ve MOU çerçevesi için uluslararası tanınırlık arayışı, Tayland’la sınır anlaşmazlığını sahadaki güvenlik sorunundan hukuki-diplomatik mücadeleye genişletiyor. Bangkok kendi 1:50.000 haritaları ve su bölümü ilkelerine dayanıyor. Tarafların farklı teknik referansları, ateşkes sağlansa bile sınırlandırmanın uzun süreceğini ve ASEAN’ın kriz yönetimi kadar uzmanlık temelli ikili mekanizmalara ihtiyaç bulunduğunu gösteriyor.
Kaynak: The Nation Thailand
8) Yapay Zekâ, Dijital Ekonomi ve Stratejik Tedarik Zincirleri
8.1. Asya yapay zekâya Batı’dan daha iyimser yaklaşıyor
The Diplomat değerlendirmesi, Asya’da yapay zekâya yönelik toplumsal ve ticari ilginin Batı’ya kıyasla daha yüksek olduğunu savunuyor. Genç dijital nüfus, hızlı teknoloji benimseme, mobil finans ve kamu hizmetlerinde dijital sıçrama tecrübesi bu iyimserliği destekliyor. Ancak yüksek beklenti otomatik başarı anlamına gelmiyor; veri kalitesi, enerji maliyeti, beceri açığı, düzenleme ve yerel dil modelleri ülkeler arasında ciddi fark yaratacak.
Kaynak: The Diplomat
8.2. Güneydoğu Asya stratejik tedarik zincirlerinde ABD ile Çin arasında sıkışıyor
Lowy Institute raporu, yarı iletkenler, kritik mineraller ve temiz enerji gibi stratejik sektörlerin Güneydoğu Asya için büyük yatırım fırsatı yarattığını, ancak ABD-Çin ayrışmasının politika alanını daralttığını belirtiyor. Bölge ülkeleri Çin üretim ağlarından kopmadan Amerikan ve diğer ortakların ekonomik güvenlik yatırımlarını çekmek istiyor. Kalıcı avantaj, yalnız fabrika taşınmasından değil yerli tedarikçi, beceri, enerji ve teknoloji kapasitesinin gelişmesinden doğacak.
Kaynak: Lowy Institute
8.3. Pax Silica Filipinler’e yapay zekâ tedarik zincirinde sıçrama fırsatı sunuyor
Filipinler’in ABD öncülüğündeki Pax Silica girişiminde planlanan New Clark City teknoloji bölgesi, yarı iletkenler, kritik mineraller ve yapay zekâ altyapısında daha yüksek katma değerli üretim hedefliyor. Destekleyenler projeyi ülkenin montaj ağırlıklı elektronik sektörünü ileri üretime taşıma fırsatı olarak görüyor. Asıl başarı ölçütü yatırım tutarı değil, Filipinli tedarikçilerin teknoloji, mühendislik ve yüksek ücretli işlerde ne kadar pay alacağı olacak.
Kaynak: Philippine Daily Inquirer
8.4. Pax Silica’nın enerji, su, arazi ve jeopolitik maliyeti tartışılıyor
Pax Silica projesine yönelik eleştiriler, büyük teknoloji ve veri altyapısının yüksek elektrik, su ve arazi ihtiyacını Filipinler’in mevcut altyapı açıklarıyla karşılaştırıyor. Diğer bir eleştiri, güvenilir yapay zekâ tedarik zinciri söyleminin Çin’i dışlayan daha geniş bir jeoekonomik bloklaşmaya dönüşebileceği yönünde. Manila’nın projeyi savunabilmesi için kaynak planlarını, yerel katma değer şartlarını, çevre korumasını ve yatırımcı yükümlülüklerini açık biçimde ortaya koyması gerekiyor.
Kaynaklar: Philippine Daily Inquirer; Rappler
8.5. Türkiye-ASEAN ticaretinin yeni sınırı tarifeler değil dijital uyumluluk
LinkedIn’de Mehmet Enes Beşer imzasıyla yayımlanan değerlendirme, ASEAN Dijital Ekonomi Çerçeve Anlaşmasıyla birlikte e-imza, e-fatura, dijital kimlik, veri akışları, siber güvenlik ve ödeme sistemlerinin ticaretin yeni kuralları hâline geldiğini savunuyor. Türkiye’nin ASEAN diyalog ortaklığını teknik uyumluluk için kullanması öneriliyor. İlk adımlar; düzenleyici harita, elektronik belge pilotu ve bir sınır ötesi ödeme denemesi olabilir.
Kaynak: LinkedIn
9) Enerji, Gıda ve Sosyoekonomik Dayanıklılık
9.1. Malezya enerji güvenliği için gaz tedarikini çeşitlendiriyor
Malezya hükümeti jeopolitik gerilimlerin enerji piyasalarını kırılganlaştırması üzerine büyük ölçekli gaz kaynaklarına erişimi çeşitlendirmeyi önceliklendiriyor. Rusya dahil farklı petrol seçenekleri ticari ve hukuki koşullara bağlı değerlendirilirken Petronas Türkmenistan’da yeni gaz sahaları ve sismik çalışmalar için anlaşmalar yaptı. Daha fazla tedarik seçeneği fiyat oynaklığını tamamen ortadan kaldırmayacak, ancak arz güvenliği ve Malezya enerji şirketlerinin dış pazarlardaki rolünü güçlendirebilir.
Kaynak: Malay Mail
9.2. Malezya Batı Asya krizine karşı üç aşamalı gıda güvenliği planı başlattı
Kuala Lumpur, gıda fiyatlarını ve arzını korumak için kısa, orta ve uzun vadeli üç katmanlı bir strateji açıkladı. Kısa vadede gübre vergisi muafiyeti, çiftçi ve balıkçı destekleri; orta vadede mevcut üretim alanlarının verimliliği; uzun vadede ise ulusal gıda güvenliği yasası, gübre tampon stoku ve yeni üretim bölgeleri öne çıkıyor. Plan, enerji ve gübre şoklarının gıda güvenliğine doğrudan yansıdığını kabul eden daha bütüncül bir yaklaşım sunuyor.
Kaynak: The Vibes
9.3. Asya ekonomileri enerji ve jeopolitik şoklar nedeniyle gıda güvenliği riskiyle karşı karşıya
China Daily değerlendirmesi, enerji maliyetleri, gübre tedariki, iklim olayları ve ticaret kesintilerinin Asya’da gıda fiyatlarını aynı anda etkileyebileceğini vurguluyor. İthalata yüksek bağımlı ekonomiler için yalnız stok tutmak yeterli değil; üretim verimliliği, tedarikçi çeşitlendirmesi, lojistik ve bölgesel ticaret kanallarının açık tutulması gerekiyor. Gıda güvenliği giderek tarım politikasından çok enerji, ticaret ve afet dayanıklılığını birleştiren stratejik bir meseleye dönüşüyor.
Kaynak: China Daily
9.4. Kuşak ve Yol katılımı tarımda yeşil verimliliği artırabilir
Journal of the Asia Pacific Economy’de yayımlanan akademik çalışma, Kuşak ve Yol Girişimine katılımın tarımsal yeşil toplam faktör verimliliği üzerinde olumlu etki yarattığını ortaya koyuyor. Etki, gelir düzeyi, teknoloji kapasitesi ve kurumların daha güçlü olduğu ülkelerde daha belirgin. Sonuçlar altyapı bağlantısının tek başına yeterli olmadığını; sürdürülebilir tarım kazanımının teknoloji aktarımı, kaynak verimliliği ve yerel uygulama kapasitesiyle birlikte ortaya çıktığını gösteriyor.



